Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1672




2016 yılının müzik olayı sizce hangisidir?

Ozan, besteci ve müzisyen Bob Dylan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması!
Kanserle mücadale eden Fatih Erkoç'un, hastalığının ilerlemiş olmasına rağmen konserlerine devam etmesi!
Fazıl Say'ın Beethoven Akademi Ödülü'nü kazanması
Kanadalı yazar, ozan, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen'in vefat etmesi
Taylor Swift'in Grammy Ödülü'nü kazanması
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın Devlet Çoksesli Korosu'nun provasını İzlemesi
DOB'nin 2016 yılında da sürekli Türk müzikal ve operalarına repertuarında çokça yer vermesi!

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler







 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 7 müzisyen gazete okuyor
 
 
Özel Dosyalar
 
  Johannes Brahms'da ikiser tahlili (2)

J. Brahms - Piyano Konçertosu no.1 Op.16 re minör
J. Brahms - Senfoni no.1 Op.68 do minör


Johannes Brahms

(1833 – 1897)

Alman besteci, piyanist ve orkestra şefi, 19. yüzyılın ikinci yarısının en önemli Alman Romantik Bestecilerinden.

17 Mayıs 1833'de Hamburg'da do
ğan Brahms (Aşağı Sakson - Kuzey Alman) genişçe bir ailenin çocuğuydu. Babası el işçiliğiyle para kazanıyordu, ayrıca Hamburg'taki birkaç dans lokalinde korno ve kontrabas çalarak küçük gruplarla sahne alıyordu. Brahms piyano dersleri alarak müziğe yedi yaşında başladı. Besteciliğe olan yeteneğini genç yaşlarda göstermeye başladı, 1849'da yazdığı Sevilen Valsler üzerine Fantezi adlı yapıtı Piyano çalarlar için çalınması hiçte kolay olmayan bir yapıttır.

Brahms genç birisi olarak kendine özgü bir anlatım biçimi geli
ştirmişti; erken dönem yapıtlarını Pseudonymen (G. W. Marcks, Karl Würth) adı altında yayınlatıyordu ve bunlara kendine göre yüksek opus numaraları veriyordu. Başlarda yalnızca piyano yapıtları veren Brahms orkestranın olanakları ve sınırları konusunda kendine henüz güvenmiyordu. Daha sonraki yıllarda da orkestra yazısı konusunda yakın çevresinin desteğine başvurmuştur.

1853 yılında, Reményi adı altında icra eden Macar kemancı Eduard Hoffman (1828-98) Brahms'ı Hannover'de oturan dönemin büyük kemancısı Joseph Joachim ile tanı
ştırmıştır. Joachim'den çok etkilenen Brahms Onun çalışında yoğun bir ateş, öyle ki, herşeyi kaderine bırakan bir enerji, ritimdeki kesinlik, sanatçıyı gösterircesine ve onun yapıtlarında (bestelerinde) daha şimdiden büyük bir anlatım gücü görüyorum, yaşıtlarıyla karşılaştırılamayacak bir biçimde... diye söz eder.
Joachim'in Brahms'a önerisi, kendisini Weimar'da Saray Müzik Direktörü olan Franz Liszt'e tanıtması olmu
ştu. Liszt'in Brahms'a sözü ise Breitkopf & Härtel Yayınevi'ne yazdığı bir mektupta kendisinden söz etmesi olmuştu. Brahms bu durumdan pek bir beklenti çıkaramamış ve Joachim'e bir mektup yazarak kendisini sanat yaşamına sokmasını istemişti. Bunun üstüne Joachim Brahms'ı Düsseldorf'ta oturan besteci Robert Schumann'la tanışmasını önermişti.

25 Ekim 1853 yılında Robert Schumann tarafından Leipzig'te kurulan "Müzik için Yeni Dergi" nin (Neuen Zeitschrift für Musik) Yeni Yollar ba
şğı altında ilk yazısını Schumann yazmış ve Brahms için şunları belirtmiştir:

"(...) ve o geldi i
şte, bu seçkin ve kahraman nöbeti tutabilecek yeni bir kan. Hamburg'lu Johannes Brahms, oranın karanlık sessizliğinde yaratılmış ama sanatın bu zor uzlaşısında kendisine fazlasıyla ve coşkuyla ilgilenmiş bir öğretmenden biçimlenmiş, kısa bir süre önce saygıdeğer yakınım olan bir usta tarafından bana sözü edilen Brahms. Bütün bu belirtileri üzerinde taşıyan o: O seçkin birisi. (...)"

Schumann, Müzik Yayınevi Breitkopf & Härtel'in de Brahms'ı kabul etmesini dileyerek, yayınevinin Brahms'ın birkaç çalı
şmasını yayınlamsını istedi. Onun kişisel olarak bu konuya yüklenmesi yirmi yaşındaki Brahms'ı Almanya'da sanki bir gecede ünlü birisi yapmıştı. Müzikle ilgilenen bir sürü kişi ondan bir şeyler dinlemek, yapıtlarını görmek, bu yeteneği daha çok tanımak istiyordu. Bu durum Brahms'ı ürkütmüştü. Schumann'a yazdığı mektuplarında korkularını dile getirmiş, kamu ölçütlerine göre yetersiz kalabileceğini belirtmişti. Kendini aşırı eleştirerek bunalıma girip bir kaç çalışmasını yakıp yok etmişti.

Piyano Konçertosu no.1 Op.15 re minör
Johannes Brahms, ilk büyük orkestra eseri olan 1. Piyano Konçertosu'nu bestelemek için kararsızlıkla geçen uzun bir zaman ve emek harcamı
ş, eser birçok değişiklikten sonra bugünkü haline gelmiştir. Önce dört bölümlü bir senfoni yazmayı düşünmüş; ancak orkestra yazısına kendini yeterli görmeyen 21 yaşındaki besteci, bu fikrini iki piyano için sonat olarak gerçekleştirmiştir. 1854'te Clara Schumann ile çaldığı bu sonatı beğenmemiş, kemancı Joseph Joachim'e yazdığı bir mektupta, Re minör Sonat'ının iki piyanoyla çalınmasının doyurucu olmadığını belirtmiş; bir yıl sonra da konçertonun ilk bölümünü bir senfonik bölüm olarak tamamlamıştır. 1856'da ise bunu, bütünüyle bir piyano konçertosu haline getirmeyi planlamış ve her safhada da, çok saygı duyduğu Clara Schumann ile Joseph Joachimen fikirlerini almıştır. Sonatın ilk iki bölümünü konçertoda değerlendirmiş, üçüncü bölümünü Alman Requiemi'nde kullanmak üzere saklamış ve yeni bir final yazmıştır.

22 Ocak 1859'da ilk kez Hamburg'da Joachim yönetimindeki Hannover Saray Orkestrası e
şliğinde Brahms taralından seslendirilen konçerto beğenilmemiş, 27 Ocak günü Leipzig'de ise ıslıklanmış; ancak üçüncü çalmışında, 24 Mart 1859'da bu kez Julius Rietz'in yönetimindeki Hamburg yorumu başarı kazanmıştı. Eser alışılmış tarzda bir konçerto değildi: Piyano konçertant değil, orkestraya yardımcı olan bir ortak gibiydi; piyanoyla orkestra arasında bir yarışma yoktu. Piyanolu Senfoni adı takılan bu konçertoda piyano, solist çalgı görevi yerine zorunlu (obligato) partisini yürüten bir orkestra çalgısı durumundaydı. Orkestrada ise, romantik çağın parlak ve etkileyici unsurları kullanılmamış; yaylı çalgılar bir bütün olarak değil, solist olarak düşünülmüştü. Bu yüzden Breitkopf ve Härtel yayınevi konçertoyu basmayı kabul etmemiş, eser ancak 1861'de Reiter-Biedermann yayınevince basılmıştır.

25 dakika süren 6/4'lük ölçüde, görkemli (Maestoso) tempoda ba
şlayan 1. Bölümde orkestranın, iki piyano için yazılan eski sonatın birinci piyano partisini çaldığı gözlenebilir. Ancak birinci ve ikinci piyano zaman zaman değişmektedir. Eser uzun ve dramatik bir girişle başlar, orkestra güçlü (fortissimo) şekilde hemen temayı belirler. Timpanilerin gürleyici eşliğinde, yaylıların uzun trilleri duyulur. Yalvarıcı bir yan tema yaylılarda yansır. İkinci temayı, yavaşça giren piyano sunar. Bölümün en ilgi çekici yeri, piyanonun Fa Majör tondaki uzun ve zengin armonili melodisiyle ana temanın tekrar belirmesidir (un poco più moderato). Daha sonra tatlı bir ezgi kornolarla sergilenir. Piyanonun tekrar girişiyle eser konçerto stiline döner.

Yine 6/4'lük ölçüde, fakat Re Majör tonda ve a
ğır (Adagio) tempolu 2. Bölüm, gerçekten Brahms'a uymayan bir ağırlıktadır. Adeta büyük bir dinsel sükûnet içindeki matem havasım yansıtır gibidir. Üç bölmeli olan Adagio'da hüzünlü ve ciddi tablolar çizilir. Brahms, 1856'da ölen arkadaşı ve yol göstereni Robert Schumann'ı anmak istemiş, bölümün başına bunu belirten Latince bir ibare koymuştur: "Tanrı'mın adına gelen ki o takdis edilsin".

2/4'lük ölçüde ve Rondo biçimindeki, pek hızlı olmayan (Allegro non troppo) 3. Bölüm, piyanonun cardı ve mücadeleci giri
şiyle başlamasına karşın yine de tam neşeli değildir. Bu ana temadan üzüntülü ya da enerjik yan temalar doğar. Birinci bölümün ana teması yine, bu kez virtüözce sergilenir. Piyaniste teknik bakımdan ustalığım gösterme fırsatı doğar. Dördüncü ve beşinci parmakla triller, güç akorlar, fortissimo pasajlar ve parlak bir kadanstan sonra eser, coşkun bir finalle sona erer. (Süre 45')

Senfoni no.1 Op.68 do minör
Johannes Brahms'ın 1855'te taslaklarını hazırladı
ğı, ancak 20 yıl sonra, 1876'da tamamlayabildiği ilk senfonisi armoni zenginliği, dramatik ve lirik unsurların ustaca değerlendirilişi, duygusal yoğunluğu ve besteciye özgü anlatım özellikleriyle onun en iyi eserlerindendir.

Ünlü orkestra
şefi Hans von Bülow bu senfoniyi onuncu olarak adlandırmış ve dokuz senfoni yazan Beethoven'i ima etmek istemiştir. Gerçekten de Brahms, yıllarca Ludwig van Beethoven'in büyüklüğünün etkisini duyarak yaşamış, bu yüzden ilk senfonik eserini yazmakta gecikmiştir. Çoğu kez Beethoven'in Do minör Senfoni'sine benzetilen eserin dramatik ve patetik karakterli başlangıcı, parlak ve yaşama bağlı finale dönüşür. Girişte duyulan ana tema, Beethoven'in 5. Senfoni'sindeki gibi, bütün senfoninin ana fikridir.

İlk kez 4 Kasım 1876'da Karlsruhe'de Otto Dessoff yönetimindeki kent orkestrasınca seslendirilen senfoninin 1. Bölümü, 6/8'lik ölçüde ve Do minör tondaki çekingen tempolu, ancak görkemli (Un poco sos-tenuto) bir girişle başlar. Timpani ve kontrbasların uzayan sesleri eşliğinde yarım tonlu (kromatik) olarak keman ve viyolonsellerle gelişen motif, senfoninin çekirdeğidir.

Yaylıların sundu
ğu temadan sonra kısa bir geçişle çabuk bölmeye, Allegro'ya ulaşılır. Yine kromatik seslerin kullanılışı birinci temayı belirler. Obuaların duyurduğu yalvaran ezgi ise ikinci temadır. Klarnet ve kornoyla süren tema, yaylı çalgıların sert motifiyle kesilir. Bu kez Majör tonda beliren son, bu anlaşmazlığı gidermiş, ferahlık getirmiş gibidir.

Mi Majör tonda ve 3/4'lük ölçüdeki 2. Bölümde (Andante sostenuto) barı
şçı ve sakin bir hava hâkimdir. Birinci bölümün kromatik seslerinin yarattığı huzursuzluk yavaş yavaş kaybolur. Obuanın şarkısına korno ve solo keman da katılır. Huzursuz yükselişle tekrara geçilir. Coda'da ise renkli orkestral yapıda solo keman önder olur.

La bemol Majör tonda ve 2/4'lük ölçüdeki 3. Bölüm, zarif ve biraz çabukça (Un poco Allegretto e grazioso) tempoda, Beethoven senfonilerindeki Scherzo havasındaki üçüncü bölümün aksine Brahms'a özgü sakin, sevimli ve
şen tablolar çizer. Tahta üfleme ve yaylı çalgılar arasındaki diyalogla zarif tarzda, 6/8'lik ölçüde, Si Majör tondaki trio'da beliren hava daha da sakindir. Ancak temaların birleşip ayrıldığı, bir oda müziği güzelliğiyle çalgılara eşit olanaklar sağlayan bölüm, sanki bir çözüm bekler: Birinci bölümün ciddi kromatik teması yeniden belirmiş, sorunlar çözülmemiştir.

4/4'lük ölçüdeki 4. Bölüm a
ğır (Adagio) - daha ağırca (più Andante) - parlak ama o kadar hızlı değil (Allegro ma non troppo ma con brio) - daha çabuk (piü Allegro) tempo değişiklikleriyle istenen cevabı getirir. Üç bölmeli final, birinci bölümü hatırlatan trajik gerilimle başlar. Sinirli pizzicato'lar, tahta üfleme çalgılarda duyulan tutkulu resitatif ve bunu izleyen timpaninin güçlü girişi daha sonra kaybolur; orkestra sanki nefes almaktadır.

Bölümün Andante'sinde orkestranın zarif ve ancak i
şitilen tremolosu eşliğinde kornonun basit ve enerjik ezgisi, Brahms'ın Clara Schumann'a doğum günü nedeniyle açıkladığı halk şarkısı "Also blus das Alphorn heut" (İşte Alp kornosu üflüyor bugün) -Do minör tonda- duyulur. Flüt de neşeyle buna katılır. Trombonlar da yansıyan koral biçimindeki kısa geçit bu neşeli atmosferi destekler.

Kornonun canlı ezgisinin tekrar duyulmasıyla finalin Allegro bölmesine geçilir. Beethoven'in 9. Senfoni'sinin Ne
şeye Övgü Korali'ni anımsatan ana tema hemen girer. Ezgi aynı neşeli karakterde yan temalarla gelişir. Karanlık güçler yenilmiştir; zaferi belirleyen neşeli ritimdeki melodi kemanların güzel sonoriteli Sol telinde kuvvetle yansır. Adagio'nun minör tondaki karanlık teması, Majörde bütün parlaklığıyla belirir. Yine Adagio'daki sinirli pizzicato ve Allegro non troppo'daki basit korno ezgisi bu kez Majör tonda zirveye ulaşmakta, neşeye hizmet etmektedir. Eser, bitişi hazırlayan bu coşku ve parlak tempo hızlanmasıyla (stretta) son bulur.  
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017