Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1730




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Haberler
 
 

Dimitrie Cantemir eserleri bir albümde toplandı - 06.03.2009



Türk müziği ve ona ait bir enstrüman olan klasik kemençe ile neler yapılabileceği üzerinde uzun yıllar çeşitli denemeler yapan klasik kemençe virtüözü  Ahmet Kadri Rizeli, değerli müzisyenler Uğur Işık (cello), Safinaz Rizeli (kanun),     Pelin Değirmenci (tanbur), Volkan Yılmaz (ney) ve Serdar Bişiren’den (kudüm) oluşan “Golden Horn Ensamble” grubu eşliğinde Türk klasik müziğinin temelini oluşturan ölümsüz Dimitrie Cantemir eserlerini bir albümde topladı.

Hem icracı hem kuramcı, hem de besteci olarak Türk kl
âsik musikisinin parlak bir temsilcisi olan Prens Kantemir (Kantemiroğlu), tüm eserlerinde Batı-Doğu, Hıristiyanlık-İslam medeniyetleri arasındaki diyaloğun hoşgörülü ve tarafsız öncülerinden biridir.

Alfabetik ve sayısal nota sistemini icat eden Cantemir, Türk müzikolojisinde   Kit
âb-ı ‘ilmü’l mûsikî ‘ala vechi’l hurufât” (Kantemiroğlu Edvârı) şeklinde adlandırılan bu meşhur ve eşsiz hazineyi bugüne kadar ulaştırmıştır. Çar Büyük Petro tarafından Rus İmparatorluğu prenslik ünvanı ile onurlandırılan Cantemir, müzikal mirasının yanı sıra İstanbul’da başladığı ünlü tarihsel çalışması “Osmanlı İmparatorluğu’nun Büyüme ve Çöküşü” adlı Latince Osmanlı Tarihi’ni de 1717 yılında Rusya’da tamamladı.

CD’deki tüm parçaların ait olduğu peşrev ("prelüd", "giriş"), İran menşeli çok parçalı bir janr olup en fazla dört beyit (hâneler) ve bir ritornellodan (mülâzime, daha sonra teslîm olarak bilinir) oluşan çeşitleri bulunur. Bazı zamanlarda orta kısım zeyl de eklenir ve diğer peşrevler koda (serbend) ile bitirilir.

Başlıklarda, halen geçerli bir uygulama olarak, Cantemir -bilinen- bestecilerin isimlerini, makâm ve usûlü vermektedir. 1 ila 6 arası eserler Cantemir’in kendine ait besteler, 7. parça anonimdir. Bazı hallerde, peşrevlere program başlıkları verilir, örneğin Pençgâh peşrev (parça 2) “huri” adındadır ve Beyati peşrev (parça 6) “hüzünden uzaklaşmak” anlamına gelir. 7. eser, mümkün olduğu kadar çok makam ile kısa aralıklarda ton değiştirerek oluşturulan peşrevin özellikle ayrıntılı hali külliyatı temsil eder.


Ahmet Kadri Rizeli’nin sanat yönetmenliğini yaptığı 7 eserden oluşan albümün mixinde Ahmet Karaduman, Ahmet Kadri Rizeli ve tonmaister olarak da Ahmet Karaduman ve Mustafa Karaduman imzası bulunuyor.

Pek çok albüme yönetmenlik yapmış ve kemençesi ile katılmış olan Ahmet Kadri Rizeli, geçtiğimiz aylarda çıkardığı Jazz Alla Turca albümü ve ayrıca 2001’de SONY BMG tarafından desteklenen “Osmanlı Mozaiği” adlı 7 cd’lik bir arşiv çalışmasını, 5 cd den oluşan “Bestekarlar Serisi”ni ve ilk kez günışığına çıkan “ATA’ya ithaf şarkılar” cd’sini de dinleyicilerle buluşturmuştu.








DIMITRIE CANTEMIR (KANTEMİROĞLU) 1673-1723

Paris’te Pantéon’a yakın meşhur Sainte Généviève Kütüphanesi duvarında dünyanın en büyük bilim ve kültür adamlarının listesinde DEMETRİUS CANTEMİR’in ismi de bulunmaktadır. Büyük  Romen bilgin, tarihçi, yazar, felsefeci ve bestekâr, Türk klâsik müziği tarihinde Prens KANTEMİR veya KANTEMİROĞLU olarak anılmaktadır. Kendisi, bugünkü Romanya’nın Vaslui ilinin Sălişteni kasabasında Constantin Cantemir’in oğlu olarak doğdu.Boğdan Prensliği’nin başkenti Yaş(İaşi) şehrinde mükemmel bir öğrenime başladıktan sonra 15 yaşındayken İstanbul’a gelip, burada kısa aralıklar haricinde 22 sene (1688-1710), çoğu Ortaköy’deki yalısında yaşadı.  Rum Ortodoks Patrikhanesi Akademisi’nde tahsiline devam ederek, bunun yanı sıra Es’ad Efendi’den Türkçe, Nefioğlu’ndan Kuran-ı Kerim, Kemânî Ahmed Çelebî ve Tanbûrî Koca Angeli’den de Türk müziği ve tanbur dersleri aldı. Beyzâde Kantemir’in bir süre sonra mükemmel tanburi olarak  İstanbul’da edindiği şöhret hem kendisine yüksek rütbeli devlet memurlarının evlerinin kapılarını açtı hem de dostlarını (Batı diplomatları dahil) Ortaköy’deki kendi zevkine göre döşediği sarayında ağırlama fırsatı verdi. Prof.İnalcık’a göre Prens Kantemir “was the first to open a window toward the West for the Turkish culture”.Bu açıdan Ortaköy’deki sarayında “batılılaşma fikirleri” tartışılırdı. Lâle devrinin (1718-1730) açılmasına zemin hazırlayan Prens Kantemir’in dostları arasında Reis Efendi ve Sadrazam Rami Mehmed Paşa, Kantemir’in Hocası olan Nefioğlu, Padova Üniversitesi mezunu Baştercüman Aleksandır Mavrokordato vs. bulunuyordu. Bunları bizzat Sultan III.Ahmed (1703-1730) himaye ederdi. Rami Mehmed Paşa Sadrazam olduğunda Prens Kantemir de Türk müziği üzerine yazdığı, şöhret kazanan Edvârı’  III.Ahmed’e sundu. Babası öldüğünde (1693) genç Dimitrie 3 hafta süresince Osmanlı Devleti’ne bağlı ama özerk  haraçgüzar Boğdan Prensliği’nin başında  Voyvoda olarak bulundu. Boğdan Voyvodası olarak 25 Kasım 1710 yılında tekrar tayin olunca İstanbul’dan ayırılıp memleketine döndü. Böylece Fener’deki Sancaktar Yokuşu’nda inşaat ettiği, güzel kütüphane ve sanat eserleriyle donatılmış yeni görkemli sarayında oturamadı. (Bu saray son yıllarda kısmen restore edildi ve Kantemir Müzesi olarak düzenlendi). Prens Kantemir, 1711 yılında yanlış hesap yaparak Çar I.Petro ile ittifak etti. Prut seferinde Osmanlı zaferi neticesinde Rusya’ya sığınarak, Çar Petro’nun en yakın danışmanlarından biri oldu. İstanbul’da başladığı ünlü İncrementa atque Decrementa Aulae Othomanicae (Osmanlı İmparatorluğu’nun Büyüme ve Çöküşü) adlı  Lâtince Osmanlı Tarihi’ni 1717 yılında Rusya’da tamamladı.Bu kitap XIX. asıra kadar Osmanlı tarihi sahasında “standard work” olarak kalmıştır. Ayrıca İslam Dini Durumu adlı Rusça eserini 1722 yılında Sankt-Petersburg’ta neşretti. Romanya’nın tarihi, edebiyatı, felsefesi, coğrafyası ve folklörü alanlarına da büyük katkıları vardır. 1714 yılında Berlin Akademisi üyesi seçildi. 1716 yılında  Descriptio Moldaviae (Boğdan’ın Tasviri)’ni de yazdı. Tüm eserlerinde Batı-Doğu, Hıristiyanlık-İslam medeniyetleri arasındaki diyaloğun hoşgörülü ve tarafsız öncülerinden biridir. 1722 yılında Petro’nun Kafkas seferine katılırken orada ilk matbaayı kurdu. Hastalanarak Moskova’ya döndü ve burada 21 Ağustos 1723 tarihinde öldü. Prens Kantemir (Kantemiroğlu) hem icracı hem kuramcı hem de besteci olarak Türk klâsik musikisinin parlak bir temsilcisidir. Ali Ufki’den sonra alfabetik ve sayısal nota sistemini icat eden Kantemir, Türk müzikolojisinde Kantemiroğlu Edvâşeklinde de adlandırılan meşhur Kitâb-ı ‘ilmü’l mûsikî ‘ala vechi’l hurufât risalesinde, 350 eski Türk enstrüman melodisini kayıt ederek bu eşsiz hazineyi bugüne kadar ulaştırmıştır. Ayrıca bu eserde Kantemiroğlu’nun 50 civarında orijinal bestesi (çoğu peşrev ve semai ayrıca 2 beste) yer almaktadır. Hattâ bir rivayete göre Galata Mevlevihanesi’nde seslendirilen “Dervişlerin dans müziği” de Prens Kantemir’e aittir. Sadece 50 yıl yaşamasına rağmen bu ansiklopedik deha, muazzam bir kültür mirası bırakmıştır.

 
 
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019