Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1682




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler





 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 19 müzisyen gazete okuyor
 
 
Portre
 
  Pjotr Iljitsch Tschaikowski (1840 – 1893)

Babası devlet madenlerinde müfettiş, annesi yarı Fransız olan ailenin oğlu olarak 1840 yılında Rusya’nın Votkinsk şehrinde doğdu. Tschaikowski’nin (Çaykovski) müzik yeteneği aileden gelme değildi. Fransız mürebbiyesi Fanny Dürbach müzik yeteneğini küçük yaşta fark ettiyse de, ailesi bu yeteneğini doğrudan desteklemedi.

Çaykovski 1850’de Petersburg’daki Hukuk Okulu’nun hazırlık bölümüne yazıldı.1859’da bu okulu bitirdi ve Adalet Bakanlı
ğı’nda birinci sınıf memur olarak görev aldı. Okul yıllarında ünlü koro şefi Lomakin’in öğrencisi oldu ve onun yanında koro dersleri aldı. Piyano çalışmalarını ise Kündinger ile sürdürdü ancak olağanüstü yeteneği keşfedilemedi.
20 ya
şındayken doğaçtan vals’ler ve polka’lar besteliyor fakat bu deneyleri kâğıda geçirecek cesareti kendinde bulamıyordu. Kısa bir süre sonra benliğindeki boşluğu hissetti ve yanlış bir meslek seçtiğini anladı. 1862’de yeni kurulmuş olan Petersburg Müzik Konservatuvarı’na girdi. Daha sonra da memurluktan ayrıldı.

Çaykovski, konservatuvarı 1865’de bitirdi ve diploma çalı
şmasına gümüş madalya verildi. 1866’da Nicholas Rubinstein, Moskova Konservatuvarı’nı kurdu. Çaykovski burada armoni öğretmenliği yaptı ve Koshkin, Albrecht ve Klindworth gibi müzikçilerin dostluğunu kazandı. Çaykovski ilk operası “Voyvoda” da dahil olmak üzere tüm çalışmalarını Rus Müzik Kurumundaki konserlerde icra etti, şefliğini de Nicholas Rubinstein yaptı.

Çaykovski, “Kı
ş Rüyaları” adlı eserinin üzerindeki aşırı çalışması sonucunda ruhsal bunalıma girdi. 1870lerin başlarındaki besteleri Petersburg’daki ulusalcı bestecilerin müziğine belirgin bir yakınlık gösterdi. Romeo ve Juilet fantezi uvertürünü yazdı. 1872’de Russky Viedomosti adlı yayın organının müzik eleştirmenliği görevine getirildi ve 1876 yılına kadar bu organa yazı yazdı.

Bestecilik, ele
ştirmenlik ve öğretmenlik görevlerinin yoğun stresi sonucunda 1875 yılında bir depresyon geçirdi. 1876’da Vchy’de tedavi gördükten sonra Russky Viedomosti tarafından Bayreuth Festivali’ne gönderildi. 1877’de dokuz hafta süren ve çevresi tarafından büyük bir hata olarak nitelendirilen evliliği yaptı. Sağğı ve ruhsal durumu bozuk olarak Moskova’dan Petersburg’a döndü. Beyin ummasının eşiğine gelen besteci doktorlar tarafından yurt dışına gönderildi. Varlıklı bir dul olan Nadejdavon Meck’le dostluğu ilerledi. Ancak bu dost kadınla hiç karşılaşmadı, dostlukları mektuplaşmayla oluştu. Meck, Çaykovski’ye öğretim görevini bırakarak yalnızca besteyle uğraşma olanağını sağlayan yıllık bir maaş bağladı. Bu cömertlik karşısında Çaykovski birkaç yıl aşırı üretken oldu.

Çaykovski 1885’de Moskova yakınlarında Maidanovo’da bir ev satın aldı. Bu dönemde Rusya’yı daha çok gezdi; 1889’da önemli bir yurt dı
şı turnesine daha çıktı. Hamburg, Berlin, Prag, Paris ve Londra’da kendi yapıtlarını yönetti. Müziği her yerde takdirle karşılandı. Çaykovski son ve kendisinin başyapıtı olarak saydığı “Pathetque” senfonisini Ağustos 1893’de tamamladı. İlk Petersburg’da çalınışını da kendi yönetti ama yapıtın fazla alkış almaması onu düş kırıklığına uğrattı. Yaşamının son günlerinde oldukça düzgün ve ılımlı bir ruh hali içinde olan Çaykovski, çok sevdiği yeğeni Vladimir Dovidov ve kardeşi Modeste ile birlikteydi. Kaynamamış su içmesi yüzünden koleraya yakalandı. Bu arada yeni bir depresyona girdi, tedavi olmayı kabul etmedi ve 6 Kasım 1893’te hayatını kaybetti.


*Senfoni no.4 Op.36 fa minör*
İlk yorumu: 1878, Moskova. Tschaikowski’nin (Çaykovski) senfoni alanındaki ilk önemli verimidir. Çaykovski'ye özgü etkili orkestralamasıyla, Slav melankolisi yansıtan genel tınısıyla seçkinleşen eser Bn. von Meck'e adanmıştır.

Sanatçı, yapısının pek program getirmemesine kar
şın koruyucusu olan bu kadına yazdığı bir mektupta özetle şu açıklamayı yapmıştır: "Senfonimizin bir programı var... Bu programı kelimelerle belirtmek olanağı da var kanısındayım ve asıl anlamını, size, evet yalnız size anlatmak isteğindeyim".

Birinci bölümün (Andante sostenuto: moderato con anima) giri
şi yapıtın ana düşüncesi ve çekirdeğidir. Bu öyle bir güçtür ki tüm heyecanıyla her türlü engeli yıkıp hedefi olan mutluluğa erişebilmek için çırpınır. Fakat kıskançlık gibi çarpık duygular rahatı ve dengeyi bozar, gök nasıl çoğu zaman bulutluysa onlar da ruhu örter, karartır, zehirler ve tıpkı Demokles'in kılıcı gibi tepemizde asılı kalır... Bu anda artık gerçekleri unutup hayallere dalmak daha iyi değil midir?

Sonra yine birdenbire etkili bir kıvanç dalgası ruha yayılır, ince, tatlı dü
şler başlar. Tüm duygular bu duygulara bağlanmış, karanlık ve acılar unutulmuştur; Mutluluk, mutluluk… Fakat dedim ya bu düştür ve acı duygular kendilerini eninde sonunda gösterecektir. Yine korkunç gerçekler ortadadır, bizleri oradan oraya atan dalgalardan kurtulmanın olanağı yoktur.

İkinci bölüm (Andatino in modo di canzona), acının ayrı bir anlatımı. Melankolik bir duyguyla ezilir boğuluruz bazen… Onu çoğu zaman evimizde yalnızken duyarız. İşten yorulmuş, elde kitabımız... Kitap bir an düşer, anıların saldırısı başlamıştır. Olayların geçip gitmesi, birer anı olarak kalması aslında ne korkunç şey Tanrım... Bir an düşünür ve yeni bir yaşantıya yönelmek için neşe ve cesaretimizin bile kalmadığını görürüz.

Yapılacak
şey bu baskı altında hiç olmazsa tatlı anıları bulabilmek, onları yakalamaya çalışmaktır. Fakat bu arada ister istemez acı anılar da canlanır, büyük kayıplar geri dönmez, insanlar ve sevgiler birbirine karışır… Sonra tümü de uzaklaşmaya koyulur… Artık her şey o kadar uzakta, uzaktadır ki… Sonsuzluğa doğru sürüklenir gideriz...

Üçüncü bölüm (Scherzo) sarho
şluğun anlatımıdır desem yalan söylememiş olurum. İçtikten sonra bir takım kaprisli arabesklerin hayalimizde oynaşğını sezer, neşelenir veya kederleniriz. Nedeni yoktur bunların. Nitekim bazen de hiçbir şey düşünmeden kendimizi fantezilerin kucağına atarız. Garip şekiller, ilgi çekici hatlar belirir gözümüzde. Uzaktan bir asker marşı duyulur... Bütün bunların beynimizin kapıldığı karışıklığın belirtisidir. Peki, gerçekleri ne yaptık, onlar ne durumda? Hiç... Anlaşılmaz, parçalanmış, dağılmış.

Dördüncü bölüm (Finale; Allegro con fuoco). E
ğer benim gibi kolay neşelenmezseniz o halde halkın içine dalınız. İşte bir halk bayramı, bir panayır yeri. Artık o korkunç güçten kurtuldunuz değil mi? Gördünüz mü, yeryüzünde her şey çok karanlık değilmiş. Hele benim gibi yalnız ve kederli olanlar için daha kıvanç ve neşe var... Basit, saf, temiz… Neşelenin, başkalarını da neşelendirin, belki o zaman yaşayabilirsiniz.
Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017