Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1679




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler





 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 23 müzisyen gazete okuyor
 
 
Portre
 
  Souad Massı

Magreb’in Tracy Chapman’ı olarak atıfta bulunulan ve Cezayir’den uluslararası arenaya çıkan müziklerin Raï ile sınırlı olmadığını ispatlayarak, folk müziğinden aldığı ilhamla ve gitarıyla çağdaş dünya müziği yıldızı olarak yükselen Souad Massi, şarkı yazarı ve şarkıcı kimliğiyle kendine has bir tarz yaratmayı da başarıyor.

Massi, 23 Ağustos 1972’de, Cezayir’in kuzeyinde Cezayir vilayetinde yer alan Bab el-Oued dünyaya gelmiş. İşçi sınıfı bir ailedeki 7 çocuktan biri olarak büyüyen Souad Massi’nin, müzik yeteneklerinin bir kısmı da aileden geliyor. Babası evde geleneksel müzikler dinlerken, annesi de Jacquel Brel ve James Brown dinliyormuş.

Ağabeyi ve kardeşi müzisyen olan Massi’nin, amcaları da caz müzisyeni. Souad müzisyen bir çevrede büyürken, çocukken en çok chaabi tarzının ustası El Hachem Guerouabi’nin şarkılarını dinlermiş, çok fazla geçmeden kuzenlerinden rock şarkılarını da keşfeden Massi, bir yandan da radyolardan Amerikan pop ve R&B şarkılarını takip ediyormuş. İnatçı ve asil bir genç kız olarak büyüyen Massi, akranları ev işlerine yardım ederken sokakta futbol oynarmış.

Souad'ın bir besteci olan büyük ağabeyi kız kardeşinin müziğe olan ilgisini desteklemiş ve Massi üç yıl gitar dersleri almış. Ayrıca klasik müzik eğitiminin yanında Arap/ Endülüs müziklerinin de eğitimini görmüş. Bir yandan yakın arkadaşlarından birinin 40’lardan kalan country albümlerini de dinleyen Souad, sonrasında 80’lerin ‘country kraliçesi’ Emmylou Harris’den de etkilendiğini söylüyor.

Triana d'Alger

1989 yılına kadar gitarla canlı performanslarla küçük kulüplerde sahnelere de çıkmaya başlayan Souad, flamenko grubu Triana d'Alger ile çalması için teklif almış. Massi grupla uzun bir süre sahnelere ve TV şovlarına da katılmış. 1994-1996 yılları Cezayir’de sıkıntılı günler yaşanırken, bir takım kısıtlamalardan sahneye de çıkamayan Massi, o dönemlerde müzik kariyerini bırakmayı bile düşündüğünü söylüyor.

Atakor

En çok hayran olduğu isimler Kenny Rogers ve Stevie Wonder gibi sanatçılar olduğu halde, üstüne özellikle folk ve country şarkılarından hoşlanan biri için ironik sayılabilecek şekilde, Cezayir’in en ünlü rock gruplarından biri olan Atakor’dan teklif alan Massi, kendini bir rock grubunda gitar çalarken bulmuş.

Souad'ın Atakor’la olan dönemi, sanatçıyı AC/DC ve Metallica, gibi efsanevi rock gruplarının müzikleriyle de yakınlaştırmış, birçok festivalde birlikte çaldığı Atakor’un ilk albümü 1997 yılında yayınlanmış.

Sanatçı satış rekorları kıran albümlerinin ve Atakor’la yaptıkları müziklerin kendisi için bir tür terapi olduğunu ve küçük yaşlarda sevdiği müziklere de geri döndüğünü söylüyor.   

Cezayir’den "Crocodile Rock"

1998 yılında Souad Massi’nin ilk albümü "Souad" yayınlandı. 6 şarkılık kaset- albüm sadece Cezayir marketi için hazırlanmıştı. Sahnelerden sonra country ve folk köklerine döndüğü ilk albümüyle, Massi aynı zamanda son derece kişisel bir albüm yayınlamış oldu. "Bye Bye My Love" adlı İngilizce ve Arapça bir country- ballad içeren albümle Massi farklı bir tarz yakalamış oldu.  

Jeel adı verilen Arap pop müziğinin en popüler olduğu dönemde Elton John’un meşhur "Crocodile Rock" şarkısına yepyeni yorumuyla ve flamenko dokunuşları eklediği calypso/salsa parçası "Te quiero" ile büyük ilgi gören Massi’yi, eleştirmenler 70’lerde Cezayir’i de ziyaret eden sosyalist protest şarkıcı Joan Baez ile karşılaştırmaya başladılar.  

1999 ocak döneminde Souad, Paris’e davet edilerek the Femmes d'Algérie (Cezayir Kadınları) festivalinde sahne aldığında şöhreti tırmanmaya başladı. Müslümanların kutsal ayı Ramazan’da organize edilen festival Massi’nin büyük çıkışı oldu.

İlgi gören performansını Universal Music (Island-Mercury) plak şirketinin anlaşma teklifi takip etti ve ilk büyük albüm anlaşmasını imzalamış oldu.

Souad, the Storyteller albümü

Souad ilk albümü üzerinde 2 yıl çalışıp, 2001 Mart ayında "Raoui" (The Storyteller) adıyla yayınladı. Daha önce Ben Harper gibi isimlerle çalışan, ünlü prodüktör Bob Coke ile canlı kayıtlar gerçekleştirdikleri albümüyle Massi, rock müzik ve geleneksel müziği birleştirmişti. Hatta Chaâbi’ den Amerikan folk rock tarzlarına kadar geniş bir füzyon sundu.

Tunuslu müzisyen arkadaşı  Amina’nın tarif ettiği gibi Souad, oryantalizmin yönünü şaşırtan sürprizlerle doluydu. "Khsara Aalik" şarkısında reggae, "Hayati" şarkısında Yeşil Burun  ritimleri, hatta "J'ai pas le temps" şarkısında da bir şanson havası vardı.

Albüm satışlarıyla da dikkat çeken Souad kısa süre içinde Fransa’da bol bol ödüller de kucakladı. 2001 yılında Marc Lavoine ile Paris’te kayıtlara giren Massi, Bernard Lavilliers klasiği "Noir et Blanc" şarkısını da Afrikalı yıldız İsmael Lo ile yeniden kaydetti.  

2003: "Deb"

Souad'ın ikinci stüdyo albümü "Deb", 25 Mart 2003’te piyasaya çıktı. Uluslararası arenada çok iyi eleştiriler alan albümün piyasaya çıkmasının hemen ardından Souad büyük bir Fransa turnesine çıktı. Macaristan’dan, İspanya’ya , Kanada’dan, Amerika’ya kadar konserler vermeye başlayan Massi, bir dünya müziği yıldızına dönüştü.

"Deb" 2003 yılında dünya müziği kategorisinde Fransa’da en çok satan albüm oldu. 2004 yılında "Victoires de la Musique" Ödülleri adaylarından da biri olan albümle Massi; Fransa’da yükselişini sürdürdü. Avrupa turnesine çıkan sanatçı İtalya, Almanya, Belçika, İspanya dışında ayrıca Avustralya ve Yeni Zelanda’da konserler verdi.

Nostalji’nin tatlı kokusu

Souad’ın üçüncü stüdyo albümünün tüm ilhamı, Tunus’ta verdiği bir konserle ortaya çıkmış. Hanımeli çiçeklerinin kokusundan etkilenen Souad çocukluğundan da Cezayir’den de bu güzel çiçeğin kokusunu hatırlamış. "Mesk Elil" (Arapça hanımeli) adını verdiği ailbümünü nostalji duygusu üzerine kurmuş. "Dar dgedi" şarkısı dedesinin evini tarif ederken, "Ilham" ağabeyini anlatan bir şarkı olmuş. "Denya Wezmen" adlı iki aşığın tekrar buluşmasını anlatan şarkı gibi, sürgün çilesini anlatan "Khalouni" gibi şarkılarla albüm yine büyük ilgi görmüş.

"Mesk Elil" aslında Souad'ın kendi sürgününü de anlatıyor. 'Chaâbi' tarzıyla Yeşil Burun’un morna tarzlarını da buluşturan Massi, Daby Touré, Manu Katché ve Pascal Danae gibi misafir vokallerle albümü zenginleştirmiş. Albümde efsanevi Salif Keita’nın gitaristi bile var.

Olympia’ dan Casino de Paris’e kadar en prestijli sahnelerde konser veren Massi, 2006 yılında daha önce de aday gösterildiği Victoire de la Musique Ödülünü de kazanmış. Sonraki sene akustik performanslara çıkan Massi, canlı kayıtlardan oluşan "Acoustic: The Best of Souad Massi" albümünü de yayınlamış.
 
2010: "Ô Houria"

Souad Massi’nin dördüncü stüdyo albümü Kasım 2010’da yayınlanan Francis Cabrel’in süpervizörlüğünde hazırlanan, gitarist, prodüktör Michel Françoise’nın imzası bulunan "Ô Houria". Çoğu şarkının Fransızca olduğu albüm, Arapça ve Fransızca düetlere de yer veriyor. Cabrel ile birlikte söylediği “Tout reste à faire”, iki sanatçının arkadaşlıklarına armağan ettikleri bir kayıt olmuş.

Souad Massi son albümünde akustik gitarıyla öne çıkıyor. 9 Kasım 2010’da başladığı turnesine Fransa’da devam eden sanatçı, 2011’den beri tüm dünyayı şarkılarıyla gezmeye devam ediyor. Sanatçı Ürdün’den, Filistin’e, Lübnan’a kadar Ortadoğu ve Arap ülkelerinde de Avrupa ülkelerinde de konserler veriyor.  

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017