Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1737




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 72 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Ertan
 
 
Yayımlanan Sayı :

Günümüz Türkiye’sindeki Müzik Türlerinin Ulusal ve Evrensel Ölçütler Açısından Durumu (2. Bölüm) - 03.01.2006





Sınıflandırma Düzeyleri ve Ölçütlerin Belirlenmesi

Ülkemizdeki müzik türlerinin saptanmasından önce müzikle ilişkili olarak yapılan sınıflandırmalarda ne tür kriterlerin temel alındığına bakmak yararlı olacaktır. Müzik üzerine yapılan çalışmalarda birçok farklı disiplinin ya da alanın katkısı saptanabilir. Bunları müziğe “içerden”  (müzikoloji, etnomüzikoloji gibi) ya da “dışardan” (müzik sosyolojisi, iletişim kuramı çalışmaları, estetik kuramı çalışmaları gibi) getirilen bakışlar olarak değerlendirebiliriz. Öyle ya da böyle, bütün bu çalışmaların müziğe ilişkin temel kategoriler ve ölçütler sunduğu açıktır.

Bugün için sınırları kesin olarak çizilmiş ölçütler kapsamında üç genel müzik türünün saptanmış olduğunu söyleyebiliriz. Farklı yaklaşımlarda farklı isimler almalarına karşın bu türler: “Halk Müziği”, “Klasik Müzik” ve “Popüler Müzik”tir. Bu tür sınıflandırmaların bir anlamda soyut parametrelere dayandığı düşünülebilir. Ama soyut olmalarına karşın müzik türleri arasındaki bazı farklılıkları ve benzerlikleri saptamamızı kolaylaştırabilirler. Ayrıca, kültürlerin çoğu kendi müzik türleri arasında ayrımlaştırma yapma eğilimdedir. Diğer bir deyişle, gerek evrensel olarak kabul edilmiş kimi ölçütlerle gerekse kültürlerin kendi tanımlama düzeylerinde getirilen ölçütlerle var olan müzik türleri arasında bir sınıflandırma yapıldığını görürüz. Ancak, bu ayrımlaştırma süreçlerinin yol açabileceği bazı tıkanıklıklar bulunabilir. Örneğin, yerel müzikler olarak ifade edilen “etnik” müziklerin tanımlanmasında türlerin her biri kendi perspektifine ait ölçütleri getireceğinden, sınıflandırmada taraflı bir bakış söz konusu olabilir. Bu durumda önemsenmesi gereken sadece sınıflandırmanın doğru yapılması değil, kavramsal terminolojinin de (etno-sentrik, sınıfsal v.b.) dikkatli bir biçimde saptanmasıdır. Aynı zamanda farklı müzik biçimleri arasındaki ilişkilerin ve ayrımların anlaşılabilmesi için, sınıflandırma kriterlerinin doğru olarak saptanması gerekir. Örneğin, popüler müziği ile aldığımızda “klasik” ve “halk” müziği arasında yapılmış ayrımların çoğunun yetersiz kaldığı görülür.

Popüler müziğin yapılma amacının ticari yönelimli olduğu söylenir, ancak sadece bu tür bir kriter popüler müziğin (her-hangi bir para yardımı almayan) halk müziğinden ayrılması için temel alınamaz. Peki, kültürel geçmişin sınıflı bir topluma dayanmadığı ülkelerde müzik türlerinin sınıflandırılmasına ilişkin olarak temel alınacak kriterler nasıl saptanacak? Öte yandan, kitle iletişim araçları, müzik endüstrisi gibi etmenler dikkate alındığında, müzik türleri arasındaki sınırların çizilmesi daha da karmaşık bir hale gelir. Kitle iletişim araçları, ticarileşmeyi ön plana çıkartmanın yanı sıra, müzik alanına bir tür kaynaştırma özelliği getirmek suretiyle müzik türlerinin çeşitlenmesini ve yaratıcılığa önem verilmesini sağlamıştır.

Sözgelimi, popüler müzik Türkiye’de ne ölçüde halkın müziğidir? Popüler müziğe ilişkin olarak getirilen en önemli ölçütlerden birisi, belki de bu müzik türünün kitle iletişim araçlarıyla doğrudan ilişkili olmasıdır. Diğer bir deyişle, popüler müzik için kitlesel bazda bir üretim ve tüketim sürecinden söz edebiliriz. Eğer endüstrileşme ve popüler müzik arasında “global” anlamda karşılıklı bir ilişki bulunduğunu kanıtlayabilirsek, batılı ve batılı olmayan toplumları kateden evrensel bir sınıflandırma ölçütünü tanımlayabiliriz.

Klasik müzik ve halk müziğini kitle iletişim araçlarından ayrı tutmak mümkün mü? Tabii ki hayır. Müziğe ilişkin devasa bir endüstrinin bulunduğunu biliyoruz. Peki, türleri ayıran özellikler nelerdir? Bunlar yanlıca forma ait farklılıklarda mı kaynaklanır? Sanırız bu sorunun yanıtı, “hayır” olacaktır. Günümüzde türler arasında bir kaynaşmanın – en azında kişisel yaratım düzeyinde durum böyledir—bulunduğunu söyleyebiliriz. Belki, geleneksel müzikler, kitle iletişim araçlarından bağımsız olarak açığa çıkmışlardır ama yaygınlıkları günümüzde büyük ölçüde kitle iletişim araçlarının varlığına bağlı gibidir.

Öyle ya da böyle, ticari de olsa, sanatsal da olsa, popüler müziğin ve hatta bütün müzik türlerinin kaynağı bir anlamda halktır (ya da daha doğru ifadeyle kültürün kendisidir).

devam edecek


*Deniz Ertan’ın imzasıyla yayımladığımız bu çalışma, Yiğit Aydın, Deniz Ertan ve Cem Soydemir’in grup çalışmasıdır ve çok değerli bir jürinin değerlendirmesi sonucu Mavi Nota’nın düzenlediği “Nimet Koray Araştırma-İnceleme Müzik Ödülü”nü kazanmıştır.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019