Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1700




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 11 müzisyen gazete okuyor
 
 
Cemal Yurga
 
 
Yayımlanan Sayı :

Sanat eğitiminde eleştiri sanatı (2. Bölüm) - 07.06.2007





SANAT ELEŞTİRİSİNDE ARAÇLAR

Sanat eleştirisinde kullanılabilecek araçları şöyle sıralayabiliriz:

Dikkat Çekme:

Öncelikle, vurgulanması gereken olayın doğru kelimelerinin bulunması gerekir. Bu, farklı yapıdaki kelimeler kullanılarak da yapılabilir, düşündüren esprilerle de… Ya da tamamen ilgisiz başlıklar kullanarak merak ettirerek de…

İfadeyi güçlendirme;
Kulakta es-pas yapan zıt anlamlı kelimelerin ard arda kullanılması, hem kişinin dilini iyi kullandığını, hem de zekasını göstermesi açısından oldukça etkileyicidir.

Örneğin:
“Etkisizleştirme harekatının etkisizleştirilmesi gerekir.”
“Yazarlar, güçsüzlerin gücü olmalıdırlar.”

Kıyaslama:
Kıyaslamanın yapılabilmesi için benzer sanat olayları kaçırılmadan izlenmelidir. Uğraşısı sanat olan kişi, yalnızca kendi sanat dalındaki gelişmeleri değil, diğer sanat dallarındaki gelişmeleri de izlemek zorundadır. Bu gelişmeleri izlerken, yalnızca o gün ortaya konan ürünü değil, ürünün ve onu sunanların geçmişteki yaptıklarını da iyi bilmesi gerekir.

Benzetme Veya Benzersiz Görme:
Ortaya konan sanatsal bir ifadenin öncelikle sanatsal boyutu, daha sonra diğer sanat olaylarıyla benzerlikleri veya ayrılıkları, daha sonra da aynı sanat dalı içindeki benzer veya benzersiz yönleri dökülmelidir.

İzleyici Tepkilerinin Önemi:
Eleştirmen, izleyici tepkilerini de almalıdır. Bu tepkiler beğeni gücünü yansıtır. O toplumun gerek kültür birikiminde, gerekse sanat anlayışındaki varsa gelişmeler, sanat olaylarını izleyenlerin davranışlarına yansıyacaktır.

Sanatçının yaratmadaki özgürlüğü, yaşadığı dünyada yapamadıklarını, ürünü üzerinde yapabileceği duygusu, onu sonsuz bir haz derinliğine sürükler. Kafasında parçaladığı veya bütünleştirdiği anlatımları ve anlatmak istediklerini, sanatında ve ürününde gösterir.

Edebiyat, sinema, tiyatro ve müzik iç içedir. Müziksiz film ve tiyatro düşünülemeyeceği gibi, senaryosu yazılmadan film ve tiyatro[1][1] gerçekleşemez.

Genelde yerli-yabancı eleştiri kitaplarının çoğunluğu, yazarların kendi görüşleri doğrultusunda yazılmış. Zaman zaman estetik, felsefe ve düşün alanındaki önemli isimlerin sözlerini destekleyen açıklamalara yer verilmiş. Türkiye’de sanat eleştirisinin yerleşmemesi, basın ve yayın organlarında destek bulmaması ve tekniklerinin bulunmamasının nedeni; çoğu eleştirilerin, duygusal olarak kişisel görüşlere göre yönlenmesidir.

Her düşüncenin bir felsefesi vardır. O halde estetiğin de bir felsefesi vardır. Estetik değerler, kişiye, zamana veya kültürlere göre değişebilir mi? Değişirse sanatta evrensellikten söz edilebilir mi? Mozart’ın 40. Senfonisi dünyanın her yerinde aynı şekilde seslendirilir. Hızı ve nüansları küçük farklılıklar gösterebilir. Ancak notalarını kimse değiştiremez. Picasso’nun Kübizm’inden etkilenen bir ressam onun resmini taklit edemez. Fakat resminin kendisine ait olmasına rağmen, Picasso kübizminden etkilendiği söylenebilir. Sinema ve tiyatrodaki durum da müzikteki gibidir. Senaryoyu ve sözleri kimse değiştiremez. Ancak yorum farklılıklarından söz edilebilir.

ELEŞTİRİDE HEDEF

Eleştirideki hedef; olay, konu, ürün; yer, ortam, zaman, kişi açısından irdelenebilir. Bunlardan biri, birkaçı veya hepsi de ele alınabilir. Önemli olan; hedefi ortaya koyabilmektir.

Eleştiride hedef: yanlışların olduğu kadar doğruların da söylenmesi olmalıdır. Bunu yaparken de önemli olan noktalar belirlenmeli, kişisel anlayış doğrularının yanında genel anlayış doğruları da vurgulanmalı, beğenilenlerin ve beğenilmeyenlerin üzerinde ayrıntıları ile durulmalı, yanlışlar önerilerle desteklenmeli, anlatım; dolambaçlı yollara sapmadan, net ve anlaşılabilir bir dille ifadelendirilmeli, yalnızca uzmanların anlayabileceği terimlerden olabildiğince uzak durulmalıdır.

ELEŞTİRİDE SINIR

Yapılacak eleştiride oluşturulacak sınırlar, öncelikle kendi sınırlarımız olmalıdır. Buna bir çeşit “Haddini Bilme” denilebilir. Sonra eleştirinin sınırları çizilmelidir.  Kelime ve cümlelerin vurgusu doğru saptanmalıdır.

Uzmanlık alanımız dışındaki bir konuda eleştiriler yapmamız, bize hiçbir fayda sağlamayacağı gibi, uzmanlık alanımızda sahip olduğumuz itibarın da zedelenmesine neden olur.

Spor eleştirmenleri edebi sanatlara hiç meraklı değillerdir. Söyleyeceklerini dümdüz söylerler. Eleştirecekleri spor dalının özelliklerini, oyuncularını, hakemlerini ve diğer bütün etkenleri en ince ayrıntıları ile ele alırlar. Ülkemizdeki en yoğun eleştiri yapılan spor dalı futboldur. Bu alanda en etkin eleştirmenler ise gazetecilerin yanında emekli hakemlerdir. Futbol eleştirileri;  sahanın ve stadın durumundan, oyunculardan, hakemlerden, oynanan oyundan, antrenörlerden, gözlemcilerden, seyirciden, yayınlayan radyo ve TV kanalına kadar geniş bir yelpazeye dayanır.

Futbolun dışında, ülkemizdeki edebiyat ve sinema eleştirileri sıkça görülür. Müzik eleştirileri ise çok az kişi tarafından okunan gazete köşelerinde kalır ve genellikle konser eleştirilerinden öteye gitmez.

Geçmişteki gazeteler kurcalanırsa, özel TV’de futbol eleştirileri yapan eski hakemlere yapılan saldırılar okunabilir. Bu olaylar, insanımızın eleştiriyi hazmedemediğinin bir göstergesidir.

Her olumsuz eleştiriyi kaldıramadığımızda eleştiriyi yapanlara saldıracak olursak, ileriye varmamız olanaksız hale gelebilir. Bu tür eylemleri yapanların cesareti bir yana bırakılırsa, akla üç soru geliyor:

1. Eleştiriyi niçin kaldıramıyoruz? 
2. Yapılan eleştirilerden pay çıkarabiliyor muyuz?
3. Eleştirmeyi biliyor muyuz?

Zaten eleştiren bir toplum olmadığımıza göre, “Bu sanat eleştirisi de nereden çıktı?” denilebilir. Hatta “Her şeyi eleştirdik de sıra sanata mı geldi?” denilebilir. Toplumumuzda karı-koca kavgalarının temelinde bile, eleştirmeyi bilememek, düşünülen ve anlatılmak istenen sözleri doğru seçip ifadelendirememek yatar. Tartışmadan sonra genelde eşler pişmanlık duyarlar, ancak iş işten geçmiştir. Kavgaların veya cinayetlerin belki de önemli bir bölümü, kişiler birbirine yönelttikleri eleştirilerde olumsuz eleştiri sınırlarını zorladıkları için çıkmaktadır. Oysa eleştiren kişi, neyi, ne kadar, nasıl eleştireceğini, olayları olumlu ve olumsuz bütün yönleriyle irdeleyerek eleştiri sınırlarını da bilerek eleştirilerini yöneltse, eleştirilen kişi de soğukkanlı ve hoşgörüyle bakarak Cevap Hakkı’nı kullanarak savunsa ve gerekçelerini anlatsa, hem eleştiriler kimseyi incitmez, hem de eleştirilerle daha iyiye ve daha doğruya ulaşılması kolaylaşır.

Toplum olarak olumlu eleştirileri güzel sözlerle süslemeyi bilmediğimiz gibi, olumsuz eleştirilerimizin dozunu ayarlamayı da bilmemekteyiz. Sözlerimizde sınırlarımızın olmayışı, özgürlüğümüzü değil, bilgisizliğimizi ve okumaya, öğrenmeye karşı duyduğumuz ilgisizliğimizi göstermektedir. Aynı ilgisizlik; çevremizde olup bitenlere karşı olan duyarsızlığımızın da simgesi olmuştur.


devam edecek


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018