Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 33 müzisyen gazete okuyor
 
 
Aslı Onat
 
 
Yayımlanan Sayı :

Şarkı söylerken hücrelerim rahatlıyor... - 20.07.2007





Cumartesi gecesi Finlandiya’nın Hemmellinna kentinde Lady Summertime adıyla yapılan 12. Genç Caz Vokal Yarışması’nda birinci olan Meltem Ege, Türkiye’ye döndü. Ege, Nardis Jazz Club’ın 10 Nisan’da üçüncüsünü düzenlediği Nardis Genç Caz Vokal Yarışması’nda dereceye girerek Türkiye’yi Lady Summertime’da temsil etmeye hak kazanmıştı. 

Bu yılki yarışmaya Türkiye’nin yanı sıra Estonya, Danimarka, Finlandiya, Almanya, Litvanya, Letonya, Norveç, Polonya, Romanya, İspanya ve Uruguay’dan 15 yarışmacı katıldı.

ABD’de büyüdü

18 Temmuz 1981’de New York’ta dünyaya gelen Meltem Ege, Ankara’da yaşıyor. Bilkent Üniversitesi Piyano Bölümü’nden mezun olan Ege, yarışmanın sonucunu “Kendime doğum günü hediyesi almış gibiyim” diyerek değerlendiriyor.

11 yaşına kadar ailesiyle Teksas’ta yaşamış. Annesi ve babası, çocuklarının Türk kültürü içinde yetişmesini isteyince de ailecek Türkiye’ye dönülmüş. Caza olan tutkusunun köklerini şöyle anlatıyor Ege:

“İlkokuldan beri içimde büyük bir caz sevgisi vardı. Belki ABD’de yaşamamın da etkisi olmuştur bunda. İlk aldığım CD, Nat King Cole’ündü. 17-18 yaşlarındayken okul arkadaşlarıyla rock grupları kurarak başladık müziğe. Sonra da caz çalmaya... Ben bu gruplarda klavyeciydim. Okulda da günde 8 saat piyano çalışıyordum. Onun dışında şarkı söylemek bir hobi gibiydi. Ama bir noktadan sonra şarkı söyleme isteği piyano ve klavye çalmanın ötesine geçti benim için. Gruplarda klavye çalmayı bırakıp vokale yöneldim.”

Seyirciyle birebir enerji alışverişinde bulunmak, Ege’yi daha çok tatmin ediyor. “Şarkı söylerken hücrelerim rahatlıyor” diyen şarkıcı, piyanonun hep hayatında olacağını ama klasik müziğin kalıplarına hapsolmadığını belirtiyor:

“Finlandiya’daki dinleyicilerden biri 'Sen klasik ortamdan çıkıp da nasıl caz özgürlüğüne ulaşabildin?’ diye sordu. Ben de 'Klasik bariyere zaten girememiştim, böyle olması çok doğal’ dedim ona.”

'Bu kız birinci olmalı’

Jüri üyelerinden Önder Focan, Meltem Ege’ye yarışma bitince, ilk 6’ya Finli bir yarışmacının da kaldığını, buna rağmen Ege’ye oy verilince çok duygulandığını anlatmış. Genç şarkıcı, katılımcılarda yalnızca ses güzelliği değil, yorum ve grup iletişimi yeteneklerinin de arandığını kaydediyor:

“Kendini tatmin etmek için işi bireysel şova dönüştürenler de vardı. Bunu yapmayanlar tercih edildi daha çok. Yarışmacıların çoğu çok sevimliydi. İspanyol yarışmacı Lara Bello ile birbirimize 'kardeş kardeş’ dedik durduk. Birbirleriyle iyi anlaşan yarışmacılar arasında rekabet yoktu zaten.”

Ege, yarışma sırasında ilginç bir olay da yaşamış. Yarı finalde 3. sırada yarıştıktan sonra 25-30 yıl caz piyanistliği yapmış olan ve yarışmanın idari işleriyle uğraşan bir kişi yanına gelip “Bu işin çok içindeyim, jüridekileri de tanıyorum. Seni dinledikten sonra geriye kalanları dinleme ihtiyacı hissetmedim ve jüriye gidip bu kız birinci olmalı dedim. Jüri böyle bir karar vermeseydi aptallık ederdi” demiş.

Kendini sahnede eğitebilecek kadar şanslı biri olduğunu söyleyen Ege,  cazı daha çok kendi kendine öğrendiğini, bu nedenle tarzını bulabildiğini söylüyor. Bu tür söyleşilerin klişe ama sorulmadan geçilmeyen, “Bir idolünüz var mı?” sorusunu ise şöyle yanıtlıyor:

“Geçen yıl 10 gün kadar Polonya’daki Dom Chemika Caz Yaz Okulu’na devam ettim, orada Sibel Köse ile tanıştık. Herhalde caz vokalistliği konusunda beni en çok cesaretlendiren kişi odur. Duruşuyla ve müzikle ilişkisiyle bana örnek oldu. Müthiş bir insan, ona çok teşekkür etmek istiyorum.”

Yarışma sonrasında Litvanya’dan ve Estonya’dan konser için davet alan Ege’nin hayatındaki bir diğer hoş gelişme de ABD’deki Berklee School of Music’e kabul edilmiş olması. Sonbaharda okulda Profesyonel Caz Vokali Diploması dalında mastır programına başlayacak olan Ege, eğitimi boyunca Türkiye’ye gidip gelecek.


 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019