Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Ertan
 
 
Yayımlanan Sayı :

Günümüz Türkiye’sindeki Müzik Türlerinin Ulusal ve Evrensel Ölçütler Açısından Durumu (10. Bölüm) - 20.01.2006





Avrupa’da eğitim gören, ilk kez besteciliği meslek olarak seçen, Türk müziğinde Cumhuriyet sonrası dönemde ilk çok seslendirme çalışmalarını yapan ve sıkça, “Türk Beşleri” olarak adlandırılan Saygun, Erkin, Akses, Rey ve Alnar’ın Türkiye’mdeki sanat yönelimli müziğe katkıları son derece önemlidir. Günümüz bestecilerine öncülük eden bu beş müzisyen, eğitmenlikleriyle Türk müzik dünyasına yeni besteciler kazandırmışlardır. Ulusalcılık düşüncesine de bağlı kalan “Türk Beşleri”, Avrupa’da eğitim görmelerinin sonucunda, yukarıda söz ettiğimiz kimi batı akımlarının da etkisinde kalmışlardır. bu besteciler arasında Ahmet Adnan Saygun, ilericiliği, eserlerindeki zengin buluşları, eğitmenliği, Bela Bartok ile yaptığı derlemeleri, kitapları ve çevirileri ile bu beş besteci arasında en önemlisidir. İlhan Mimaroğlu, bu beş bestecimiz üzerine şunları söylemiştir:

… bu ilk kuşak bestecilerden birkaçı, Rus beşlerine özenti bir takma adla, “Türk Beşleri” adı altında öbeklenmişlerdir. Aralarında en önemlilerinin Adnan Saygun ve Cemal Reşit Rey olduğu söylenebilir. bu beş bestecinin ortak yanı, Türk halk musikisiyle ve “klasik” denen Türk musikisiyle ilgilenmeleri, halk melodi ve ritimlerini batı besteciliğinin yöntemleri içinde işlemeleri ve yerli konulara yönelmeleridir (Mimaroğlu, 1961:238).

İkinci kuşak bestecilere gelindiğinde, bu kuşak bestecilerin birçoğunu oldukça etkilemiş olan Kemal İlerici’yi ve onun Türk Müziği ve Armonisi adlı kitabında önerdiği Türk müziği ile ilgili yeni bir armoni sistemini görürüz. İlerici’nin sistemi, Türk müziğinin makamlarını ve onların kullanım alanlarını, evrensel müzik kültürüne önemli bir katkıda bulunarak, daha geniş bir yetkinliğe ulaştırmıştır. Kemal İlerici’nin müzik eserleri konser salonlarında pek çalınmamış ve çalınmamaktadır, buna karşın İlerici’nin sistemi, başta Muammer Sun, İlhan Baran, Cenan Akın ve Ertuğrul Bayraktar olmak üzere birçok besteciyi etkilemiştir. Örneğin bu bestecilerden biri olan İlhan Baran, yaptığı müziğin, kırsal ve divan müziğinin “çoksesli planda bir devamı” olduğunu söylerken Muammer Sun müzik tekniğinin temelini oluşturan öğelerin, “geleneksel armoni ile Kemal İlerici sisteminin dörtlülere dayalı kuralları” olduğunu söylemiştir (İlyasoğlu, 1992: 202, 194).

bu bestecilerin yanında, “Atonalite”, Oniki ses sistemi, Minimalizm, Rastlamsalcılık gibi Batı müziğindeki bazı 20.yy. akımlarından etkilenen İlhan Usmanbaş, Türkiye’de “çağdaş” müziğin uluslar arası ölçütler içinde yaratılabileceği ve bu eserlerin evrensel bir düzeye ulaşabileceğini, eserlerinin yurt dışında da seslendirilmesi ile göstermiştir.

Muammer Sun’un besteciliği yanında, ülkemizin kültür, sanat ve eğitim sorunlarına ilişkin değerli düşünce ve çalışmaları bulunmaktadır. Kendisine göre kültür ve sanat alanındaki temel görüş, “Türk kalarak çağdaşlaşmak” olmalıdır. sun, kaynağını geleneksel müzik kültürümüzden alan ve evrensel unsurlardan yararlanan çağdaş Türk müziği ürünlerinin yaratılması gerektiğine inanmaktadır.

Birçok Türk bestecinin aksine İlhan Mimaroğlu, geleneksel Türk müziğinin kaynaklarından yararlanma ve esinlenme yolunu seçmeyerek, somut ve elektronik müzikten etkilenmiştir. Yabancı eser kataloglarında ismi ve eserleri geçen Mimaroğlu, katı bir “Ulusalcılığa” karşı çıkmaktadır, kendisi, bir “Türk bestecisi” oluşunu, kırsal ve divan müziği kaynaklı gereçlere saplanmasında değil, düşünme şekli, duyguları, tepkileri ve davranışları ile bir bütün olarak, dünya kültüründen aldıkları ve benimseyebildikleri ile birlikte zenginleşmesiyle tanımlamaktadır (İlyasoğlu, 1992:169). Bir “icracı sanatı”ndan çok, bir “besteci sanatı” olan Elektronik müzik, Türkiye’de yaygın bir batı müziği akımı ya da kolu olamamıştır. Ancak 14 Eylül 1966 yılında Orkestra dergisinde (sayı 42) yayımlanan, “Elektronik Müzik üzerine bir tartışma” da Mimaroğlu, elektronik müziğin, Batı sanat müziğinin bir devamı olduğunu ve bu müziğin malzemesinin “ses”ten başka bir şey olmadığını söylemiştir.

devam edecek


*Deniz Ertan’ın imzasıyla yayımladığımız bu çalışma, Yiğit Aydın, Deniz Ertan ve Cem Soydemir’in grup çalışmasıdır ve çok değerli bir jürinin değerlendirmesi sonucu Mavi Nota’nın düzenlediği “Nimet Koray Araştırma-İnceleme Müzik Ödülü”nü kazanmıştır.


 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019