Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1720




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 35 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nevres Selim Baylan
 
 
Yayımlanan Sayı : 399

Fikret Şeneş'e saygı - 21.09.2007





Yüzlerce hit şarkı yaratmış bu emsalsiz söz yazarımızın hakkı teslim edildi.

Gecenin ev sahibi sayılan Ajda Pekkan’ın gerginliğine rağmen gece görkeminden bir şey kaybetmedi.

Turkcell Kuruçeşme Arena, geçtiğimiz akşam popüler müziğimizin ana kraliçelerinden biri olan Fikret Şeneş için yapılmış bir 'saygı-sevgi’ gecesine ev sahipliği yaptı. BKM’nin öncülüğünde düzenlenen gecede, yüzlerce hit şarkı yaratmış bu emsalsiz söz yazarımızın hakkı teslim edildi, müziğimize yaptığı katkıların altı çizildi.

Daha ortada Türkçe pop bile yokken şarkı sözü yazmaya başlamış bir isim Şeneş; 50’lerin sonunda, Erol Büyükburç’un söylediği ve taş plak olarak yayımladığı şarkıların, bir kısmının altında Fikret Şeneş imzası vardır. Sonra da, yakın dostu Tanju Okan’ın ısrarı ile Türkçe söz yazmaya başladı ve Frank Sinatra’nın ''Strangers In The Night''ını, ''İki Yabancı''ya tahvil etti. Aynı şarkıyı Fecri Ebcioğlu’nun da, Ajda Pekkan için, üstelik aynı isimle, yani ''İki Yabancı'' olarak yazmış olması, kaderin garip bir cilvesi midir yalnızca? Değildir.

Pekkan-Şeneş ilişkisinde, elbette ''kaderin cilvesi''nden söz etmek mümkündür ama cilvenin ya da dalganın boyu, ''İki Yabancı''ya kadar uzanamamıştır. Olan şudur: Pekkan, Şeneş’in oğlu Ahmet Çapa’nın yakın arkadaşıdır, bu nedenle Şeneş’lerin evine de girip çıkmakta ve Şeneş’in yaptıklarını-yazdıklarını bilmekte-takip etmektedir.

Ve elbette görüp ya da duyduklarını Fecri Ebcioğlu’na da anlatmakta ya da aktarmaktadır. Aynı şarkının, iki ayrı söz yazarı tarafından aynı isimle yazılabilmiş olmasının sırrı budur: Duydum-gördüm-anlattım.

Ama Pekkan-Şeneş beraberliğinde her şey olacağına da varacaktır. 60’lar bitmek üzereyken, artık Ebcioğlu’dan pek de parlak sözler-şarkılar gör(e)meyen Pekkan, Şeneş’in kapısını çalacak ve süperstar’lığa giden yol görünecek-açılacaktır.

Kimler geldi kimler geçti

Geceyi Demet Akbaç açtı; gayet kararında birkaç cümle sonra Fikret Şeneş’i sahneye davet etti. Popüler müzik piyasamızda taş üstünde taş bırakmamış ve hemen hemen her yazdığı şarkı ile listeleri allak bullak etmiş bu eşsiz insan, büyük bir tevazu ile sahneye geldi ve herkese, geldiği-katıldığı için teşekkür etti. Sonra da Ajda Pekkan geldi sahneye; zaten gecenin ev sahibi sayılırdı. Çünkü Şeneş en güzel sözleri ona yazmakla kalmamış, en çok şarkıyı da ona vermiş, ona söyletmişti.

Pekkan açılışı yaptıktan hemen sonra Sezen Aksu’yu çağırdı sahneye. Gecenin ağır silahının, hemen gecenin başında sahneye gelmesi seyirciyi şaşırttı şaşırtmasına ya, Aksu’nun yaptığı açıklama ile durum sarihleşti. Bu sahneden, bir başka sahneye gitmek zorundaydı sanatçı; ''ekmek parası'' deyip, işi tatlı bir biçimde de bağlayabildi zaten. Aksu ve Pekkan, önce ''Kimler Geldi Kimler Geçti''yi, ardından da ''Hoş Gör Sen''i söylediler birlikte. Her iki şarkı da vasat bir biçimde söylenebildi; sebebi de Pekkan’ın gerginliğiydi. Öyle gergindi ki Süperstar, gece boyu sürdüreceği (konuklar-vokalistler-orkestra dahil) herkesi aşağı çekme, herkesin dengesini bozma işlemine Sezen Aksu ile başlamıştı.

Gecenin bir başka kraliçesi Ayten Alpman, Allahtan yalnız geldi sahneye. Önce ''Aliye'' dizisinin katkısıyla dillere marş yapılmış ''Ben Varım''ı, ardından da ''Memleketim''i söyledi. Deliler gibi alkışlanarak kulise yollandı Alpman. Sonra Levent Yüksel ve Aşkın Nur Yengi sundular saygılarını Şeneş’e.

Sıra Nükhet Duru’ya geldiğinde, kısa bir gerginlik yaşandı. Çünkü sahnede Ajda’mız vardı ve şarkısını bitirdiğinde kulise çekilmeli ve sahneyi Nükhet Duru’ya bırakmalıydı. Öyle yapmadı; şarkıya başladı ve sahnenin hemen girişinde Duru ile göz göze geldiğinde hatasını anladı, geri çekilerek sahneyi ona bıraktı.

Duru’dan sonra Demet AkbaÇ vardı sahnede, ''Şarkı söyleyeceğim'' dedi, herkes espri yapıyor sandı. Şaka yapmıyordu Akbağ; Dream Girls olarak adlandırdığı iki vokalisti çağırdı yanına ve birlikte ''Uykusuz Her Gece''yi söylediler. Gayet de güzel söylendi bu şarkı; iddiasız ama derli toplu bir biçimde. Şarkının bitiminde, ''On dakika ara'' dedi Akbağ. ''Ara mı?'' diye şaşırdı seyircilerin büyük bir bölümü; öyle ya, daha bir saat bile olmamıştı gece başlayalı. Herkes şaşırdı etti ama, yapacak bir şey de yoktu; kalkıldı, çay-kahve-bira kuyruğuna girildi.

Luciano, Fecri, Süreyya

İkinci yarı, Pekkan’ın bir İtalyanca şarkısı ile başladı. Seyircinin bir bölümü, sağına ya da soluna dönüp, gayet müstehzi bakışlarla, ''Fikret Şeneş İtalyanca söz de mi yazmış?'' şeklinde espri yaparken, Pekkan şarkının bitiminde baklayı ağzından çıkardı: ''Canım Pavarotti’yi anmak istedi...''

Pekkan, en büyük potunu ise Ayla Algan sahnedeyken kırdı. Paşalar gibi şarkılarını söyleyen Algan, Pekkan’ın sahneye girmesiyle birlikte, saygı gösterip onu bekledi ve sohbetine bir şekilde katıldı. İkili Paris günlerinden söz ederken de, Algan sözü ''Babylone''un yaratıcısı Mort Schuman’a getirdi; Arda Uskan’ın bize naklettiklerinden, deliler gibi bizimkine âşık olduğunu bildiğimiz Schuman’a; olanlar da bu sırada oldu.

Yaşar, Yeşim Salkım ve Deniz Seki’den sonra tekrar sahneye gelen ve Şeneş’in en en en popüler şarkısı ''Bambaşka Biri''yi seslendiren Pekkan, nedendir bilinmez, şarkının finaline yakın bir yerde, ''Temmuz-ağustos-eylül, her mevsimde durma gül...'' havalarından çalmaya başlayarak Fecri Ebcioğlu’nu da andı ya da aradan çıkarıverdi. ''Başka neler olacak; daha ne potlar kırılacak, ne hatalar yapılacak?'' diye düşünüp Şeneş adına telaşlananlar, finalin gelmesi ile gevşedi-rahatladı.

Pekkan, kulisteki arkadaşlarını çağırdı sahneye. Aksu yoktu, Duru yoktu, Alpman yoktu, Yengi ya da Yüksel yoktu. ''Eh tamam, saygımız sonsuz ama bekleyemeyiz'' demiş olmalıydılar. Aksu’nun başka bir yere yetişmek zorunda olduğunu biliyorduk ama, ya diğerleri? Gitmişlerdi işte...

Allahtan Yaşar ve diğerleri vardı. Yaşar tam bir ''kötü gün dostu'' gibi; sahnede her şey gevşer ve rayından çıkar gibi olduğunda el atıyor, her şeyi toparlıyor. Ezginin Günlüğü gecesinde de bunu yaptı, Şeneş gecesinde de; sahne ve seyirci arasında, artık kesilmiş bulunan iletişimi sağladı, son noktanın makul bir biçimde konmasına sebep oldu.

Fikret Şeneş, çok daha şaşaalı, çok daha görkemli gece ya da geceler hak eden bir isimdir. Bunu bir başlangıç saymalıyız; devamı gelecek bir başlangıç.

GECENİN TAVAN NOKTASI

Fikret Şeneş’in finaldeki duruşu. Kendisi için bir araya gelmiş sanatçıların arasında, her zamanki şık ve mağrur havası ile dimdik ayaktaydı. ''Ahmet Mehmet Süreyya'', ya da ''cumartesi, pazar, pazartesi'' şeklinde gidip duran şarkı sözlerimizi yerde sürünmekten kurtarmış, popüler müziğimize 'şiir’i katmış bu mükemmel insan, gecenin zayıf ya da falsolu yanlarına rağmen gülümsüyor; muhtemelen, ''su gider, şarkı kalır'' diye düşünüyordu.

GECENİN TABAN NOKTASI

Ayla Algan, Mort Shuman ismini anar anmaz, ''İyi ki öldü,'' dedi Pekkan’ımız. Seyirci dondu; kimse sağına ya da soluna bir şey sormaya cesaret edemedi ve herkes aynı anda, ''Yanlış duyduk herhalde'' diye düşünerek, bunu duymamış olmayı, unutmayı tercih etti

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019