Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 63 müzisyen gazete okuyor
 
 
Derya Akbaş
 
 
Yayımlanan Sayı : 408

Tarihsel gelişimi içersinde Arap Müziği (2. Bölüm) - 04.10.2007





Arap Müzİğİ Kongresi 

(Kahire 1932)

İlk Arap Müziği Kongresi, 1932'de, 28.Mart–3.Nisan tarihleri arasında, Kahire'de yapılmıştır. Sanatsal konulara ilgi duyan Mısır Kralı I. Fuat tarafından düzenlenen kongre, Batı müziğinin dışında tutulmuştur. Bu kongrenin toplanma amacı; "Arap Sanatı ve Arap Rönesansı" adı verilen "Nadha" sürecinde yapılan Arap Müziği'ni incelemekti. Uluslararası bir nitelik taşıyan  kongreye, müzik dünyasından Bella Bartok, Paul Hindemith, Alois Habin ve Henri Rabavd gibi besteciler, Emile Voillermoz ve Erich Moritz von Hornbostel, Robert Lachmann, Curt Sachs ve Egon Welesz gibi müzik eleştirmenleri ve müzikologlar katılmıştır. Kongreyi yönetenler Baron Carra de Vaux, papaz Xavier Collangettes, Henry George Farmer ve Elexis Chottin ve kongre başkanı Baron Rodolphe'd Erlenger'dır.

Kongreye ayrıca Ali al-Khula'i, Safar Ali, Mustafa Rida Bey, Mısır'dan Muhammed Abdul  al-Wahap, Türkiye'den Mehmet Rauf Yekta Bey ve Mesut Cemil Bey'in dahil olduğu icracılar davet edilmişlerdir.

Ozan Ahmed Sawgi, Kıptılog Kaghip Mugtah, müzikolog Muhammed Kamil al-Hajjaj,Ahmed al-Dik, Mahmud Ahmed al-Higni, konuşmalara, al-Arabi İbn Sari'nin Cezayir Grubu, Muhammed al-Qabbanzi'nin Irak grubu Wadia Sabra'nın Lübnan Grubu, Umar Fa'id al-Du'aydi'nin Fas Grubu, Ahmed al-Uburi ve Salim al-Hanafî'nin Suriye Grupları ve Muhammed Ghanni'nin Tunus Grubu gibi müzisyenler ve müzikologlar ise; kongreye katılan diğer kişilerdir.

Kongre tutanakları 1933'te Arapça, 1934'te Fransızca ve Arapça olarak yayınlanmıştır.  Tutanaklarda, müzik dizilerinin problemlerine ve sanat biçiminin moderleştirilmesine yer verilmiştir. Aynı zamanda d'Erlenger tarafından yazılan "La Musıg ve Arabe"nin (Arap Müziği) 5. ve 6. ciltlerinin Arapça çevirileri de bu söz konusu tutanaklarda bulunmaktadır. İlk olarak geçmişten günümüze kadar gelen, geleneksel müziğin gelişiminin incelenmesi hedeflenmiştir. Böylelikle var olan sistemin yeni Arap müziğine pratik çözümler kazandırmaktır.

Alexandre Chalfoun'a (1881-1934) göre; disiplinsiz müzik öğretimi, verimsiz bir uygulamadır ve sadece sözlü uygulamalarla müzik gelişemez. Bu düşünceden yola çıkarak 1919'da College de Musique'i (Müzik Koleji) kurmuş ve eğitim öğretim metotlarının gerekliliği ve önemini vurgulamıştır.

Muhammed Kamil al-Hajjaj (1877-1943) ise; 1924 yılında "Arap Müziği - Geçmiş, Bugün ve Gelecekteki Gelişim" adını verdiği eserinde, Arap Müziği kaynaklarını ve yayılmasını anlatmış ve Arap Müziği'ni, Batı Müziği ile karşılaştırmıştır. Modernleşme yolunda savunduğu sistem için ise; Rus Okulu ve Rus Beşleri'ni örnek olarak seçmiştir. Yerel renklerin Batılı besteleme teknikleri içerisinde ele alınması gerektiği sonucuna varmıştır.

Alfred Berner'in, 1937 yılında yayınlanan, "Studien zur Arabıschen Musik (Arap Müziği Öğretimi)" adlı çalışmalarında Arap Sanat Müziği'nin özellikleri betimlenmektedir. Bu eserde, daha çok çalgı müziğine dayalı doğaçlamalar ve 1910-1930 arasında Kahire'de ortaya çıkan (ve Avrupalı olmayan) ticarî kayıtlara ait bir dizi müzik yazısına yer verilmektedir. Yazar, Arap Sanat Müziği'nin tüm yabancı etkilerden arınmış olmasının, onun ortaya çıkmasına neden olan şey olduğunu fikrindedir. Savunduğu bu modernleşme düşüncesi Araplar açısından farklı bir bakış açısıdır.

Lübnanlı Wadia Sabra (1876-1952) ise; uyum eksikliği ile, zihnini meşgul eden farklı sistemlere sahip iki dünya için ortak teorik düşünceyi savunmuştur. Sabra, 1938'li yıllarda çok karmaşık ve hızlı bir şekilde matematik hesaplarını tamamladıktan sonra tümüyle farklı bir buluşla; Arap ve Batı müziği ile uyum içerisinde olan evrensel bir dizinin teorik varlığını öne sürmüştür. 1943 yılında yayınlanan "La Musique Arabe Base de l'art Occidental (Doğu Sanatına Dayalı Arap Müziği)" adını taşıyan çalışmasında, gelişimi ve modernleşmeyi savunmuştur. Araplar'ın Altın Çağı'nı yaşadıkları dönemde, klasik eserlerin armonik kuralları hakkında bilgi vererek, konuyla ilgili fikirlerini ortaya koymuştur.

Bu kongre ile amaçlanan; Arap Müziği'ne ait önemli problemleri tespit ederek ortaya çıkarmak ve üzerinde tartışmak, olası yeni çözümleri gözden geçirmekti. Arap Müziği'ni, içinde bulunduğu metotsuzluk ve disiplinsizlikten kaynaklanan olumsuz durumdan kurtarmak; yeniliklerle, eğitim metotları geliştirerek modernleştirerek daha çağdaş ve kalıcı bir hale getirmekti. Bu bakımdan 1932 yılı Arap Müziği'nde bir dönüm noktası olmuştur. Bu kongre tarihsel süreç içinde oluşan sistemi sözlü ve yazılı bir şekilde ifade ederek karşımıza çıkarmayı başarmıştır. Söz konusu sistem içerisinde çeşitli müzik okulları, akademi ve üniversiteler kurularak Arap geleneksel formları Batı tekniğiyle birleştirilmiştir. Bölgesel ve yöresel keşiflerle genişletilmiş, bir bütünlük içindeki Arap Müziği Dünyası bugün, beklenmedik zenginlikleri ortaya çıkmıştır. Böylelikle geçmişin müzik değerleri XX.yüzyıl Arap Dünyası için yeni modeller oluşturmuşlardır. 1932 yılında yapılan bu kongre, Arap Müziği'nde Modern Dönem'in başlangıcı olarak düşünülmekte ve kabul edilmektedir.

Özellikle Mısır, Arap Müziği genelinde Popülerlik kavramını daha elverişli bir hale getirerek, halkı bu konuda etkilemiştir. Kırsal bölgeyle, kent arasındaki tarzlar da bir bütünlük göstermiştir. Arap Dünyasının duayeni Muhammed'Abdu'l-Wahap (1917-1991) bu sistemin öncüsüdür. Ardından onu Farid Al-Atlar (1974) izlemiştir. Teknolojinin gelişmesi, özellikle de plâk ve radyo, televizyon gibi iletişim araçları aracılığıyla bu kişilerin popülerliği artmıştır. Ses sanatından dolayı tüm Arap ülkelerinde tanınan ve yeni icranın öncüsü olan Ümmü Gülsüm (1904-1975) Şehirci - Halkçı Geleneğin gelişimine büyük katkıda bulunmuştur. Ümmü Gülsüm ulusal geleneklerini koruyarak Mısır Müziği'ne katkıda bulunmuştur. Bu yeni akım Arap Müzik Hayatında bir hareketlenme başlamıştır. Özellikle Kahire ve İskenderi'ye olmak üzere bir çok Arap şehirlerinde müzik gösterilerinin sahnelenbilmesi için salonlar kurulmaya başlanmıştır. Bu salonlarda tiyatrolar, operetler ve dönemin ünlü bestecileri ve şarkıcıları konserler vermiştir.

Bugün Arap Müziği, Popüler Müziğin vazgeçilmez bir kültürü durumuna gelerek Dünya müziğinde bir yer edinmeye başlamış ve saygın bir konuma ulaşmıştır.

GÜNÜMÜZDE ARAP MÜZİĞİ'NDE KULLANILAN ÇALGILAR

1. Vurmalı Çalgılar

a) Derili Vurmalılar (Membranaphones)

Darbuka:

En önemli ritim sazıdır. Gövdesi daha çok kilden olmakla birlikte, günümüzde bakırdan yapılmaktadır. Üst tarafı 20 ile 40 cm. çapında olan keçi veya balık derisiyle kaplı olup altı açıktır. Şekil olarak kupa veya vazoya benzer; 30 cm. ile 60 cm. arasında bir uzunluğa sahiptir. Gövdesine çeşitli şekiller ve resimler yapılarak süslenir. Kilden yapılmış darbukanın derisi, renkli bir ipliğin düzenli aralıklarla zarın kenarına geçirilmesiyle sıkıca bağlanır. Zarın ateşle ısıtılmasıyla, deri gerginliği daha da arıtılabilir. Metal darbukada ise; deri halka ve vidalarla gövdeye bağlanır. Genelde oturularak çalınan bu saz, Libya'da Debdaha, Mısır'da ise; Tabla adı ile bilinmektedir.

Nakkâre:

Sadece dînî törenlerde çalınan vurmalı bir çalgıdır. Bez ve sarı bakırdan oluşan, şekil itibariyle bastırılmış çana benzeyen bir gövdeye sahiptir. Kaba geniş bir deri kayışla vurularak, güçlü ve dinamik şarkılara eşlik etmek için çalınan bir sazdır. Şekil açısından küçük davullara benzemektedir. Aşağı yukarı bir yarım küre şeklinde olan bu sazın çapı 30cm.dır. Bazı bölgelerde Çift Nakkâre kullanılmaktadır. Farklı boyutlarda yapılabilir.

b) Kendinden Ses Veren Vurmalılar (Idiophones)

Kalal:

Tunus ve Cezayir sınırları içinde, sadece kadınlar tarafından çalınan vurmalı bir çalgıdır. Cezayir'de bulunan Ghadames ile akrabalığı bulunmaktadır. Şekil açısından darbukaya benzer. Kilden yapılan gövdesi, üst tarafından aşağı yukarı 30 cm. ile alt tarafından 10 cm.lik çapa sahiptir. Çalgının açık, darlaşan alt kısmı, sol elle tutulur ve sağ elle vurulur. Sol el dizin üstünde kalır.

Tar:

Keçi derisinden yapılan vurmalı bir çalgıdır. Tarın çerçevesi içerisine yerleştirilmiş, dört ile altı yerde, bir veya iki çift zımbalanmış veya çevrilmiş, 5 cm. ile 6 cm. çapında, serbestçe hareket edebilen sarı bakırdan ziller bulunur. Bu ziller için çerçeveye bir ya da iki yarık açılmıştır. Sol el yüzeyine yaslanır ve çerçeveyi içeriye doğru kavrayan baş parmağıyla iter. Bazı bölgelerde, özellikle Tunus'ta göğüs hizasında tutularak çalınır. İşaret parmağı ile orta parmak bu duruş sırasında kenarda küçük, ince sesli vuruşlar yapmaktadır. Sol elin görevi ise, zara vurmadan zilleri çınlatmaktadır. Darbuka gibi zar kenarına, ikisinin arasındaki bölgeye farklı şekillerde vurularak çalınır.

Dendur (Gengu):

Genellikle Cezayir ve Sudan'da kullanılan, silindir şeklinde bir sazdır. Mısır'da silindir şeklindeki davula; Mizmar Baladi veya Tablı Baladi, Tunus'ta ise, Davul ya da Tibel ismini denilir. Dendur, genellikle düz bir çubuk ile deri gerilmiş kısma vurularak çalınır. Davulda olduğu gibi, sağ elle vurulduğunda bas ses elde edilir. 

Kargabu:

Güçlü metalik bir sese sahip olan, Sudan kökenli bir sazdır. 30 cm.lik formların iki parçasını bir çubukla birleştirilen, ortası göbekli, iki diskin karşı karşıya geldiği bir çalgıdır. Köprünün ortasına açılan iki delikten deri bir kayışla her elle çift vurularak çalınır. Kargabu, elin en dıştaki üç parmağı ön parçanın kayışının altına geçirilirek tutulur. Bu sırada işaret parmağı serbest kalır.

Ganga:

Palmiye dalından yapılmış, çift derili bir silindir davuldur. Kasnağın içi oyularak her iki taraftan da keçi derisiyle kaplanmıştır. Her zarın üzerinden bir eğe akordu geçmektedir. Bir elle tutulup diğer eldeki kavisli bir tokmakla deriye vurulmak suretiyle çalınır. Ganda genellikle kadınlar tarafından çalınan bir sazdır.

Tindi:

Yüksekliği, düzensiz imalâtından dolayı 38 cm. ile 40 cm. arasında değişir. Davulun daire alanının çapı 33 ile 35,6 cm., kenarları kıvrılmış ayak tabanı ise; 24,7 cm. ile 25 cm. arasındadır. Ayak yüksekliği 7 cm'dir. Arp davulu ile akrabalığı bilinmektedir. Gövdesi bir yarım kürenin şekline sahip ve 80 cm.ye varan bir çapa sahiptir. Kılları alınmış bir deri ile kıllar dışarıya bakarak şekilde oyukluğu üstüne konup deri kayışlarla tutulmaktadır.

2. Üflemeli Çalgılar (Aerophones)

Zukra:

Libya'da kullanılan üflemeli bir sazdır. Farklı bölgelerde farklı isimlerle anılmaktadır. Mısır'da Mizmar, Cezayir'de Gaita, Fas'ta Zamr olarak adı geçer. Silindir şeklindeki kamışı hûni şeklinde sivri, kiraz ağacından yapılmış bir obua türüdür. Sekiz deliği vardır. Bunlardan yedi tanesi önde, sekizincisi en üst iki deliğin arasına gelecek şekilde ortada sazın arka tarafında yer alır. Bunun dışında hûninin ön kısmına üç, arkasına iki delik daha açılmıştır. Güçlü ve parlak bir sesi vardır. Vurmalı çalgılara eşlik için kullanılmıştır.

Mizmar:

Türkiye'de Zurna, Tunas'ta Zokra, Cezayir, Fas, İspanya ve Libya'da Ghaita (Gayda), Doğu Arap dünyasında Mizmar adıyla bilinen üflemeli bir sazdır. Silindir şeklindeki borusu konik bir hûni şeklinde sonlanan, tahtadan yapılmış basit bir obua şeklindedir. Üç farklı boyutu bulunur: 30 cm. uzunluğunda Sibs, 60 cm. uzunluğunda Tilt veya Zamr Baladi, 38 cm. - 40 cm. uzunluğu olanına ise, Salabiya denmektedir. Hünnap ağacından yapılmaktadır. Bir buçuk oktavlık bir ses alanına sahiptir. Üst boru deliğine, yukarıda silindirik bir tepe şeklinde ve aşağıda eşit olmayan, düzensiz kesintileri bulunan 103 mm'lik bir tahta ağız yerleştirilir. Mizmar, üfleme tekniğinde güç gerektiren zor bir çalgıdır.

Magruna:

Eşit uzunlukta, bazen beşer bazen altışar delikli düdükten oluşan üflemeli bir çalgıdır. Düdükler, balmumu veya katranla birbirine yapıştırılmış ya da deri kayışı ve bir ip yardımı ile birbirine bağlamıştır. İki düdüğün üst deliklerinde birer dili olan ağızlıklar bulunur. Üst tarafı kapalı, duvarı bir dili oluşturacak şekilde Hint kamışından imâl edilmektedir. Düdüklerin alt ucuna, ses hûnisi olarak, iki hayvan boynuzu yerleştirilir. Kuzey Afrika'da Sirenaika, Fas'ta Zamr, Mısır'da Zummara adını ile bilinir. Magruna, ara verilmeden uzun süre çalınabilir.

Gasba

Dînî törenlerde kullanılan üflemeli bir sazdır. Uzunluğu 37 cm. ile 68 cm. civârıdır. Yumuşak bir sesi vardır. Gasba, belli yöntemlere bakılmaksızın üzerine delikler açılmış bir kamıştan yapılır. Kendi ezgilerine (Arap) uygun sesi buluncaya kadar delikler delinir veya tıkanır. Bazı bölgelerde madenî bir boru şeklinde olur. Bu saz, hem solo çalınır hem de tegannîye refakat etmek için kullanılır. Libya'da çalınan Zukra'ya benzer.

Gaita:

Genelde vurmalı sazlara eşlik görevi gören, güçlü sesli bir çift kamış yapraktan yapılan üflemeli bir çalgıdır. Önde 7 deliğe sahiptir. Ses açıklığı hûni şeklinde devam eder ve bazı bölgelerde metal, bazılarında gümüş levha ile kaplıdır. Ses hûnisinin içine küçük delikler açılmıştır. Uzun bir kamış yaprağı kullanılmışsa çalınırken deliklerin küçük tahta tıkaçlarla kapatılması gerekir. Sağ el alttak, sol el ise üç deliği kapama görevini üstlenir. Güçlü nefes gerektiren bir çalgıdır.

Argul:

Bir uzun bir de kısa kamıştan oluşan, üflemeli bir çalgıdır. Farklı uzunluklarda çiftli klarnet türünün değişik çeşitleri için bir çok ismi bulunmaktadır (El-Argul, El-Kabir, El-Argulsugari, Tiltay, Musavir, Musavirargul gibi). Değişik boylara sahip te olsa, genelde uzunluğu 75 cm.'yi kadardır.  Küçük boyları 30 cm. ile 40 cm.'dir. Bir Argul dokuz parçadan oluşur. Üfleme parçasına Baluş, melodi düdüğüne Baddal, dudakların değdiği boru parçasına Lugma, göğüs bölümünün sonuna ise; Hazna adı verilir. Sesi keskin ve değişik bir tondadır.

3. Telli Çalgılar (Chordophones)

Genbri:

Kuzey Afrika'da el ile mızrapsız şekilde çalınan 3 telli bir sazdır. Bu saz, güneyden Sudan'dan gelmektedir. Üzerine deve derisi geçirilen ve ön tarafına boyun olarak bir sopanın sokulduğu dikdörtgen ya da oval şekilde, tahta bir rezonans kutusundan oluşur. Boyundan deri kayışla ya da sadece iplerle bağlanmıştır. Düğümlerin kaydırılmasıyla telin gerginliği değiştirilirek, tiz veya pes ses elde edilir. Ortadaki tel kısadır. Sazın akordu hep aynıdır, değişmez.

Rebab:

Bağırsak iki teli beşliye yani sol ve re'ye akort edilmiş telli bir çalgıdır. Orta Asya kökenli bir sazdır. İçi oyulmuş Ceviz veya Hindistan ağacından yapılır. Göğsü iki bölümden oluşmaktadır. Üst bölümü işlemeli olup Tunus ve Cezayir'de sarı bakırdan, diğer bölgelerde ise ağaçtan yapılmaktadır. Rebabın genellikle büyüklüğü 48 cm. ile 60 cm. arasıdır. Rebabın değişik bölgelerde türleri bulunmaktadır. Mısır'da ise iki türlü olup Kamanga denilen ön Asya asıllı Hindistan ağacından oluşan gövdesi vardır ve yayla çalınmaktadır. Diğeri Rebab el-Sair olarak bilinen ve Arap Yarımadası'nda dört tarafı tahta çerçeveli olan bir türdür. Her iki çalgı da, iki veya üç tele sahiptir. Modernleştirilmiş Rebab biraz daha gelişmiş olup gövdesi tahtadan yapılmıştır. Boyu 48 cm.'dir. Genellikle bu sazı halk ozanları kullanmaktadır.

Santur:

Genellikle Irak ve İran'da çalınan telli bir sazdır. Tabanı yaklaşık 75 cm, küçük tabanı 35 cm, yüksekliği 27 cm ölçülerinde yamuk bir çalgıdır. On bir veya on beş tele sahiptir. Her telin üçlüsünün altında, oynatılarak modülasyon sağlayan iki köprü bulunur. İki küçük çubukla çalınan bu saz, iki buçuk oktavlık  bir ses sahasına sahiptir. Her telin üçlüsü, köprücüklerin solunda, arasında ve sağında olmak üzere üç ayrı ses verir.         

Kanun:

Doğu Müziği'nin vazgeçilmez telli sazlarından birisidir. Dizlerin üzerine konularak çalınır. Büyük tabanı yaklaşık 95 cm, küçük tabanı 25 cm, yüksekliği de 42 cm.'dir. 26 ve ya 24 adet 3'lü teli vardır ve üç oktava yakın bir ses alanına sahiptir. Her tel üçlüsünün altında, makamlarda istenilen modülasyonu elde etmek için kullanılan küçük mandallar bulunur. Tellere vurmak için işaret parmaklarına takılan gümüş yüzüklerin altına geçirilen mızraplar kullanılır. Arap dünyasında kanun Oryantal Müziğin vazgeçilmez sazıdır. Oryantal kanun bazı bölgelerde hangi makamda müzik icra edilirse, o makama göre akort edilir. Sol baş parmağı yardımıyla değiştirilecek olan tele basılarak sesin gerginliğini arttırılıp azaltılabilir. Bu saz daha çok, şarkıcıların doğaçlamalarına eşlik etmekte kullanılır.

Ud:

Doğu müziğinin vazgeçilmez çalgısı Ud, Batıda "Luth/Lut" adıyla bilinir. Arap Dünyasının gözde çalgısıdır. Birkaç tipi bulunur. Doğu Udu adıyla bilinen tipi ince ceviz ağacı veya akçaağaçtan yapılmaktadır. Sazın göğüs kısmında beyaz ağaç kullanılır. Ortalama boyu 40 cm, sapının ise 20 cm. kadardır. Beş çift teli bulunur. İkinci tipi ise Tunus Ududur. Genellikle Kuzey Afrika'daki ülkelerde kullanılır. Doğu Udundan daha küçük gövdelidir ve meşe ağacından yapılır. Dört çift tele sahiptir. Diğer Ud tipleri ise Khobza ve Koueitra'dır. Bunlar Oryantal Udu olarak da bilinmektedir. Genellikle Mısır, Cezayir ve Fas'ta çalınmaktadırlar.

DİPNOTLAR:                                         

[1] Ömer Rıza Doğrul; Asr-ı Saadet [İslâm Tarihi), C.1, 1973, s.71.

[2] AnaBritannica Genel Kültür Ansiklopedisi., Cilt.2, Hürriyet, İstanbul, 1986, s.420.

[3] Bugünkü bilgilere göre, Arap Alfabesi M.S.II. ve IV.yüzyıllar arasında Nabati yazısından gelişltirilmiştir. Günümüze ulaşan en eski Arap yazısı örnekleri Cahilliye Dönemi'ne aittir: Zebed Yazıtı (512), Harran Yazıtı (568), Ummi'c-Cimal Yazıtı (VI. yüzyılın 2. Yarısı).[Bakınız: AnaBritannica, C.2, 1986. s.437.

[4] Nordafrika (Muikgerchıcte in Bildern) Werner Bachmann.

[5] M. Nuri Uygun (Yrd. Doç. Dr.); Safiyuddîn Abdülmûmin Urmevî ve Kitabu'l-Edvarı, İst.1999, s.13.

[6] Çeşitli taşlar, hayvan kemikleri ve derileri...v.b.




KAYNAKLAR:                         

AnaBritannica, Genel Kültür Ansiklopedisi. (İstanbul, 1986), Hürriyet Yayıncılık A.Ş.
Bardakçı, Murat ; (İstanbul, 1986), Maragalı Abdülkadir, Pan Yayıncılık.
Büyük Larousse, Sözlük ve Ansiklopedisi, (İstanbul 1986), Milliyet Yayıncılık, Cilt no:1.
Doğrul, Ömer Rıza ; (1973), Asr-ı Saadet (İslâm Tarihi), Cilt no:1.
Farukî, L. Lois ; (İstanbul 1985), İslâm'a göre Müzik ve Müzisyenler, Türkçe'ye çeviren: Ü. Taha Yardım, 1.
Baım, Akabe Yayınları: 42, El Kitapları: 4.
Omnis Ansiklopedisi. s.243.
Uygarlık Tarihi Ansiklopedisi, (1986).
Uygun, M. Nuri (Yrd. Doç. Dr.); (İstanbul, 1999), Safiyuddîn Abdülmûmin Urmevî ve Kitabu'l-Edvarı,
Kubbealtı Neşriyatı.
Ve Müzik ; S.2/97





http://www.muzikbilim.com/





devam edecek
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019