Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 39 müzisyen gazete okuyor
 
 
Aslı Onat
 
 
Yayımlanan Sayı : 422

Bizim Martin’in 'hayali Türkiye’si - 25.10.2007





Alman müzikolog Martin Greve’in yazdığı “Almanya’da Hayali Türkiye’nin Müziği” adlı kitap, Bilgi Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlandı. Greve kitabında, Türkiye’den Almanya’ya göç eden toplulukların müzikal yaşamını ve faaliyetlerini yaklaşık 600 sayfalık kapsamlı bir araştırmayla aktarıyor. Kitabın sonunda Almanya’da yaşayan Türk müzisyenlerin çalışmalarından örnekleri içeren bir CD de yer alıyor. Türkçeyi ve bağlama çalmayı öğrenerek “gurbetçiler”in dünyasına giren Greve ile kitabı üzerine görüştük. 

Piyanist zorlanmaz ama...

“Almanya’da Hayali Türkiye’nin Müziği” adlı kitabınızı Almanya’daki müzik endüstrisini kültürler arası etkileşime açık olmamakla eleştirerek bitiriyorsunuz. Ve “Alman - Türk müziğinin ihtiyacı olan tek şey cesaret” diyorsunuz. Sizce iki kültürün iletişimi yakın gelecekte güçlenecek mi?

Almanya’da çalışan bir Türk piyanist zorluk çekmez. Ama bağlama ya ut çalan bir müzisyenin düzenli bir iş bulması zordur. Dernekler dışında eğitim alabileceği bir kurum da yoktur. Konservatuvarlar ve diğer müzik enstitüleri Türkiye’de icra edilen müzik tarzlarına daha çok yer vermeye çalışıyor artık. Ama gene de iki tarafın da birbirini çok iyi tanıdığı söylenemez.

Türk müzisyenler fayda görmediklerini hissettiklerinde bu tür enstitülerle iletişime geçmekten kaçınabiliyor. Bu da muhafazakâr Alman müzisyenlerin işine geliyor tabii. Özetle iki kesim arasında bir etkileşim var ama henüz zayıf ve güçlenmesi gerekiyor.

Türkçe işini kolaylaştırdı

Kitabınız 6 yıllık yoğun bir çalışmanın ürünü. Bu hazırlık sırasında sizin yaşadığınız değişimler nelerdi?

Başlangıçta bu konuda hiç bilgim yoktu. Öncelikli sorun Türkçe bilmememdi tabii. Türkçeyi öğrendikçe olayları kavramam da kolaylaştı. Ayrıca Türklerin bakış açısına sahip oldukça onların arasında da Almanlara karşı ayrımcılık olduğunu fark ettim. Bir gün kendisini “Alman Alevisi” ve açık fikirli olarak tanımlayan bir arkadaşım fazla düşünmeden “Tabii ki bir Almanla ilişki kurmam söz konusu olamaz” dedi. Şoke oldum. Alman arkadaşlarımdan biri bir Türk için bunu söylese, ona ırkçı derdim.  Bence bugün Türkler ve Almanlar arasında bir sınır yok. Ama Almanya’da ve Türkiye’de yaşayan Türk topluluklarında çok keskin ayrımlar var. Bir Vartolu, bir Trabzonluya oranla kendisini Tuncelilere daha yakın hissedebilir. Bir Egeli için ise Batmanlı bir Kürdü anlamak zor olabilir. Bense sadece Almanım; kimseyle hemşerilik bağlantım yok! Türk kültürünü büyük ölçüde özümsemiş durumdayım.  Türk halk müziğini seviyorum; bazı türküleri otomobille giderken teypten dinleyip söylüyorum. Almandan çok Türk arkadaşım var. Bira yerine çayı tercih ediyorum ve dedikodu yapıyorum!

Almanya’da ya da Türkiye’de yaşayan Türkiye çıkışlı müzisyenlerden kimleri dinliyorsunuz?

Favori müzisyenlerim Türkiye’de yaşayan Sabahat Akkiraz, Erdal Erzincan ve Erkan Oğur. Bir süre öncesine kadar Almanya’da yaşayan Neşet Ertaş ile Sezen Aksu’yu da çok seviyorum. Baba Zula, Mercan Dede, Aynur ve Kudsi Erguner de favorilerim arasında. 

Bağlama dışında çalabildiğiniz Türk müziği enstrümanı var mı?

Hayır, ne yazık ki yok. Bir ara ney çalmaya heves ettim ama hem o zaman Almanya’da bu işi öğretebilecek hoca bulamadım hem de ney çalmakta çok zorlandım. Tambur da çok zor ama sesi harika olan bir çalgı.

Martin Greve kimdir?

1961’de Almanya’nın Freiburg kentinde doğan Martin Greve, müzikoloji, etnomüzikoloi ve sinoloji gibi alanlardaki çalışmalarıyla tanınıyor. Çeşitli üniversitelerde ve sanat liselerinde müzikoloji ve etnomüzikoloji dersleri veren Greve, 2004’ten beri çalıştığı Rotterdam Konservatuvarı’ndaki Türk Müziği eğitim programının başkanlığını yürütüyor. Greve’in Berlin’de yaşayan Türklerin yanı sıra Korelilerle ilgili çalışmaları da bulunuyor.
 




 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019