Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 66 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Durukan
 
 
Yayımlanan Sayı : 512

"Hüzün Olunca İnsan Bir Yerde Çöküp Kalıyor" - Cahit Berkay - 07.03.2008





Moğollar grubu söze çok dayanmayan, enstrümantale yakın bir müzik yapıyor. Neden böyle bir seçimde bulundunuz?

O zamanki solistimiz Aziz Azmet, söylediğimiz türküleri sevemedi. Daha çok İngilizce söylemek istiyordu. Aramızda bundan dolayı müzikal anlaşmazlık oluştu. Biz Moğollar'ı Türkiye'de müzik yapmak için kurmadık. İdeallerimiz yurtdışına yönelikti. Orada kendimizi farklı, denenmemiş bir şeyle tanıtmak istiyorduk. Yoksa bir takım Alman, İngiliz, Fransız gruplarının oradaki plak şirketlerinin önünde uzun kuyruklar oluşturduğunu biliyorduk. Herkes gibi bir müzik yaparsak, biz de o kuyruğun sonunda yer almak zorunda kalacaktık. O yüzden yaylı tambur ve bağlamayı, gitar, bas, davul gibi batı enstrümanlarıyla beraber kullanmaya başladık. Ortaya son derece ilginç tınılar çıktı ve yanılmadığımızı anladık. Yurtdışında da dediğimiz kuyruğa girmedik, ilk gittiğimiz plak şirketiyle hemen anlaşma yaptık. 'Dans ve Ritimleriyle Dünden Bugüne Türkiye' adlı plakla 1971'de Fransa'da Academie Charles Cross ödülünü kazandık. Bu albüm Türkiye'de 'Anadolu Pop' adıyla çıktı.

Film müzikleri deyince akla ilk gelen isimlerden birisiniz. Neye göre değerlendiriyordunuz gelen teklifleri. Her öneriyi kabul ediyor muydunuz?

Tabii seçici olduğum şeyler de var. Köktendinci filmler var örneğin. Onlardan gelen teklifleri kabul etmedim. Sinema filmleri zaten ya aşk filmidir, ya da maceradır. Bunların arasında seçme durumum olmadı, ama benim ideolojime çok aykırı olmayan şeylerdi yaptıklarım.

Örneğin Dilan, Selvi Boylum Al Yazmalım ve tabii ki Kemal Sunal filmleri... Özelliği olan, kara mizah içeren filmler...

Elbette, Kemal Sunal'ın filmleri mesajlarla dolu. Toplumun yaşadığı olumsuzlukları mizahla anlatan, hem güldüren, hem de düşündüren filmler...

Yaptığınız müzikler filmlerinin öyküleriyle bütünleşiyor...

Önemli olan yaptığım müzikte o filmin ruhunu yakalamak. Onu müzik olarak hayal edebilmek. O hayal olayı, verilen filmi ilk izlediğimde başlıyordu. İlk zamanlar zorlanıyordum. Zamanla enstrümanı düşünüyorsun, sahnenin temposunu çözüyorsun. Şimdi evimde bir stüdyo kurdum. Yeryüzünde ne kadar enstrüman varsa onların seslerini taşıyan cihazlarım var. Bilgisayar yardımıyla klavye kullanıyorum. İşi onlarla çözüyorum.

Müziğinizde yoğun olarak bir hüzün hissediyorum. Kendi içinizdeki ya da yaşamınızdaki hüzünlerin yansıması mı bu?

Hayır, değil. Bunu ilk siz söylemiyorsunuz. Duygusal bir insanım. Sevmekten korkmam. Saklamam. Sinemadaki o karede hüzünlü bir şeyler varsa, o hüznü müzikal olarak ifade edip desteklediğiniz zaman başarılı oluyorsunuz.

Sadece film müziklerini sormuyorum, Moğollar'da da aynı hüznü hissedebiliyorum.

Mesela?

'Bir Şey Yapmalı', 'Issızlığın Ortasında', 'Ölüler Altın Takar mı?' adlı parçalar...

'Ölüler Altın Takar mı?' adlı şarkıyı Taner yaptı. Mesela 'Dinleyiverin Gari' matrak bir parçadır. Türkiye'de sevinmemizi sağlayacak şeyler çok fazla yaşanmıyor ki. Aziz'le ayrılmamız enstrümantal dönemi başlatmıştı grupta. 1976'da Moğollar dağıldı. 1994'te tekrar bir araya geldik. O dönemde Sivas olayları yaşanmıştı. 'Bir Şey Yapmalı'yı Susurluk olayından sonra bestelediğimiz sanılıyor ama hayır. Biz o parçayı Susurluk'taki trafik kazasından dört ay önce yapmıştık. Bu ülkede çok yoğun yaşıyoruz. Ülkemi seviyorum ama, o sevginin üzüntülü bölümleri çok yansıyor müziğime. Sivas olayı ise aklımın almadığı bir şey. Düşündükçe tüylerim diken diken oluyor. Otuz yedi insanın canlı canlı yakılması, müdahale edilmemesi... Dışarıda kameralar var. Kısacası naklen yayın ve cinayet.

Müziğinizde türkü motifleri, Anadolu motifleri var. Orada da doğal olarak bir hüzün var.

Belki sevinçleri yaşarken zıplamayı seviyoruz. Hüzün olunca insan bir yerde çöküp kalıyor.

Yönetmenlerle aranız nasıldı? Sorunlar yaşadınız mı?

Bazı yönetmenler işi tamamen bana bırakıyor. Bir kısmıyla müziği üretme aşamasında da beraber oluruz (Bu çalışma yöntemi benim daha çok hoşuma gidiyor). Bazen gergin ortamlar da olur. Bu müzik olmamış, diyen ama bunu söyleme biçiminden rahatsız olduğum patavatsız yönetmenler de var. Onları zaman içersinde ayıkladım. Benim müziği beğenmeyen, bu olmamış diyen insan bana bunun doğrusunun ne olduğunu ifade etmesi lazım.

Müziğinizi dinlerken ahşap, iki katlı, eski ve bir o kadar da büyük bir konak geliyor gözümün önüne. İçinde çocuklar, ebeveynler, nineler... böylesi bir ev. Biraz feodal, biraz modern, ama hareketli, üst düzey bir memur ailesinin evi gibi bir imge dolaşıyor kafamda...

Anadolu insanıyım, ama dünyayı tanıyorum, birçok yeri dolaştım. Buna karşın Ispartalı olmanın getirdiği özellikleri de kaybetmedim. Yonttuğum çok tarafım olmasına karşın, oradan aldığım değerler de yaşama adapte olmamda kolaylık sağladı. Bunu da kaybetmek istemiyorum. O söylediğiniz evde odalar ne kadar çok olursa o kadar iyi. Çünkü her oda dünyaya açılan bir kapıdır. O da büyük bir zenginlik getirir. Teşhisiniz güzel.

Volüm 3'te bazı genç müzisyenlerle çalışmışsınız. Bu değişikliğin nedeni nedir?

Evet, değişiklik istedik, pop caz'a, caz'a ve birçok tarza yönelik yorumlar olsun istedik. Moğollar'ın kendi kalıpları var, istesek de bunun dışına çıkamıyoruz. Oysa içimizde taşan bir enerji var. İşte bu gençlerin dinamizmi bizi etkiledi, zaten tanıyorduk, seviyorduk yaptıklarını. Beraber çalışma teklifimizi kabul ettiler. Kendimizi rahat bıraktık, orada beş kişinin duyguları, yorumları var.



Kaynak: http://www.studyoimge.com/makale/961/-huzun-olunca-insan-bir-yerde-cokup-kaliyor-cahit-berkay

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019