Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Ali Cenk Gedik
 
 
Yayımlanan Sayı : 609

Cazabesk-Cazamanda ya da Arabesk-Maganda (2. Bölüm) - 21.08.2008





Pop Yazılar: Varoştan Merkeze Yürüyen “Halk Zevki”
Orhan Tekelioğlu
Telos Yayıncılık, Mart 2006, İstanbul


Varoşlardan merkeze yürüyen “Halk Zevki” ya da Türkiye’de muhafazakarlığın yeni dinamikleri

Kitabın, “varoştan merkeze yürüyen halk zevki” altbaşlığının işaret ettiği temel tezini özetleyerek devam edelim. Tekelioğlu aydınlara dair ortaya koyduğu sorunsalı Türkiye modernleşmesi üzerinden çözer. Bu aslında Cumhuriyeti kuran kadronun geçmişi siyasal ve kültürel olarak silmeye çalışırken, yeniyi kuramamalarına dair bir trajedi gibidir. Trajedinin kahramanları ise bu ideolojinin taşıyıcısı olan Cumhuriyet aydınlarıdır. Kitapta Türkiye modernleşmesinin bu trajedisi şu şekilde özetlenir:

“…otoriter, yönü yukarıdan aşağıya doğru, kitlesel ve homejenleştirici bir modernleşme anlayışından sözedilebilir. Modernleşmenin odağı şehirlerden çok köylerdir; köyü ve köylüyü ‘toplum’ ile eşleştiren bu popülist modernizm, modernleşmeyi bizzat köyde kurmak ister. Bu kültürel modernleşme modelinin sağlıklı çalışmamasının nedeni, iktisadi modernleşmede tercih edilen kapitalist model ile olan sistemik uyumsuzluğudur.”(8)

Bu, Tekelioğlu’nun “siyasi modernleşme” adını verdiği merkezden çevreye doğru bir modernleşme hareketidir. Şehir kültürleri ise bu anlamda kurucu kadronun ilgi odağının dışındadır. Sadece tekke ve zaviyelerin kapatılması bile şehirlerde işsiz kalan müzisyenlerin geçim derdiyle yeni bir müziği yaratmalarıyla sonuçlanır. Tekelioğlu’na göre bu örnek ilk popüler kültür ürünümüzdür. Kültürel alanda başka bir gerilim kaynağı ise neredeyse “Osmanlı” olan her şeyin yerini alacak olan Türk kimliğinin oluşturulması sürecidir. Türk Sanat Müziğinin ve Türk Halk müziğinin “icadı”, klasik müzikte de “başarısız” bir Batı - Doğu sentezinin peşinde koşulması bu gerilimin örnekleridir. Bu başarısız kültür siyasetlerinden en fazla bir Cumhuriyet elit kültürü ortaya çıkar.

Diğer uçta “kültürel modernleşme” adı verilen çevreden merkeze doğru bir modernleşme hareketi vardır. Ve Tekelioğlu’nun temel tezini tam da burada buluyoruz :

“Yani, Cumhuriyet döneminin asıl ve kalıcı olan kültürel modernleşme çizgisi, ki bir tür alternatif modernleşme hareketidir bu, aşağıdan yukarıya ve çevreden merkeze doğrudur. Bu önermelerin geçerliliği Türkiye popüler kültürünün gelişme sürecinde analiz edilebilir; çünkü, modern şehir kültürlerinin hem kurucusu, hem de taşıyıcısı olan popüler kültürün oluşma ve başatlaşma tarihi, ‘halk zevki’nin önce kırlardan şehirlere, daha sonra varoştan şehir merkezine nasıl bir süreç sonunda yürüdüğünün ve sonuçta, nasıl merkezileştiğinin de tarihidir.”(9)

Bu alternatif modernleşmenin dinamikleri arasında üç göç dalgası vardır ve kitapta bu göçler aslen “kültür ve beğeni göçleri” olarak ele alınır: Osmanlı’nın son dönemlerinde “çevreden” Anadolu’ya yönelen Türk ve Müslüman toplulukların göçü, Cumhuriyet’in kurulmasından sonra Rum nüfusun dışarıya göçü ve 50’lerdeki kırdan kente göçüdür. Elbette Türkiye kapitalizminin yapısal özellikleri ve Cumhuriyet’in kültür politikaları da alternatif modernleşmenin önemli dinamikleri arasındadır.

Alternatif modernleşmenin müziksel sonucu ise Tekelioğlu’nun adlandırmasıyla “kendiliğinden sentez”dir. Yani kökleri Ziya Gökalp’e dayanan Batı-Doğu sentezi batmış, Doğu-Batı sentezi yükselmiştir: “Önce pop arabeskleşti, sonra arabesk poplaştı, küçük Emrah popçu oldu, Ahmet Kaya ‘yorgun demokrat.’ Ve her şey birbirine girdi, birbirine dönüştü, sonunda da bütün ihtişamıyla bugünkü Türk popu ortaya çıktı.”(10)

Kitabın önemli bir başka tezi genel olarak “Televole” olarak adlandırlan, özellikle de TV üzerinden sunulan yeni bir sınıfsal yükseliş şemasıdır. Tekelioğlu’nun kısaca FEM dediği Futbol-Eğlence-Magazin modeli bu yeni şemanın kurucu unsurlarıdır. “Televole” ise bir TV programı olmasının ötesinde bu modelin tüm bileşenleriyle somutlandığı yerdir. Artık sınıf atlamak için topluma sunulan bu modelde mezun olunacak yer üniversiteler değil “Televole”dir. “Televole” bu anlamda “kültürel muhafazakarlığın yeni koordinatları”nı temsil eder. Tekelioğlu’nun uyarısı, bu popüler kültür ortamının “bir faşizm üretmesi tehlikesinden çok, kültürel muhafazakarlığı siyasal muhafazakarlığa dönüştürebilme potansiyeli” taşımasına dairdir. Ancak Tekelioğlu yine de umutsuz değildir:

“Biraz da karamsar olan bu tablodaki tek olumlu özellik, merkezileşen çevre kültürünün de sonunda bir çevresinin olacağı gerçeğidir. Bu makalede öne sürülen, eski çevre kültürünün, özellikle şehirlerde merkeze göç ederek, merkezi kültürü kendine dönüştürmek üzere olduğu öngörüsü, yeni bir çevre kültürünün oluştuğu öngörüsünü de içermektedir. Türkiye’nin siyasi ve kültürel geleceği, ileride yeniden biçimlenecek ‘yeni merkez-yeni çevre’ dinamiklerinde şekillenmek zorundadır.”(11)


devam edecek


Kaynak
: http://arsiv.sol.org.tr/?yazino=10168

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019