Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 36 müzisyen gazete okuyor
 
 
Salim Zaimoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 609

Klasik müzik çöküyor mu? - 21.08.2008





Bundan üç dört yıl önce başlayan tartışma zaman zaman günümüzde de alevlenmekte. Çok fazla ayrıntılı bilgiye sahip olmamakla birlikte gazetelerin hafta sonu eklerinin müzik sayfalarında yorumculuğa soyunan bazı YAZARLAR tarafından klasik müzik konusunda aydınlatılmaktayız. Bu tespitlere göre klasik müzik can çekişmekte. Evet klasik müzik konusunda son günlerde bir takım tartışmalar yapılmakta, yine bildiğimiz bir gerçek var ki klasik müzik albümleri , pop , jazz ya da rok albümleri kadar satamamaktadır. Ancak bu durum dün de böyleydi, bugün de böyle. Yani değişen bir şey yok.

Klasik albüm satışlarını düşüren başka bir unsur da teknolojik gelişmeler. Klasik albüm satışlarını düşüren nedenler arasında, mp3 formatında internet’ ten klasik müzik parçalarının indirilmesi, CD’lerden yapılan kayıtlar, “ipod” lara kaydedilen müzik parçaları sıralanabilir.

Bence klasik müzik albüm satışlarındaki düşüklük ticari açıdan değerlendirilebilinir. Bu durum ile, klasik müzik dinleme tercihi arasında doğrudan bir korelasyon kurmak da çok doğru olmayacaktır. Kaldı ki “Klasik müzik albümü” iktisadi tanımı ile “talebi elastik” (fiyat değişmelerine son derece duyarlı), ekonomik konjoktürden büyük bir hassasiyetle etkilenen bir üründür. Bu nedenle, sadece ekonomik gerekçelerle klasik müzik albümlerinin satış düşüklüğü açıklanabilir.

Satışların düşmesi üzerine dev kayıt şirketleri (EMI, Sony, Universal, Warner gibi) klasik müzik departmanlarını eskisi para kazanmadıkları gerekçesi ile kapatmaya başladılar. Tanrı eksiklerini de hissettirmesin ama dev şirketlerin eline düşersek sonumuz kötü olacak gibi görünüyor. Bu şirketler son derece kaliteli kayıtlar ürettikleri gibi, “Best of Serie’s” “100 Favourite Songs” gibi tekrarları içeren satış odaklı kayıtlara yönelmeye başladılar. Bu nedenle artık ezberlenen Vivaldi’nin muhteşem konçertoları (Dört Mevsim gibi) asansör müziği, cep telefonu zili şekline dönüştü. Klasik müzik dünyasında o kadar güzel eserler var ki bu kalabalıkta farkedilmiyor. Ne zaman ki dev şirketler sizin dinleyebileceğinize (satış kabiliyeti olabilecekleri belirleyerek) karar veriyor, işte o zaman bu yapıtları dinleyebiliyorsunuz.

İşte tam bu sırada ünlü müzik eleştirmeni David Hurwitz, mütevazi bütçeleri ile kayıt yapan butik tarzına yakın kaliteli küçük şirketlerin bu ortamda birer mücevher gibi parladıklarını ifade ediyor.

Diğer yandan klasik müziği kurtarmaya meraklı bir kesim de “klasik müzik modernize edilsin, hızlandırılmış tempo ile gençlere ve çocuklara sevdirelim” şeklinde bir hezeyana kapılmış durumdalar.

Sayın bayanlar ve baylar, resim sanatını sevdirmek için yağlı boya tablolar üzerinde oynuyor muyuz? Hayır. Çocuklarımızın ellerinden tutarak nasıl resim sergisine götürüyorsak onları yine ellerinden tutup konserlere, operaya götürmemiz gerekiyor. Ben klasik müzikle Haydarpaşa Lisesi birinci sınıfında çok yoğun bir şekilde ilgilenmeye başladım. Bu ilgimi, bir proje kapsamında ortaokul ve liseleri karış karış dolaşan bir soprano hanımefendiye borçluyum. Bugün Fazıl Say gibi yorumcular, sanatçılar benzer çabayı gösteriyorlar.

Bu arada klasik müzik yazarı Serhan Bali’nin sözlerine kulak verelim : “seksi giyinmekten başka bir meziyeti olmayan Bond kızları veya akıl almaz imaj yatırımıyla büyük tenor olarak lanse edilen Andre Bocelli nasıl klasik müziğe çekecek ve nasıl devamlılığını sağlayacak”.

Gelin bu satırları okuyan sevgili dostlar yarın bir “The Seasons – Mevsimler” albümünü ya da başka herhangi bir klasik müzik ya da opera albümünü dinleyerek bu türe olan sevgimizi pekiştirelim.

Bu arada size minik bir oyun oynadım, eser ismi verdim, ancak besteciyi yazmadım. Belki de çoğunuz (yukarıda da belirttiğim Dört Mevsim) Vivaldi konçertolarını kastetiğimi sandınız. Bu eser Joseph Haydn’ın Mevsimleri. Çok muhteşem bir eser, az bilinen ancak değerli bir yapıt.

Müzikle kalın sevgili dostlar, mutlaka klasik müziği de yer ayıracağınıza eminim, hoşçakalın.

Not: Albüm Bilgisi

Joseph Haydn- Seasons.
Marlis Petersen (Soprano)
Werner Gura (Tenor)
Dietrich Henscel (Bariton)
RIAS Oda Korosu, Freiburg Barok Orkestrası;
Şef:Rene Jacobs Harmonia Mundi HMC 901829-30(2CD)



Kaynak: http://www.mtlik.net/?p=71

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019