Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 29 müzisyen gazete okuyor
 
 
Emel Burçin Özgüneş
 
 
Yayımlanan Sayı : 721

Zoltan Kodaly ve Carl Orff'un müzik eğitimi kavramı - 11.02.2009





Zoltan Kodaly'in Müzik Eğitimi Kavramı bugün Macaristan'da genel müzik öğretiminin temelidir ve ayni zamanda uzmanlaşmış müzik öğretiminde çok önemli bir yere sahiptir. Kavramın temel ilkeleri, bestecinin 1925 yılında ilgisini müzik pedagojisine yoğunlaştırmasının ardından oluşturuldu, eklemlendi ve yavaş yavaş hayata geçirildi. Onun fikirleri kendi yazılarından alıntılarla en iyi şekilde özetlenebilir.

"Müzik, yerini başka hiçbir şeyin alamayacağı bir entelektüel besindir. Onu alamayanlar ruhsal bir kansızlık içinde yasar ve ölürler. Müziksiz sağlıklı bir ruhsal yasam
düşünülemez. Ruhun içinde sadece müziğin aydınlattığı bölgeler vardır." (Okul Müzik Topluluklarının Yaraları Nelerdir? 1944)

"Müzik, evrensel insan bilgisinin vazgeçilmez bir parçasıdır...Bu yüzden, çok doğal olarak müzik, okul müfredatının bir parçası yapılmalıdır." (Dunapataj'daki kültür merkezinin açılışında dağıtılan konuşma metninden, 1966)

"İlkokulun amacı kişiliğin tam olarak oluşması yönünde temeller atmaktır. Müziksiz tam kişi yoktur...Bir kişi, on beş yaşına kadar onun hakkında düşünmezse bile iyi bir mühendis, kimyacı vb. olabilir. Ama, eğer kulağı altı yaşından beri (hatta daha önceden...) düzenli olarak eğitilmezse müzik anlayışına sahip olamaz. .. İlkokuldaki müzik öğretimi konusu, müziğin kendinden çok daha fazla şeyle ilintilidir. Müzik dinleyicisi / izleyicisi yetiştirmek bir toplum yetiştirmektir.

"Müzik öğretimi anaokulunda başlamalıdır ki çocuk müziğin temellerini erken yasta yakalayabilsin, çünkü müziksel işitme ancak erken başlandığı takdirde basarili olabilir. "(Fiatalok bildirisi, 1941)

"Çocuk, kavramları ve tanımları değil, müzikal hazineleri depolamalıdır. Değerlendirme ve sistematikleştirme daha sonra gelebilir. " (Bicinia Hungarica, Cilt I 'e ek, 1937)

"Ne yapılmalı? Okulda müziği ve şarkı söylemeyi öyle bir şekilde öğret ki öğrenci için eziyet değil zevk olsun; ona daha mükemmel müzik için susuzluk asıla, bir susuzluk ki ömür boyu sürsün.... Genellikle tek bir deneyim, genç ruhu müzik için tüm bir yasam boyunca açabilir. Bu deneyim sansa bırakılamaz; bunu sağlamak okulun görevidir." (Çocukların korosu, 1929)

"Sadece müzikal aktivite müziği gerçek anlamıyla anlamaya ve değerlendirmeye yönlendirebilir. Tek başına müziği dinlemek yeterli değildir." (333 okuma alıştırmaları - yeni baskıya ek, 1961)

"Eğer biri bu eğitimin özünü bir sözcük ile anlatmak isterse, bu sözcük ancak şarkı söylemek olabilir. .. İçinde bulunduğumuz makineleşme çağı insani bir makine olarak göreceğimiz bir yolda sürüp gidiyor. Sadece şarkı söyleme ruhu bizi bu kederden koruyabilir." (Macaristan'da müzik eğitimi, 1966)

"Şimdi ne yapılmalıdır? Onları gerçek, değerli müzikle tanıştırmak için mümkün olabildiğince fazla insana ulaş. Bunu yapmanın en kolay yolu nedir? Korolarda şarkı söylemek." (Bir ülke kasabasında müzikal hayat, 1937)

"Okullarda öğretim geliştirilebilir, eğer biz öncelikle iyi öğretmenler yetiştirebilirsek. ..Öğrencinin kulağını geliştiren ve genel müzikal bilgi veren çok az sayıda öğretmen vardır. ..Ayni zamanda çocuklar ve kulak eğitimine yeni başlayanlar için iyi müziğe ihtiyaç vardır." (Ciddi müziği popülerleştirme - New York'ta verilmiş bir dersten, 1946)
"Sadece gerçek sanat çocuklar için uygundur!" (Çocuk koroları, 1929)

“Her ulus, özellikle öğretime elverişli pek çok sayıda şarkıya sahiptir. Eğer biz onları iyi seçersek, halk şarkıları, yeni bilinçli müzikal elementleri yapabileceğimiz ve sunabileceğimiz en uygun malzemeler haline gelecektir...Şayet biz diğer ulusları anlamak istiyorsak, önce kendimizi anlamak zorundayız. Bunun için de halk müziğinden daha uygun bir araç yoktur. Başka ülkelerin halk şarkılarını tanımak, o ülkelerin insanlarını tanımanın en iyi yoludur. Tüm bu çabaların sonal amacı öğrencilerin, geçmişin, bugünün ve geleceğin klasiklerini tanımalarını ve sevmelerini sağlamaktır." (Halk şarkısının müzik eğitimindeki rolü, 1966)

"....Bu temel üzerinde ulusal olan ama ayni zamanda tüm insanların çalışmalarına ruhları açık tutan bir müzik kültürü inşa edilebilir. Yüzyıllar boyunca arındırılmış bu mükemmelleştirmeye karşı duyduğunu ölçen kişi, değeri ölçmek için kendine bir kıstas alır: Bir daha asla yanlış idollere yönlendirilmez." (Szarszszorszép cildine önsöz, 100 Macar Halk Şarkısı, 1957)

"Müziği anlamanın yolu herkese açıktır: Bu yol müzikal okuma ve yazmadır. Bu becerilere sahip olan herkes büyük müzik deneyimlerine katılabilir." (Okul Müzik Topluluklarının Yaraları Nelerdir? 1944)

"...Solmizasyon ile deşifre etmeye daha hızlı ulaşılır. Bu, doğal olarak, sadece göreceli solmizasyon için geçerlidir, çünkü burada tonun ismini söylemekle biz onun tonalitedeki işlevini halihazırda tanımlamış oluyoruz."(Bicinia Hungaria için ek, Cilt I,1937)

"Ritim...bugün alışılandan çok daha erken ve daha doğru uygulanmalıdır ve iki bölümde gerçekleştirilmelidir. Eğer anaokulu ritmik eğitim için üstüne düseni uygularsa, ilkokuldaki nota okuma hayal olmaktan çıkacaktır.
İki sesli şarkı söyleme, sadece çok sesli duyumu geliştirmede değil, ayni zamanda tek sesli söylemenin saflığını artırmada da öneme sahiptir."(Haydi doğru şarkı söyleyelim, 1914)

"Tüm sağlıklı çocuklar, eğer izin verilirse, doğaçlama yapabilirler... ama hiçbir zaman sadece kendi kaynaklarına terk edilmemelidirler." (Çocuk koroları,1929, anaokulunda müzik, 1941)

"Okullarda beden eğitimi derslerinde halk oyunlarına yer verilmelidir... Uygarlık içerisinde müzik ile beden hareketleri arasındaki tarihsel bağ büyük ölçüde zayıflamaktadır. Eğer biz onu mümkün olan her yerde daha yüksek bir düzeyde yeniden kurmayı ve sağlamlaştırmayı denersek, eski durumdan geriye düşmeyeceğiz, uygarlıktan kültüre doğru giden bir yere ulaşacağız." (Macar beden eğitimi, 1943)

"Her kim vokal müziği önce ve enstrüman çalmayı sonra öğrenmişse, müziğin her çeşidinin ezgisini yakalamaya daha hazır olacaktır. Şarkı söyleme yoluyla öğrenci, büyük ustaların çalışmalarına daha yakın olmalarını sağlayacak okuma yeteneğine sahip olur. Ayrıca, eğer okumada güçlük çekiyorsa, daha fazla parçayı daha kısa zamanda öğrenme yeteneğini kazanır. "( On beş iki sesli okuma alıştırması, 1941)

"...Sürekli pratik yapmayı gerektiren bir konunun varlığı durumunda, öğrencileri yılda yirmi-yirmi beş defa toplamanın hiçbir değeri yoktur. Günde on dakika, haftada bir saatten fazla anlam taşır; günde on beş dakika haftada iki saatten daha değerlidir." (Çocukların şarkı söylemelerine izin verilmediği doğrudur, 1956)

"...İyi bir müzisyenin özelliklerini söyle sıralayabiliriz:
1. İyi eğitilmiş kulak
2. İyi eğitilmiş zeka
3. İyi eğitilmiş kalp
4. İyi eğitilmiş el

CARL ORFF’UN MÜZİK EĞİTİMİ KAVRAMI

Müzik aleti seçiminde izlenecek önemli noktalardan birisi, çocuğun birden çok ve farklı özelliklere sahip aletlerle tanışmasını sağlamaktır. Bazı müzik aletlerine ulaşmak olanaklara bağlıdır. Birçok anne-babanın yakından görmediği ya da dokunmadığı, sesini duymadığı müzik aletlerini çocuklarına önermeleri beklenemez. Bu doğal bir durumdur. İlk olarak çocuğa kazandırılmak istenen ve yaş gurubuna uygun davranış biçimlerinin neler olduğu belirlenmelidir. Daha sonra da bu davranış biçimlerinin çocuğa en etkin, en kalıcı ve en hızlı şekilde hangi müzik aletleriyle sağlanabileceği belirlenmelidir.
Müziğin temelini ritim oluşturur. Ritimle birlikte ezgi ve armoni (uyum sistemi-çok seslilik) müziğin temel öğeleridir. Genel müzik eğitiminde ilke olarak ritim, öncelikli olarak ele alınmakta ve devamında ritimle birlikte ezgi verilmektedir. Armoni bu karışımın üzerine kurulmaktadır. O zaman çocukların müzikle olan ilişkilerinde ritim öğesine öncelik tanınması, başlangıç açısından normal bir yaklaşım olabilecektir. Bunun için de vurmalı müzik aletleri olarak bilinen "Orff Çalgıları" çocukların bilişsel, duyuşsal ve devinsel becerilerinin geliştirilmesinde araç olarak kullanılabileceği gibi ritimsel bilişlerinin, duyuşlarının ve devinimlerinin gelişmesine de katkı sağlamaktadır. "Orff Çalgıları" ismini ünlü Alman besteci ve müzik eğitimcisi Carl Orff'tan almaktadır. Carl Orff, müzik yaşamının büyük bir bölümünü çocukların eğitimine adamış ve bu dönem içerisinde farklı ülkelerin değişik müzik aletlerini toplayıp bir araya getirmiş ve onları müzik eğitim alanına uyarlamıştır.

Orff 1925'te Dorothea Günter'in Münih'te açtığı müzik okulunda 12 yıl programcı ve eğitimci olarak çalıştı. Küçük çocuklara ritim, bedensel devinim, dans ve çeşitli oyunlar yoluyla müzik eğitimi yaptırılması ilkesine dayanan yeni bir yöntem geliştirdi. Vurmalı müzik aletleri, bu yeni yöntemin temel öğesi oldu. Orff bu alanda koyduğu ilkeleri, "Schulwerk" (Okul Çalışmaları) adı altında beş ciltlik bir kitapta, bilimsel olarak açıkladı ve bu ilkeler birçok okulda uygulandı.

Çocuklara uygun müzik aleti seçiminde "Orff Çalgıları", ülkemizde yeni bir yöntem olarak değerlendirilmektedir. Bugün bazı anaokullarından başlayarak ilköğretim okullarına ve liselere kadar uzayan eğitim sürecinde kullanılmaktadır. Okul ortamlarında bu aletlerin kullanılması, müzik eğitiminin bir parçası olarak düşünülmektedir. "Orff Çalgıları"nın kullanımı Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ilköğretim müzik dersi programları için de önerilmiştir. Ancak okul dışında çocukların bu aletlerle tanışması, onları kullanması, becerilerini geliştirmesi ve pekiştirmesi de gerekmektedir. Ailelere bu noktada sorumluluklar düşmektedir. Çünkü çocukların eğitiminden aileler birinci derecede sorumludur. Çocukların okul ortamından edindiği bilgileri ve becerileri yeterli saymak ya da onlarla yetinmek, bilinçli anne-babaların yaklaşımları olmasa gerek. Çocuklara seçebilme olanaklarını aileler yaratacaktır.

Çocukların ritimsel becerilerini uygun bir şekilde geliştirebilecekleri müzik aletleri, "Orff Çalgıları"dır. Bu çalgıların önerilme nedenleri şöyle sıralanabilir:

• Çocuklar tarafından oyuncak olarak algılanabilir ve severek bu aletlerle ilgilenebilirler.
• Kullanımları kolaydır, her yaşta beceri kazanabilmelerine olanak tanımaktadır.
• Birçok alet basit olarak aileler tarafından yapılabilir.
• Ekonomik anlamda pahalı olamayan aletlerdir.
• Günümüz müzik eğitiminde öne çıkmış ve kullanılabilirlik düzeyi açısından (okul ortamında ve okul dışında) çağa uygun araçlardır.
• Birçoğu kolay taşınabilir özelliğe sahiptir.

"Orff Çalgıları"

"Orff Çalgıları" temelde iki gruba ayrılmaktadır. Bunların birincisi "Ezgi Çalgılar" ve diğeri ise "Ritim Çalgılar"dır. "Ezgi Çalgılar" adından da anlaşılacağı gibi ezgi çalınabilme özelliğine sahiptir. Aynı zamanda ritim çalışmalarında da kullanılabilmektedir. Kendi içinde iki gruba ayrılmaktadır. Ağaçtan yapılmış olan Silofon ya da Ksilofon (Xylophone) ve metalden yapılmış olan Metalofon ve Glockensphiel farklı boylarda gruplandırılmıştır.

"Ritm Çalgılar" da kendi içlerinde üç gruba ayrılır:

• Ağaç Olanlar; çubuklar, ağaç blok, kastanyet, marakas, agogo, tahta kaşık, vb.
• Metal Olanlar; çelik üçgen, agogo, el zilleri, parmak zilleri ilk akla gelenlerdir.
• Deriden Yapılanlar; defler, davul, bongo, darbuka, timpani gibi aletlerden oluşmaktadır. Bu aletler bir araya getirildiğinde küçük çaplı çocuk orkestralarının oluşmasına ve toplu müzik yapabilme becerisinin gelişmesine önemli katkılar sağlamaktadır.

Müzik Aletlerinin Kullanılması

"Orff Çalgıları" kullanım kolaylığı açısından diğer çalgılardan ayrılmaktadır. Örneğin, iki tane ağaç çubukla (ritim çubukları) çocuğa ritim çaldırmak oldukça kolaydır. Ritmi çalan çocuğun ağaçtan yapılmış müzik aletini ve ağaçtan çıkan sesi tanıma, iki eli birbirine uydurma gibi birçok beceriyi kazanabileceği gözlenebilir. Bunların yanı sıra, duyduğu bir ezgiye eşlik edebilmesi, bir anlamda o çubukları kendi duyumsadığı biçimde yaratıcılığının ortaya çıkmasını sağlamakta, kendine güveninin artmasını ve kişilik kazanmasını da pekiştirmektedir.

İki ağaç çubuk kolayca edinilebilecek ya da yapılabilecek "Ritim Çalgısı"dır. Basit olarak algılansa da, bu aletle birçok beceri çocuklara kazandırılabilmektedir. Bu çeşit aletler çocuk için bir oyuncak işlevi de görmektedir.

JAQUES DALCROZE RİTMİK METODU

Emile Jaques Dalcroze, 1865’te İsviçreli bir aileden, Viyana’da dünyaya gelmiştir. Konservatuar öğrenimini tamamlayan Dalcroze; bir taraftan bestecilik yaparken, diğer taraftan öğretmenlik görevini de sürdürdü.

1892’de Jönev Konservatuarı’na armoni, daha sonra yüksek solfej profesörü olan Dalcroze, orada önemli çalışmalarda bulundu. Ritim konuları x üzerinde özel araştırmalar yaptı ve bir “Ritmik jimnastik Enstitüsü” kurdu. Bu konuda makaleler yazdı, ritim aracılığı ile eğitim konusu üzerinde propaganda konferansları verdi, metodunu yayınladı, öğrencilerinden bir grup Dresden’de onun görüşlerini uygulatmak amacıyla bir enstitü kurdular. Böylece bu metot bütün dünyaya yayılmaya başladı.

Dalcroze, solfej öğretimiyle birleşmiş olan ritmik jimnastik okulunda müzik öğretimini yenileştirdi. Dalcroze metodunda, Dalcroze ritmik eğitim biçim ve sisteminde ritim, ölçü ve nüanslar, ayaklar, eller ve kollarla, bütün vücutla anlatılmaktadır. Fakat bu metodun amacı, hiçbir zaman mutlak olarak beden eğitimi değildir. Onun amacı müziğin etkisi altında; vücutla beynin sıkı bir işbirliği sayesinde ritmik bir anlayış yaratmaktır.
Ritmik metotla öğrencide ritim duygusunun ve bu duygudan başlamak suretiyle yapılan müzik eğitiminin en önemli aracı Dalcroze metodudur. Bu metodun uygulanmasında, öğretmenin çalacağı ritme ve nüanslara uygun olarak, öğrenciler kol ve vücut hareketlerinin uyumu içerisinde yürütülür. Bu suretle kulak, ritim ve nüans çalışmalarıyla geliştirilir. Dikkat daima uyanık bir haldedir. Müzik eğitimi; bir taraftan böyle ritim çalışmaları, diğer taraftan solfej çalışmalarıyla beraber yürütülür.

Dalcroze’da fonomimi (notaların çeşitli el ve parmak hareket ve işaretleriyle gösterilmesi-notaların vücut üzerinde gösterilmesi şekliyle de yapılır) ve ses çalışmalarına da önem verilmektedir.

Bu metot, başta Fransa ve İngiltere olmak üzere birçok ülkelerde uygulanmış olup, halen de kullanılmaktadır.

Türkiye’de Dalcroze Metodu: Bizde bu metot, resmi ders olarak Ankara Devlet Konservatuarı ders programları arasında yer almış ve uygulanmıştır.

Buraya kadar üzerinde durulmasını gerekli gördüğümüz metotların dışında da uygulanmış “Müzik Öğretim metotları” vardır. Örneğin: Kromatik metotlar, Jale metodu, Danel metodu, Maurice Chevais metodu gibi.

KAYNAKÇA

Zoltan Kodaly Pedagogical Institute of Music, Çev: İlkay YILDIRIM.
Andante Klasik Müzik Dergisi, Eylül-Ekim 2004/Yıl 2 Say 12s; 68
Müzik Tarihinin Önemli Bestecileri ve Bestecilerimiz. Faruk YENER. İstanbul
Büyük Bestecilerden Küçük Portreler. MEB Basımevi. İstanbul, 1975
Orff. C. And Keetman, G., Music for children, 1-5 Bölümler (schhott, 1974)
Doç.Gökay YILDIZ Anı Yayıncılık Ankara Ekim 2002


Bolbilgi’den alıntıdır.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019