Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 37 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Durukan
 
 
Yayımlanan Sayı : 782

Müzik Zeka ve Eğitim Meselesidir. - 12.05.2009





İstanbul son yıllarda bir festival şehri olma yolunda ilerliyor. Bu yıl da bir çok festival yapıldı, yapılıyor. Ama benim aklıma takılan; bu işteki sponsorlar. Fanta veya Coca Cola gibi firmalarının sponsor olduğu organizasyonlarda firmaların adı, organizasyonun da, grupların da önüne geçiyor. Sponsor olayına karşı değilim. Günümüz koşullarında sponsor olmadan bir çok iş doğru dürüst yapılamıyor. İstanbul Festivali de sponsorlar olmasa bu kadar gelişemezdi. Şirketlerin lüzumsuz para harcamaları yerine sanata fon ayırmaları, sanatı teşvik etmeleri toplumsal bir davranış. Bu boşluğu dolduracak başka bir şey de yok! Devlet sponsorluğunda mı olsun bu tip organizasyonlar? Bunu bekleyemeyiz. Önemli olan yapılan işin güdümlü olmamasıdır. Örneğin Hazarfen Rock Şenliği kör gözüm parmağına olayıdır. Konuyu iyi algılamadıkları ve görevlerini iyi yapamadıkları için, sponsor firmanın daha arkada yer almaması sonucunda bu festivalin gelecek yıllara taşınması riske edilmiştir. Dünyada örnekleri var bu tür şenliklerin. Mesela Danimarka'daki Roskilde festivaline bu sene Metallica çıktı. Onun da sponsoru Tuborg. Ama Tuborg Rock Festivali değil, Roskilde Festivali deniyor. Gelen de Tuborg'un katkılarının olduğunu biliyor zaten. Bu bence daha şık bir davranış. Reklamcıların sponsor olan firmayı uyarmaları gerektiğini düşünüyorum. Böylece Coca Cola Rock festivalinde çalın gibi aşağılayıcı bir teklif olmazdı. 1 Ağustos'ta Harbiye Açık Hava Tiyatrosu'nda Senfoni Orkestrası ile konser vereceksiniz. Bu sizin belli periyotlarla tekrarladığınız bir konser... Bu festivaller Ankaralı organizatör Hakan Erdoğan'ın öncülüğünde oldu. İlk kez 1998 yılında bir rock grubu, senfoni orkestrasıyla bir araya geldi ve şef Rengin Gökmen'di. Ardından çeşitli yerlerden teklif aldık. Üç kez İzmir'de Senfoni Orkestrası'yla, Bursa'da Cemal Reşit Rey Senfoni Orkestrası'yla, şimdi de Orhan Şanlıer yönetiminde - ismi belirlenmedi ama, İstanbul Senfoni Orkestrası olur muhtemelen- çalacağız. Büyük bir orkestra ile çalmak sanırım oldukça heyecan verici. Ayrıca farklı bir disiplin isteyen bir şey. Klasik müziğin kendi içinde bir hızı olsa da rock'ın ivmesi daha yüksek. Nasıl bir heyecan bu? Bilhassa canlı müzikte uyum kesinlikle şart. Sayı ne kadar azsa o kadar kolay uyum sağlanabiliyor. Tabii ki, bu sayının kırkı, elliyi, hatta yüzü bulmasıyla sistem ve prensipler önem kazanmaya başlanıyor. İşte bu birlikteliklerle müzikteki disiplinin önemini daha iyi anladık. Basılacak tek bir notanın bile diğer kırk kişinin çaldığı notayla uyum içersinde olmasının ne kadar önemli olduğunu gördük. Zor mu peki? Kolay değil. Rock grubu sayı olarak az ama, dengeli ve bilinçli bir müzik yapıyorsa büyük bir orkestra gibi zenginlik yaratabiliyor. Altı kontrabas'ın zorlanarak çıkardığı sesi bir elektro bas gitar, tek kişi istediği volümde çıkartabilir. Bir klavye tek başına bütün kemanların çıkardığı sesi doğru olarak çıkartabilir. Yani müzikler arasında bence uçurum yok, sonuçta her şey aynı prensiplere dayanıyor. Rock gruplarının sahnede elektrik yardımıyla volümü daha yüksek olabiliyor. Bütün frekanslarda ses üretebiliyor. Ama işin gerçeği elbette ki orkestra. Gerçek olan synthesizerdan çıkan keman sesi değil, kemanın gerçek sesidir. Bu birliktelikte teknoloji farklılığından doğan sorunlar oluyor, sesler birbirine karışıyor, biz daha volümlü çalmaya alışkın olduğumuz için, orkestrayı bastırıyoruz bazen. Ama çala çala öğreniliyor. Pb.Bulutsuzluk Özlemi'nin albümlerine tema olarak baktığımda, sosyal sorunlarla kıyı özleminin paralel gittiğini görüyorum. Deniz kokusu, serin sular, tepedeki çimenlik, gökyüzü bolca geçiyor. Bu doğa ve kıyı özlemi sanırım bir kıyı çocuğu olmanızla da ilgili. Anadolu Hisarı'nda doğup büyümemin ve hala orada yaşamamın bunda etkisi var. O zamanlar her taraf yemyeşildi, doğayla iç içeydik, bütün bunların yavaş yavaş gözden kaybolması, mesleğim olan mimarlığın getirdiği kentsel gerilimler, trafik, bürokrasi, sorunlar... kendimi doğanın parçası hissedebileceğim imgeleri aklıma getiriyor. O nedenle tepedeki çimenlikten, kıyılardan, dalgalardan söz ediyorum. Bulutsuzluk Özlemi geçmişe dönüp baktığında kendini nasıl hissediyor? Evet, kendimi iyi hissediyorum. İçimde ukde olan ufak tefek şeyler vardı ama, albümleri yeniden dinlediğimde bunların önemsiz olduğunu gördüm. Özellikle ilk üç albüm, piyasa koşulları hiç gözetilmeden, olduğu gibi yansıtılmış ve üzerinde çok çalışılmış albümlerdi. İlk konserimizde çok az kişi vardı ama 1987'den sonra dinleyici sayımız arttı. Radyoların da bunda etkisi oldu. Ama asıl etki Bulutsuzluk Özlemi'nin kır temasını değil, kent temasını işlemesinden kaynaklandı. Seksenden sonraki rock'ta ki asıl değişim buydu. Sonuçta albümlerinin temasıyla Bulutsuzluk Özlemi hayata farklı bakan, kendini genel gidişatın dışında gören insanları yakaladı. İşin özü; dinlediğin müziği söyle, senin nasıl bir insan olduğunu söyleyeyim, diyebilirim. Dinlediğin müziğin dünyayı algılama biçimiyle ve zekayla doğrudan ilişkisi var. Müzikler arasında aslında çizgilerin çok belirgin olduğunu sanmıyorum. Ama pop müziğini ele alırsak eğer; bu gün yerlerde sürünüyor. Pop şarkıcılığının da bir raconu olmalı. İyi pop şarkıcıları olmalı. Örneğin Fikret Kızılok çok önemlidir. Ve Fikret Kızılok olmak da kolay değil. Kısacası müzik; zeka ve eğitim meselesidir.

stüdyo imge
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019