Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 34 müzisyen gazete okuyor
 
 
Gülizar Büyükkara
 
 
Yayımlanan Sayı : 789

Çağdaş Türk müziği dünyada daha çok tanınıyor ... - 22.05.2009





Evin İlyasoğlu, yıllardır klasik dünya müziği ve çağdaş Türk müziği üzerine yaptığı biyografik çalışmalarla, bugünün yanı sıra yarın için de önemli bir arşiv oluşturdu. Ancak İlyasoğlu, özellikle ilk kuşak bestecilerin genellikle kırgın ve küskün olduklarını, çünkü çoğu bestelerinin hiç seslendirilmeden raflarda tozlandığını söylüyor.

Yazar ve müzik tarihçisi Evin İlyasoğlu, edebiyata ve müziğe olan ilgisini aynı alanda birleştirerek müziğin edebiyatçısı olmuş. Dünya müzik tarihi kadar, çok sesli çağdaş Türk besteci ve yorumcularının biyografilerini yazan İlyasoğlu, böylece onları, zamanları ve çevreleriyle birlikte dondurarak hem bugüne hem de geleceğe taşımak istiyor. Kitapları, gazete ve dergi yazıları, radyo ve televizyon programları ve konferanslarıyla klasik dünya müziği kadar çağdaş Türk müziği için de zengin bir arşiv oluşturuyor. Kendi deyimiyle, “giderek sığlaşan ve kaba sabalaşan” kültür dünyamızın içinde o, böylece bir çiçek bahçesi yaratmış. Klasik müzik hakkında her türlü bilgiyi sergilerken, öğretim görevlisi olduğu Boğaziçi Üniversitesi’nde de 10 yıldır konserler organize ediyor.

Sizi müzik ve edebiyatla birlikte anmak gerekiyor. Bu alanlara ilgi nasıl başladı?


Annem piyano çalardı, onun hocasıyla ben de 7 yaşımda piyanoya başlatıldım. 11 yaşımda konservatuara yazıldım. Annem Arnavutköy Amerikan Koleji’nde okumuştu, beni de oraya verdiler, her iki okulu birlikte götürdüm. Babam da Heidelberg’de felsefe okumuştu ama Tekel Genel Müdürlüğü’nde şube müdürüydü. Osmanlı edebiyatını çok iyi bilirdi. Bize sık sık şiir okur, bizim de şiir okumamıza ve telaffuzumuza çok dikkat ederdi. Ağabeyim, Ergin Sander de ikinci yeni kuşağının bir şairiydi, onun kütüphanesi ve çevresi de beni yazarlık alanında çok etkilemiştir.

Bu iki sanat dalını birleştirmeye ne zaman karar verdiniz?


İlk gençlik çağlarımda edebiyata hevesim başladı. Okuldaki İzlerimiz dergisinde şiirlerim çıkıyordu, derginin birkaç kez editörü olmuştum. Bir yandan da piyano çalmayı çok seviyordum, sürekli konserlere gidiyordum, müzik dinliyordum, okuldaki konserlere çıkıyordum. Böylece edebiyat ve müzik bir arada büyüdü benim dünyamda. Çok şanslı bir insanım, çünkü iki büyük hobim benim bugünkü iş dünyamın temeli oldu.

Bu sentezle ortaya çıkan ilk çalışmanız nedir?


Yeni Dergi’nin eleştiri yarışması için Nazım Hikmet’in Salkımsöğüt başlıklı şiirini bir müzik yapıtı olarak incelemiş ve birincilik almıştım. Henüz liseyi bitirdiğim yıldı. Bu benim için çok önemli bir başlangıç oldu.

Radyo - televizyonculuğunuz da var, değil mi?


Evet, eşimle birlikte Amerika’ya okumaya gittik. Dönüşte getirdiğimiz en değerli eşyalar plaklarımızdı. Özellikle çağdaş müzik plakları. Türkiye’de o zamana,1974’e kadar çağdaş müziği tanıtan programlar yoktu. Ben başlıbaşına bu konuya eğilen diziler hazırlayıp sundum radyoda. 20 yıl kadar sürdü. Sonra da TRT televizyonunda klasik müzik yorumcularını ve konularını içeren programlar hazırlayıp sundum uzun yıllar. Çağdaş müzik programlarım da gerçekten büyük ilgi görmüştü.

Sonra, Çağdaş Türk Müziği üzerine de incelemelere başladınız…


Türkiye’de var olan çağdaş müziğin belgelenmesi çok önemli. Benden önce ‘60 Türk Bağdarı’ adlı bir çalışma ve ansiklopedilerde tek tük bilgiler vardı. Bestecilerle konuşularak hazırlanmış bir arşiv yoktu. Ben 1980’den başlayarak onların yaşam öykülerini ve yapıt listelerini toplamaya başladım. Bütün bunları yaparken kayıp giden değerleri bir yerde yakalamak, bir yerde dondurmak hevesi içindeydim. Her besteciyi anlatırken, görgüsüyle çevresiyle ele almak, onu yaşama biçimiyle dondurmak gibi… Bu yaptığım çalışmalar hem radyoda yayımlanıyordu hem de Milliyet Sanat dergisinde dizi oluyordu.

İlk kitabınız nasıl ortaya çıktı?


25 Türk Bestecisi / 25 Turkish Composers, PAN Yayıncılık tarafından 1989’da basıldı. Türk Beşleri (Ahmet Adnan Saygun, Ulvi Cemal Erkin, Cemal Reşit Rey, Hasan Ferit Anlar, Necil Kazım Akses) ve onların öğrencisi olan sonraki kuşaklardan seçtiğim 25 bestecinin kısacık yaşam öyküleri ve yapıt listelerinden oluşuyordu. Kitap, bu yıl basılan 71 Türk Bestecisi’nin temeli aynı zamanda.

Türk bestecileri ve yorumcuları hakkında araştırmalar yaparken zorluk çektiniz mi?


Önce Cemal Reşit Rey gibi o zamanlar hayatta olanlara ulaşmaya çalıştım. Ancak o öldükten sonra eserlerine ulaşmak çok zor oldu. Öğrencilerinin yardımıyla iki de CD ekleyerek büyük bir kitap derledim. Bir CD’de onunla yaptığım söyleşi yer alıyor, diğerinde eserleri. Bence Cemal Bey için yaptığım araştırmalar çok önemli bir yer tutuyor, çünkü ölümünden sonra kendisine ait hiçbir arşiv kalmadı ortalıkta. Ardından ikinci kuşak bestecilerimizden İlhan Usmanbaş üstüne ve Türk Beşlerinden Necil Kazım Akses üstüne büyük biyografi kitapları yazdım. Türkiye’de ilk beyin cerrahisi kürsüsünü kurmuş tıp adamı Bülent Tarcan’ın kitabını yazarken çok duygulandım doğrusu. Onca yıl tıp ile müzik arasında gidip gelmiş. Beyin cerrahisi gibi ağır bir dalda çalışırken büyük senfoniler bestelemiş. Yaşadığım en büyük zorluk, bizde arşivleme ve kategorize etme kültürü olmayışı. Hazırlık aşamalarında çok yönlü araştırma yapmanız gerekiyor. Yeni kuşak bu konuda çok daha iyi.

Bilgiçağı

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019