Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Halim Yüksel
 
 
Yayımlanan Sayı :

Arap Şarkıcılar - 17.03.2006





1-AbdulKarim AbdulKader: Bu sanatçıyı 1994 yılı albümü ile tanımıştım. Orta yaşları çoktan geçmiş bir kişidir AbdulKarim. Albüm kapağına baktığımda (11 yıl önce) çok rahat 55–60 arası vardır demiştim arkadaşlar. Yüzü kırışmış, biraz pos beyazca ve uzun bıyıkları olan, üzerinden klasik Suudi kıyafetini çıkarmayan bir sanatçıdır. Yıllardır sivil kıyafetle görmedim kendisini maalesef. Sanki çekik gözlülük ve esmerlik var gibi tipinde. Suudi Arabistan'ın eski fakat ağır ağabeylerinden dir kendisi. Bu durum aynen albümlerine de yansımıştır. Zaten eskiden Arap şarkıcıların albümlerinde A ve B yüzlerinde 3 'erden toplam 6 yada 4' erden 8 şarkı olurdu. Körfez müzikleri daha uzun yapıda olduğu için genelde albümleri toplam 6 şarkıdan oluşur. Popüler olma kaygısı yoktur. Bu paralelde şarkılar genelde eski tarz, ağır, ancak düzenlemeleri çok iyi, sanki Orhan Baba tarzı eserlerdir. Bu müziğe Abdul Karim' den başlamak sizi körfez müziğinden soğutabilir. Zira dediğim gibi ağır, aklıda kalıcı melodisi olmayan, sıkıcı parçalardır. Metin Milli kadar olmasa da ses rengi tipi ile alakalı olarak oldukça kalındır ve tipine uygundur. Sonuç olarak AbdulKarim Abdul Kadir, daha çok yerel bir sanatçıdır ve bu halinden oldukça memnundur, tabii hızlı, genç zamanlarındaki çizgisi hakkında bir şey diyemem.

2-Abdullah Balkheir: Bahreyn’in yetiştirdiği meşhur, sevimli şarkıcılardan birisidir. Seviyorum ben kendisini. Şarkı söylerken yüzünde sürekli gülümsemesi mevcuttur, sürekli neşelidir. Şarkıları birbirine oldukça benzerlik gösterir. Hareketli şarkıları oldukça fazladır ve güzel tarafı, çok otantik melodiler vardır, ayrıca hareketlidir şarkıları. Bu konuda Bahreyn ve körfez müziğini tanımak açısından güzel örneklere ulaşabilirsiniz. Yaşı tahmin ediyorum 55 üstüdür, esmerce, yüzünde kırışıklar olan bıyıklı bir zattır. Zaten Körfez'e ait olup da bıyığı olmayan pek sanatçı da yoktur. Ses rengi ilginçtir, tipine uyar, kalıncadır ancak esnek değildir. Detone olup olmadığı ile tarzının o şekilde olup olmadığı konusunda bu kadar dinlememe rağmen hala emin değilimdir; ama kanımca tarz yapayım uğruna, neşe katayım uğruna bolca detone olmaktadır. Kıvrak bir gırtlağı yoktur, şarkıları, sevimliliği ile bu eksiğini kapatıyor bence. Abdullah Balkheir dinlenebilir, sevilebilir, müzik setinize 100 üzerinden olmasa da 70 e yakın bir puanla yakışabilir

3-Abdullah Ruwaseed: Kendisini tanımam 1992 yılına rastlar. Nabil Shuail'in albümü ile beraber kendisinin ''ya nesin el habeyib'' isimli albümüne sahip olmuştum. Kuveytlidir. Kuveyt'in en meşhur 2–3 erkek şarkıcısından birisidir. 40 yaşlar civarındadır.. Esmerdir, zamanında meşhur olan Ercan Turgut kardeşimize aşırı derecede benzemektedir. Tabii sivil kıyafetle ve saçı biraz uzunken görebilirseniz. Saçlarının kısa olması sanıyorum FB li Alex gibi kıvırcık olmasından kaynaklanıyor. Saçları simsiyahtır, kendisi de bayağı esmerdir. Fakat bakımlı, fit bir vücudu vardır. Sevimli, sempatik bir sanatçıdır. Albümleri her zaman satışlarda önce gelmektedir. Adı Körfez müziği ile anılan ilk 10 şarkıcıdan birisidir. Ses rengi Klasik Arap (özellikle Suudi şarkıcılar) şarkıcılardan farklıdır, güçlü, esnek, uzun solukludur ve detone değildir. Ben kendisini oldukça severim. Fakat sadece ud ile çıkarmış olduğu (ki ud körfez müziğinin vazgeçilmezidir) bayağı bir albüm vardır. Ki; kendisi de udi bir sanatçıdır (bu udilik bizdeki Metin Şentürk tarzından ziyade Coşkun Sabah kalitesi şeklindedir).Yıllardır hit olmuş onlarca şarkısı vardır. ''Adrak Maak'' ile körfez ülkelerinde 1988 yılında çok ama çok büyük bir sükse yapmıştır. Bir çok sanatçı ile düeti vardır. Kendisinin idolü, Yemenli büyük üstad, Abubaker Salem 'dir. Sondan bir önceki 2004 albümündeki bir şarkının klibini ülkemizde çekmiştir. Maddi durumu iyidir. Medeni halini ise bilmemekteyim. Körfez müziği ile ilgili arkadaşlar bu türün iyi örneklerini veren bu kardeşimizden çok büyük keyif alacaklar.

4-Abdul Halim Hafez: Abdul Halim Hafez ile ilgili bir çok şey yazılabilir. Mısır'ın bu efsane şarkıcısı hakkında nette de daha doyurucu net bilgiler elde edebilirsiniz tabii ki. Yıllar önce uzun orta dalgalarda Arap radyolarını dinlerken ''zey al hawa'' nın müziğinin bizden mi kopya, Araplardan mı kopya olduğunu tahmin etmeye çalışırken, seslendirenin Abdül Halim Hafez olduğunu bilmiyordum. Sesi inanılmaz derecede akıcı, umulmadık yerlerde, hah şimdi köşeye sıkıştı işte diye düşündüğünüz anlarda ilaç gibidir, özündeki Allah vergisi yetenek ile sesini bir keman gibi kullanmaktadır. Kalın bir ses rengi olmasına rağmen, akıcılık ve esneklik insanı mest eder. Şarkıları klasik'tir.Uzundur..40 dakikayı geçtiği halde bitmemişse ya Ümmü Gülsüm dinliyorsunuz yada Abdül Halim dinliyorsunuz demektir. Ancak Ümmü Gülsüm’den farkı daha çok batı enstrümanlarını kullandığı için melodik yapılarının zaman zaman farklılık göstermesidir. Arap melodilerinden vazgeçmemiştir. Farid Al Atraş ile son dönemlerindeki eserler altyapı olarak benzerlik gösterir. Orkestrası müthiştir. Şarkılarında tarif edilemez bir dinamizm, sesinin de etkisiyle belki, bir coşku vardır. Birçok müzikal ve filmde oynamıştır. Saçları zamanın resmi gibidir. İnce kravatı, bolca sürülmüş biryantin ve jölesi ile bize 50-60 lı yılların Türk sinema üstadlarını anımsatır. Ön dişlerinin biraz seyrek olması ve bu kadar ününe rağmen yaptırmamış olması belki ses rengini etkiler dolayısı ile düzeltilmemiştir. Dönemin bir çok güzel kadını ile de aşk macerası olmuştur. Abdül Halim Hafez bir efsane, erkek sanatçılar içinde bence Mohammad Abdul Vahap ile beraber en önce sayılabilecek 2 sanatçıdan birisidir. Eserlerini anlatmaya gerek yok bence. Hepsi klasiktir, yabancıların dediği gibi ''must to have ''dir. Arap Müziği nerden nereye gelmiş diye merak edenler varsa, kulağımızın pası biraz olsun gitsin diyenler varsa,güzel erkek sesi nasıl olur diyenler varsa buyrun, Abdül Halim Hafez buradadır.

5-Rashed Al Magd: Rashed Al Majed, Suudi Arabistanlıdır. Yaşı fazla olmamakla beraber genelde sivil dolaşır. Şarkıları popülerlik kaygısı taşır genelde, bu yüzden bir şarkı dinlediğinizde onun şarkısı diyemezsiniz. Tarzı yoktur, ses tonu yumuşaktır, ama ağdalı bir telaffuzu vardır (birçok körfez sanatçısı gibi), modern giyinmeye çalışır, kliplerinde bolca hatun kişi manken oynatır. Kendisi sevimli, son yıllarda biraz kilo aldı, hafif yuvarlak yüzlü bir şarkıcıdır. Çok aman aman bir şahsiyet olduğunu sanmıyorum. Albümlerinde çok güzel parçaları bulmanız biraz zordur, zaten asıl amacı popülerlik olan bir sanatçının albümünde birkaç güzel parçadan başka bir şey aramak olmaz. Yinede denenebilir. Ortalama bir sanatçıdır kendisi, kimseye zararı yoktur.

6-Abdul Rab Idris: Bu sanatçı da Suudi Arabistanlıdır. Kendisini ilk zamanlarda Sudanlı vb sanmıştım. Simsiyah, sadece gözleri ve avuç içi beyaz olan birisidir. 'Leyla'' isimli şarkısını ne zaman yaptı bilmiyorum ama hala aynı güzellikte, yumuşaklıkta bir şarkı olarak yıllardır meşhurdur. Dış görünüşü ne kadar kara olursa olsun, ağırbaşlı duruşu, yaşı (ki 60 tan fazladır) bence insana o kadar iyi bir insanmış, güvenilirmiş gibi geliyor ki bana bazen, ''size baba diyebilir miyim'' repliği geliyor aklıma hep! Pek fazla albümünü tanımıyorum, sesi güzeldir, yumuşaktır, sakindir.. Şarkıları da öyledir. Abdul Rab İdris’e doktor denmesinin sebebini ise bilmiyorum. Fakat besteci kimliği vardır. Çok tavsiye etmemekle beraber, ileriki aşamalarda arşiv amaçlı dinlenebilir diyorum.

7-Abu Baker Salem: Yemenin en büyük sesidir. Yıllarını bu işe vermiş, besteci ve büyük bir yorumcusudur. Enteresan ses rengi vardır, tipi ile alakalı bulduğum sert bir söyleyiş tarzı, sesini genellikle titreterek okuduğu bir biçime sahiptir. Fazla esmer olmamakla beraber, gözleri bayağı bir çekiktir. İri bir insandır. Göbekten oldukça nasibini almıştır. Unutulmaz eserleri vardır. Klasik olmuş bir sanatçıdır. Bir çok şarkıcı ile beraber düet yapmıştır. İlk bakışta Arap olmasından çok, kökleri Türkmenistan vb gibi ülkelerden olduğunu düşünebilirsiniz. Çok güçlü bir sese sahiptir. Tarzı ve kişiliği olan ve bunu yıllardır bozmayan nadir sanatçılardandır. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

8-Ahlam: Birleşik Arap Emirliklerinden olan Ahlam, popüler olmakla beraber eski albümlerinde klasik körfez müziği okurdu. Oldukça ünlüdür özellikle son yıllarda. Tarzı klasik körfez müziğidir. Saçları değişik örgülü, ses tonu ve rengi pek kayda değer değildir. ''Ahsan'' isimli şarkısını çok seviyorum. Nadir meşhur bayan körfez şarkıcılarından birisidir. Ama pek fazla bir şey kaybetmezsiniz dinlemezseniz. Yaşı 40 lar civarındadır. Ortalama bir sanatçıdır bence Ahlam, tabii ki bizler için belki o tarafın insanına başka önemli şeyler ifade ediyor onu da bilmiyorum tabii ki.

9-Ahmad Gohar: Ahmad Gohar Mısırlıdır. Genel olarak bakıldığında Pop türü (Mısıra özgü pop) şarkılar söyleyen genç bir şarkıcıdır. 30 lu yaşlarında olduğunu tahmin ediyorum. Asıl ünü, Mısırlı şarkıcıların yer bulduğu High-Quality adındaki karışık seri albümlerle olmuştur. Bu albümlerde (en son High-Quality 8 piyasaya 2-3 yıl önce çıkmıştı) zamanın meşhur Mısırlı şarkıcıları (başta Ehab Tawfik) yer almaktaydı. Mesela Hamada Halal (Mohammad den geliyor bu isim)'da bu albümler ile meşhur olmuştur. Parçaları günümüz Mısır (pop-arabesk tarzı diyelim) şarkılardan oluşuyor. Mısır dışında fazla popüler değildir. Ses tonu oldukça naif, yumuşak, hareketli ve slow şarkılarda insanı rahatsız etmeyen biçimdedir. Al-jeel türü şarkıları da olmuştur zamanında. Bunun yanında son zamanlarda parçalarında büyük orkestralar da çalmaktadır. Ahmad Gohar aslında bizim Arap Müziği seven insanlarımızın duyduğu ancak bilmediği bir şarkıcıdır. Mezdeke serilerinde (mesela ''Tammin Baly'' birçok parçası yer almıştır Bunun yanında High-Quality 5 albümünde Omar Al Abdallat'ın ''Ya Saad'' isimli enfes şarkısına ''Yalli Saqna'' isimli değişik sözlerle cover yapmıştır (bu cover lafı da arap müziği olunca garip kaçtı ya neyse) Ve bence çok ta güzel olmuştur. Sonuçta Ahmad Gohar genç, gelecek vaad eden demiyorum,( o zamanları geçti çoktan ) dinlemesi keyif veren, biraz daha Mezdeke tarzı şarkılar arayanlar için biçilmiş kaftandır. Fakat ayrı albümlerine ulaşmak internet ortamında pek mümkün değildir.

10-Ala Abdel Khalek: Kendisi Ahmad Gohar dan önce 85 yıllarında ünlü Mısırlı besteci, söz yazarı ''Hameed Al Shaary'' zamanındaki Al-jeel şarkıları ile ün yapmıştı. 85–90 yılları arasında oldukça Mısırda popüler idi. Maalesef fiziğini bilmemekteyim fakat ses tonu çok yumuşak ve bence çok güzel bir erkek sesidir. Bu tür pop şarkılarına çok uyumlu gidiyor. 90 yılında ülkemizde de piyasada olan bir sürü arap karışık kasetleri vardı hatırlayanlar bilir ( çöl rüzgarı, vele vele vb gibi garip isimler ile, yok kına gecesi 88 serileri gibi ,mezdeke serilerinden önce) İşte o kasetler içinde Ala Abdel Khalek' e rastlayabilirsiniz. En sevdiğim şarkısı ''Gamalek'' tir. İlgililere duyurulur.

11-Ala Zalzaly: Ala, özellikle Lübnanın çok sevdiği (bu bir kaç yıl öncesine kadardı, şu anda eski popülerliği yoktur) bir sanatçıdır. 1990–2000 yılları arasında gerçekten piaysa bu kadar karışık değilken, bizdeki gibi her gün 5–10 şarkıcı türemiyorken, zamanında gerçekten ün ve şöhreti haklı olarak yaşamıştır. Son albümünü internette de bulabilirsiniz ancak ne eski şarkıları vardır nede o günlere ait herhangi bir ışığı. Ala Zalzaly aynı zamanda aktördür de! Hiç unutmuyorum 90 lı yılların ortalarında bir akşam Delta Harekâtı adıyla seri halde çevrilmiş bir filmde(film Lübnanda geçiyordu, klasik Amerikan askeri terörist çatışması üzerine) kanal 6 ekranlarında hem de başrolde seyretmiştim kendisini. Her zaman kiloluydu, aslında yakışıklı denilebilir kendisi için, zayıf olsa aynı Tayfun'a (bir zamanlar Kayahan'ın damadı) benzemektedir. Ses tonu çok güçlü, oturaklıdır. Bir çok kişi sesini çok beğenir. Slow şarkıları da o zamanlar oldukça popülerdi. Eski ününe kavuşur mu bilmiyorum ama o dönemin müzikal yapısına bakılmak istenirse Ala Zalzaly sizi şaşırtmayacaktır. Tavsiye eder miyim? Hala ''Dahlik Dahilik'' adındaki sözleri komik olan ama bence melodik yapısı harika olan şarkısı kulaklarımdadır.

12-Ali Abdul Settar: Kuveytli meşhur bir şarkıcıdır kendisi. Hafif kilolu, esmer ancak çok güleç bir yüzü vardır. Sesi tipine göre çok hafif ince fakat güzeldir. Körfez müziği içerisinde Ali Abdul Settar'ın önemli bir yeri vardır. Genel olarak yumuşak, orta hareketli şarkılar yapar. En sevilen şarkılarından birisi olan ''Ya Nasehabba'' klasik olmuş meşhur bir parçadır.

13-Ali El Deek: Suriyeli mi yoksa Iraklı mı olduğuna karar veremediğim bu zat-ı muhterem en büyük (bana göre ilk ve son) çıkışını geçen yılbaşlarında yapmıştı. Çıkış şarkısı bir dabke tarzında olan ''Alloush'' (bize göre Aliş) idi. Bu şarkı bilmediğim ve yıllardır iç içe olmama rağmen hala anlayamadığım bir biçimde satış rekoru kırdı o çevrede. Belki yıllardır bu tarzda yapılmış nadir parçaların tekrar ortaya konmasından doğan bir açlık sonucu meşhur oldu, belki de şarkının o yörelerde (sözleri itibarı ile) gerçekten büyük bir yeri vardı. Ama müzikal yapı olarak bakıldığında; akılda kalan melodisi hariç, çok düz, sıradan, herkesin aklına gelebilecek tarzda bir şarkıdır. Altyapısı çok kötüdür. Otantik bir hava verilmiş de olsa bu şarkıya; Ali El Deek in sesi bence fena halde kötüdür, bu tarz şarkılar için bile elverişli değildir. Dabke tarzı şarkılar, ayrı bir nefes, kültür, eğitim gerektiren şarkılardır. Güncel ve aynı zamanda otantik anlamda kaliteli dabke dinlemek isteyenler veya bu müziği tanımak isteyenler lütfen Asi El Hellany 'nin son albümündeki ''Ala Ayn'' isimli şarkıya bir göz atsınlar ve aradaki farkın ne kadar büyük olduğunu görsünler. Ali El Deek'in bu kadar popüler olmasından sonra mantar gibi çoğalan mahalli,yerel gençler ,şarkıcılar bu tarz şarkılar yapmaya başlamışlardır. Fakat kanımca yeterli özen gösterilmediği için sadece düğünlerde, kına gecelerinde çalınıp dinlenmeye veya hemen unutulmaya yüz tutmuş parçalar ve sanatçılardır. Ali El Deek bu yıl içinde de bir albüm çıkardı. Sanki ilk albümdeki hataları yapmak istememişcesine klibine daha bir özen gösterdi ama bence nafile! Tavsiyem şudur; Dabke benim hayran olduğum ritm duygularını en üst düzeyde tutan, insanı coşturan bir müzik tarzıdır. Ancak mawal vb işin içine girince gerçekten buna değer sanatçıların bu işi yapması gerektiği kanaatindeyim. Bir Fares Karam, Asi El Hellany (eskisi gibi yapmıyor oda artık ama) vb sanatçılardan dinlerseniz en iyisini yapmış olursunuz. Ali El Deek'i tavsiye etmiyorum size ama her ne kadar beğenmesem de ''Allosuh'' u en azından bir kere olsun dinlemenizi tavsiye ediyorum.

Ali El Diyk Hakkında Ekleme ve Yorum

Ali El Diyk için benim de bir çift sözüm olacak çünkü geçen yaz düğünlerde dinleyip oynadığımız yetmezmiş gibi; her arabadan, her evden, her mutfaktan "alloush" şarkısının sesi yükseliyordu öyle ki istemeden de olsa "allouş" şarkısının sözlerini ezberledim.

Ali el Diyk, Suriyelidir hatta Suriyenin Antakyaya çok yakın bir şehrinden Lazkiyenin bir köyündendir. Ali el Diyk gençliğinde yani "Allouş" şarkısıyla popüler olmadan önce arapça ağıtlar okumaktaydı, şimdiki Suriye başbakanı Beşşar Esad'la samimiyeti ve arkadaşlığı uzun yıllara dayanmaktadır. "Allouş" şarkısının klibinin arap kanallarda dönmesinin, üst düzey yöneticilerinin düğünlerinde sahne alması, Suriyenin büyük anfi tiyatrolarında konserler vermesinin Suriye başbakanının yakın arkadaşı olmasına bağlayanlar da var. "Allouş" şarkısıyla kelimenin tam manasıyla "patlama" yapmış ve bir şarkıyla popüler olan şarkıcılar kervanına katılmıştır. "Allouş" şarkısının sözlerine ve klibine baktığımızda; köyde yoksulluk içinde yaşayan allouşun annesinin onu uyandırıp tarlaya çağırmasıyla başlamaktadır. Sözlerinde "ali uyan sabah oldu hasada gidelim, orak ve çapayı getir kumanya ile peşime düş vs.." tarım işçilerinin günlük hayatından bir kesit sunulmaktadır. Allouş ise işe gitmek istemeyip rüyasında sevgilisiyle lüks bir hayat yaşadığını görmektedir. Şarkının bir bölümünde yoksulluğa lanet etmektedir bu yönüyle muhalif bir yönü vardır diyebiliriz Alloş'un... Gelelim Allouş şarkısının patlama yapmasına benim görüşüm; "daha önceki düğün şarkıcıları sadece bir "org" kullanıp hem ritmi hem soloyu hem bass'ı bu enstrumanla yapmaları kulaklara tek düze geliyor ve hep bilindik şarkıları söylemeleri bu tarzda bir "kriz" olmasına sebep olmuş,her "kriz"den sonra bir patlama yaşanmak zorundadır. Ali el Diyk ise ana enstruman olarak yine org kullanmakta ama orgdan eski saoundların aksine ayrı bir enstruman sesi çıkarmış(tahminimce diğerleri orgu "sax" moduna getiriyordu) arap müziği üflemeli aletine yakın bir ses bulmanın yanı sıra ekibinde "elektro gitar, bas gitar, org" gibi elektro enstrumanların yanında "davul, darbuka, baglama buzuki karışımı bir telli enstruman, kaval, ud, bateri" ve iki geri vokal kullanıp sadece orgla düğün müziği yapan tek org tek solist mantığını kırıp akustik enstruman, gerçek davul ve geri vokalle diğerlerine görece zenginlik yaratmış, "or ve ses"e nazaran insanların kulağının paını silebilmişt, tüm arap müzik kanallarında klibinin yayınlanma(arap kanallarının uydu yolu ile tüm dünyaya yayın yapması), geniş kitlelere konser verme şansını iyice kullanıp bu krizi aşmış ve ardından bu tür müzik yapılmasını sağlamıştır. Şarkılarının basitliği ve halka yakın olan "çiftçi, orak, kız kaçırma, sevip buluşamak" kavramları insanların akıllarında kalmasını sağlamıştır. Evet "turkishboy" un alt yapı, söz, ritm, armoni nin zayıf olduğu görüşlerine katılıyorum fakat demin dediğim gibi düğünlerdeki "tek org, tek solist" mantığına göre altyapı daha sağlamdır. Sözlerde daha önceki aynı türde sadece oyun havası yapan türe göre daha mantıklıdır, daha önceki düğün şarkıların sözlerinden örnek sunayım "şıfte ehlil mercedes nsite ehlil ısuzu" türkçesi "mercedes'in sahibini gördün ısuzu'nun sahibini unuttun" bu şarkı Samandağ'a çalışan dolmuşların değişimini anlatan yine düğün şarkısı vs... Ali El dik'in sesi pek iç açıcı bir ses olmamamsına rağmen ondan öncekilerin sesinde daha güzeldir(yanlış anlaşılmasın kast ettiğim müziğin sanat boyutuna bakmayıp "tek org tek ses" ile düğün kotarmaya çalışan kişilere) sesinde insanlara güzel gelen tek yan "mahsun" olması ve şarkıları içten okuması(iyi ya da kötü hatta uzun havada bazı yerlerde sesi kayıyor ve detone oluyor) şarkıya yüreğini koyabilen ve bunu halka hissettiren sıcak bir şarkıcı olması...

Sanatçının Antakya ve civarında çok dinlenmesisuriye sınır kapısının açılıp CD ve kliplerine ulaşmanın kolay olması, düğünlerde "tek org, tek ses, tek ritm, detone ses, aşırı saçma sözlere" nazaran biraz daha iyi olması, sıcaklığını halka yansıtabilmesi, atabet ve muvvelleri pek beceremese de içten okuması diyebilirim. Antakyadaki düğün şarkıcıları "Allouş" şarkısından sonra onun kullandığı orga benzer sesler çıkaran orglar getirip Ali el dik'in şarkılarını söylemeye başladılar. Fakat düğünlerde şarkıyı hızlandırıp araya darbuka soloları atarak zaten dabke tarzına bile uymayan şarkıyı daha da değiştirip oyun şarkısı yaptılar.

Ali el Dik'ten sonra aynı sound'daki türevleri de popüler olup eski tarza "sadece org" a nazaran arpa boyu da olsa bir ilerleme kaydettiler. Hatta direk ali el Dik'in söz ve bestelerini yapan "Seir ve Mehir Ali"nin parçalarını alıp söylediler hiçbiri Ali el dik'in yaptığı "tarz" bir ekleme ya da geliştirme yapmayıp tükettiler insanlar içkinin de etkisiyle oynadı, göbekler attı ama düğün bitince kimsenin aklında bir şey kalmadı...

Altyapı eksikliği, araştırma eksikliği, popülerlikten başka bir amacı olmadığı sürece yine bir "kriz" e gebe ve aşacak kişi nasıl olur bilemiyorum...

Ali el dik geçen yaz sonu Antakyaya konsere geldiğinde "Bütün ortadoğuyu sarsan ve Allouş fırtınası estiren şarkıcı Ali el Dik konseri" yazmıştı, bu yıl ki konserine en az 15 bin kişi katılmış...

Yine "turkishboy"un da dediği gibi bu zat'ı muhterem ve türevlerini dinlemezseniz hiç bir şey kaybetmezsiniz ama eğer hiçbir özelliği olmayan bir şarkının nasıl ortadoğu ve hatta türkiyenin bir bölümünü sarstığını görmek istiyorsanız dinleyin... (Ekleme ve yorum: Özhan Özgün)

14-Ali El Haggar: Ali El Haggar 'ı tanımam 88 yılına rastlıyor. Belki popülerliğinin son dönemleriydi tam bilemiyorum ancak sesi hüzün dolu, hafifi titrek, değişik tarz çalışmaları olan bir sanatçıdır. Klasik Mısır parçalarını tekrar düzenlemelerle icra ettiği çalışmaları vardır. Enteresan bir tipi vardır, dış görünüşü itibarı ile tipik bir Mısırlıdır. Sesi nadir bulunan bir tarz ve renktedir. Dediğim gibi şarkıları genelde slow, klasik yapıda ancak düzenlemeleri daha pop, batı enstrümanları ve pek herkesin alışkın olmadığı tarzdadır. Anoushka Ali El Haggar'ın versiyon olarak bayanıdır denebilir mesela (Anoushka’nın tarzını bilenler için yazdım). Son dönemlerde albümleri pek çıkmıyor, daha bir entel, daha bir kaliteli sanatçı olarak Ali El Haggar hafızamda yer etmiştir. İsteyenler için görüşüm, nötrdür. Dinlemenin Arap Müziği hakkında genişletmek istediği yönleri olan arkadaşlara faydalı olacağı kanaatindeyim.

15-Amal Hezajy: Lübnanlı bu son 3–4 yılda oldukça popüler olan sanatçı, aslen bir fotomodeldi zamanında. Ses rengi çok fazla iyi olmasa da, göze batmıyor ve bazı şarkılar sesine göre bestelendiği için bazen çok iyi bile gelebiliyor kulağa. Başka alandaki başarısını bu alana aynı şekilde taşıyabilmiş ender sanatçılardandır. Faudel ile 2 yıl önce düet yaptığı ''Ainek'' isimli şarkısı bana göre oldukça (gerçi Rai müziği tarzındadır ama olsun) kaliteli bir şarkıydı. Albümleri genel hava itibarı ile slow, hareketli parçalardan oluşur. Geleneksel Lübnan müziklerini pek göremezsiniz. Fizik itibarı ile oldukça sevimli ve hoş bir hatun olan Amal Hezajy ayrıca ''Mistenne Eih'' isimli klibinde (son albüm) 645 cabrio BMW kullanarak teknolojiyide ne kadar yakından takip ettiğini (!) ispat etmiştir.

Bence genç sanatçılar içinde ortalama bir yeri olan bu sanatçıyı kişisel tercihim olarak seviyor ve zaman zaman zevkle dinliyor, izliyorum.

16-Amir Mounib: Öncelikle sevgili Ehlem'e Ali El Deek ile ilgili vermiş olduğu doyurucu ve güzel bilgiler için teşekkür ediyorum. Gerçekten bu ''Alloush'' konusu geçen yıl için oldukça önem taşıyordu.Bu şekilde bu konuya değinmemizden dolayı bende mutlu oldum.

Evet Amir Mounib aslında genç görünmesine rağmen yaşı 30 'un üzerinde Mısırlı bir pop şarkıcısıdır. Mısırda oldukça sevilmektedir. 90’lı yılların başından beri albümleri şarkıları başarılı bir grafik satışı gösteriyor. Uzun boylu, zayıf bir yapısı vardır. Sesinin güçlü ve güzel olduğunu söyleyebilirim. Fakat her albümündeki parçalar bir önceki şarkılarına oldukça benzemektedir. Bu yüzde onu diğer sanatçılardan herhangi bir konuda ayırmak bana göre pek mümkün olmuyor. Bu da benim gözümde ortalama, sıradan bir sanatçı olarak kalmasına yol açmıştır. Teknolojik gelişmelere oldukça açık olan Mısır Pop müziğindeki değişimleri belki bir Amr Diab kadar hayata geçirememiştir fakat efendi duruşu, insanı rahatsız etmeyen melodileri ve dinamizmi ile Amir Mounir iyi bir sanatçıdır. Ama bence ne olmuştur ne de ölmüştür diyelim. Akılda kalan parçası pek fazla yoktur. Son zamanlarda hızla tüketilen parçalar kervanına mecbur kalarak o da uymuştur. Ama eskiden gelen popülerliği sayesinde silinmemiştir de. Sonuç olarak Amir Mounib ortalama, dinlenebilen bir sanatçıdır. Karar sizindir!

17-Amir Yazbak: Amir Yazbak Lübnanlı meşhur müzisiyen aile Yazbak 'lardan gelmektedir. Bildiğim kadarıyla Samir Yazbak, George Yazbak da bu aileye mensuptur. Sesinde, tipine uymayan bir yapı vardır. Kalın bir ses rengi vardır ancak zaman zaman sesinde kaymalar olduğunu tahmin ediyorum. Şarkıları günümüz klasik Lübnan şarkılarından (dabke ..) ve son zamanlarda satış kaygıları güttüğü için belki, Mısır tarzı şarkılarından oluşmaktadır. Oldukça neşeli gülüşü, hareketli olması, kliplerini esprili bir şekilde ve oldukça güzel altyapılar ile çekmesi Amir Yazbak'ı sevmemde etkilidir. Bir önceki albümündeki ''Sheni Shelou'' isimli şarkısını dinlemenizi tavsiye ediyorum. Güzel bir dabkedir ve 2004 yılında özellikle Lübnan'da oldukça popüler olmuştur.

18-Amr Diab: Amr Diab kuşkusuz şu an için Arap pop şarkıcıları içerisinde en meşhur ve bilinen olanıdır. Bu işe eski yıllarda başlamış olması (1988 gibi) birçok sanatçıdan daha önce tecrübe kazanmasına ve geniş kitleler tarafından sevilmesine yol açmıştır. O yıllarda yapılan mısır pop müziğine yeni bir ses, soluk getirmiştir ve dolayısıyla haklı bir üne kavuşmuştur. O yıllarda yapmış olduğu albümlere bakarsak, daha çok klavye, syntisizer ile yapılmış vokal açısından bence başarılı olmayan günlük tüketilecek bir tarz görüyoruz. Fakat her albümünde bir çok hit çıkarmış olması o zamanki albümlerine daha uzun soluk getirmiştir. Bizde 1990 yılında ''meyyal meyyal'' ve ''methafeesh'' isimli şarkıları ile biliniyordu (tabii o zamanlar kimse amr diab ile ilgilenmiyor, sadece kınalarda düğünlerde göbek atma amaçlı,yada tv de dansözlere fon müziği olarak bakılıyordu). Gelin görün ki, yıllar önce kınalarda yüzüne bakmayıp merak bile etmeyen yurdum insanı, global bir üne kavuşunca kendisini Rumeli Hisarında paralar vererek gayet elit bir (!) atraksiyon altında olduğunu düşünüp Amr Diab şarkıları ile geç te olsa terennüm etmişlerdir.

Amr Diab gerçekten büyük bir fenomen dir özellikle Mısır ve civarı Arap ülkelerinde. Fiziği gerçekten iyidir (eski hallerini görünce aslında üne kavuştuktan sonra fit bir vücuda sahip olduğunu görürüz, saçlar zamanın bir kopyasıdır, ilk meşhur olduğu yılllarda oldukça kiloluydu, şimdilerde gerçekten fiziği düzgündür), kesinlikle Yaşar Alptekin'e benzediğini yıllardır hayretle izlerim ses tonu gerçekten akıcı,güçlü,bazen sert ve kendine has bir renk taşır.

Amr Diab, yıllardır kazandığı ününü haklı olarak elde etmiştir kanaatindeyim. Fakat Tarkan gibi, onunda global olmak adına verdiği çabalarını, Klasik Mısır müziğinden uzaklaşmaya başladığı için tasvip etmiyorum. Hem modern hem de Mısır müziklerinin olduğu bence tek albümü vardı. O da 1993 yada 1994 yılında çıkarmış olduğu ''Ice Cream In December'' dır. Bulabilenler varsa oradaki parçalara lütfen dikkat etsinler.

Amr Diab sonuç olarak sevdiğimiz, takdir ettiğimiz bir kardeşimizdir Kesinlikle eski günlerinin hatırına da olsa tavsiye ediyorum.

19-Angham: Mısırın sevdiği bir başka sanatçı da Angham dır. Kendisini tanımam 1991 yılına rastlar. Sanatçı aslında çok ilginç bir grafik çizdi yıllar içinde. İlk zamanlarında Klasik Arap Müziği söylerken bir anda pop müzik yapmaya başladı 90 lı yıllar başında. Hatta Mezdeke serilerinin bir tanesinde ona ait olan ''bahebbak'' isimli şarkıya rastlayabilirsiniz. Mezdekelerde olabilecek en son şarkıcılardan birisidir. Hafif naif, titrek sesi ve narin yapısı ile (şimdilerde oldukça kilo aldı ve estetik dünyasından nasibini bolca almıştır. Renk açılması yapmıştır, eskiden daha esmer, kara kuru bir kızdı) uzun soluklu olarak seslendirebildiği Klasik Arap şarkılarındaki başarısı ile bence takdir etmeye layık bir sanatçıdır. Kendisinin tarzı biraz değişiktir. Belki klasik müzikte seslendirmesinin etkisiyle zamanında, şarkılarının melodileri pek akılda kalıcı değildir. Popüler olma kaygısı yoktu eski albümlerinde, fakat artık hayatta kalabilmek adına albüm tanıtımlarını bile bizdeki Reina, Laila vb ortamlarda lazer ışıkları altında yapmaya başlamıştır.

Ancak sesini ve şarkılarındaki müzikal altyapıyı her zaman takdir edip sevmişimdir. Tavsiye ediyorum ancak uzun süre dinlenince, eğer kendisine alışık değilseniz, sesi sizi bayabilir (gereğinden fazla titretmesinden dolayı) dikkat edin !!

20-Anoushka: Zamanında Rus olup olmadığını merak ettiğim Anoushka, aslında Mısırlıdır .Gerçek kökenini bende bilmiyorum. Ses tonu yumuşaktır, fiziğinden görebildiğim kadarı ile zamanında bale eğitimi almıştır. Şarkıları pop tarzında ancak herkesin anlayamayacağı türden hafif entel havalarda gezmektedir. Genelde hep arkasında dans grubu ile sahne alır veya klipleri vardır. Şimdilerde pek popülaritesi (yaşının da etkisiyle) olmadığını sandığım Anoushka 90' lı yıllarda Mısırda özellikle oldukça popülerdi.

Kendisini pek sevemedim, değişik ve soğuk geldi bana hep. Fizik olarak gerçekten soğuk bir yüzü vardır. Ses tonu da pek iç açıcı değildir.

Anlaması zor olan bir sanatçıdır bence Anoushka. Dolayısı ile mecbur değilseniz, kendinizi dinlemek için fazla yormayın diyorum

21-Asalah: Eveet, Asala Nasry olarak ta biinen Suriyeli sanatçı her zaman popüler oldu. Asala hiç unutmuyorum Barış Manço'nun 7 den 77 'ye programları sırasında o yöreleri gezen Barış Manço sayesinde bir pazar sabahı ''samehtak'' isimli şarkısının klibi ile evlerimize konuk olmuştu. Ben ise o yıllarda daha yeni tanımaya başladığım Asala'yı ekranda görünce çok sevinmiştim.Yıl tahmin ediyorum 1990 olabilir. O yıllarda oldukça kilolu, kendisine dikkat etmeyen genç bir şarkıcı olan Asala yıllar içerisinde müthiş sesi ve şarkı okumadaki üstün performansı ile gönüllerde tam bir star olarak yer etmiştir. Sesi bence olağan üstüdür, günümüz Arap bayan şarkıcıları içerisinde en başlarda anılır. Yıllar içerisinde estetik ile başlayan fiziksel değişimi, son halinde nihai noktayı bulmuştur sanıyorum. Çünkü maalesef artık estetik yapacağı yer kalmamıştır, eski haline benzerliği resmen sıfırdır. Ancak sesinden hiç bir şey kaybetmemiştir Asala. Eski albümleri çok güzeldi, uzun süren (bir yüz-bir şarkı gibi) klasik eserler okurdu. Her tarz şarkı söylemeye müsait olan bu sanatçının özellikle çıkardığı körfez müziği albümleri de vardır. Tarzı gayet esnek, müzikal altyapısı ile sağlam, sesi ile üstüne resmen kaymak tadında olan Asala’yı dinlemekten ben şahsen büyük keyif almaktayım.

Tek rahatsız olduğum taraf, bazen gereksiz yerlerde sesini titretmesi ve bunu ısrarla sürdürmesidir. Sesi birçoğunuza ince gelebilir.

2003 yılında ki albümünün unutulmaz slow şarkısı olan ''mesheet seneen'' isimli şarkısının klibi İstanbul'da çekilmiştir. Ayrıca bu albümlerinin dışında, Filistin halkına ithaf ettiği'' al kibl al aoula'' isimli şarkısı beni resmen eritip bitirmektedir ki bir şarkının bu kadar içili ve hissederek söyleneceğini kendisi bizlere kanıtlamıştır.

Asala Nasry tavsiye ötesinde eski albümleri ile bir komple arşiv yapılıp dinlenebilecek bir sanatçıdır. Sesine hayran kalacaksınız

22-Asmahan: Asmahan bir çoğumuzun bildiği gibi Farid Al Atrash 'ın kız kardeşidir. 26 yıl süren mutsuz hayatı 1944 yılında şüpheli bir ölümle sonuçlanmıştır. Dönemin Mısır Kralı ile yaşamış olduğu hazin aşk öyküsü mutlu bitmemiştir maalesef.

Asmahan’ın sesi unutulmaz bir sestir. Kanımca yaşasaydı 2.bir Ümmü Gülsüm kesin olurdu. Çok güçlü bir sesi vardır, akıcıdır ve tüm bunlardan en önemlisi çok ama çok hüzünlü ve mahsundur. Bence en büyük sesler sıralamasında Ümmü Gülsüm ve Fairuz dan sonra geliyor Asmahan....''Ya Habibi Ta'ala'' 1940 yılında bestelenmiştir ve bence gelmiş geçmiş Klasik Arap Müzikleri içinde ilk 3 sıradaki parçalardan birisidr. O yılların tipik kadın modelinde, fakat bence çok güzel, dudakları ince ,saçları bukleli, gözleri ve bakışları sürekli ağlamaklı birisdir Asmahan. Gözleri yeşildir diye biliyorum (cd kapaklarından anlayabildiğim kadarı ile)..Fakat 26 yaşında vefat etmesine rağmen, şarkıları ve tipi ile en az 35 li yaşlarda olacağına emin olabilirisiniz. Eh buda tabii ki o yılların durumundan kaynaklanıyor kanaatindeyim

Asmahan’ın abisi Farid Al Atrash ile ortak çalışmalar yaptığı albümleri yanında fazla olmamakla beraber kendi albümleri de vardır.

Ya Habibi'yi Oumeima Khalil (büyük sestir, Marcel Khalife ile çalışmıştır)'in in 2001 yılında çıkardığı albümde (2 versiyonu vardı) de bir dinleyin derim. Zamanın ötesinde Asmahan ın eşsiz sesi ile bütünleşen bu şarkı yüzünden bile Asmahan arşivinizde bulunabilir.

Asmahan her Arap Müziği dinleyicisinin arşivinde olması gereken ölümsüz bir sestir.

23-Asi El Hellany: Asi El Hellany, yıllar içinde inanılmaz bir değişim göstermiştir. Lübnanlı erkek şarkıcılar içerisinde tamamen değişen bir tek o var desek yanlış konuşmayız herhalde. Asi 'nin çok güçlü bir sesi, nefesi ve sert bir uslubü vardır. Bu özellikleri ile geleneksel Lübnan şarkılarını ve uzun havalarını, dabkelerini en iyi icra edenlerden birisidir. Sıra gecelerinin unutulmaz sesi, Lübnan türkülerinin eski sağlam seslerinden olan Asi, 2000 başlarında giyim, kuşam ve dış görünüşten oluşan bir multi değişime gitti. Eskiden klasik bıyıklı, delikanlı saçları biryantin ve jöleden oluşan Asi abimiz, 2000 ile beraber millenyum erkeği olarak önce bıyıklarını attı, daha bir modaya uydu, saçlar tamamen değişti, metropol erkeği olması ile beraber müzik tarzını da değiştirdi. Nawal Al Zoughby, Amr Diab, Samira Saeed gibi sanatçıların taşıdığı global bir şarkıcı olma hırsı onda da var sanıyorum. Eskiden daha bir otantik, klasik şarkılar okuyan Asi, müthiş nefesli sesini daha light ve günlük popüler şarkılar ile kullanmaya başlamıştır. Ancak prodüksiyonlarının altyapısı ve müzikal anlamda çok güçlü eserler (düzenleme açısından) yapmıştır. Bu yüzden hala eski tarzı dışında olmasına rağmen çok popülerdir.

İki albüm önceki Ya Ghaly isimli güzel şarkısını İstanbul semalarında, Galata kulesinde çekmiştir. Oldukça kaliteli bir klibi olan bu şarkı o zamanlar popülerdi.

Oldukça yakışıklıdır, böyle civan derler ya aynı o şekilde esmer, kaşlar gözler siyah yapılı birisidir. Asi. Kendisi Fares Karam ile birlikte bence en iyi dabke okuyan erkek Lübnanlı sanatçıdır.Yaşının 40 lar civarında olduğunu tahmin ediyorum.

Son albümlerine bakarak kendisini ve sesini tanıyamazsınız. Eski albümlerden itibaren takip edilen bir Asi Al Hellany size çok şey verecektir. Kesinlikle tavsiye ediyorum

24-Bassıma: Eveet... Bassima, Lübnanlı bir şarkıcıdır. 1996 yılından beri kendisini severek dinliyorum. Her albümünde aynı tarzını koruyabilen, zaman içinde olumsuz değişime uğramayan ender şarkıcılardan birisidir. Gerçi bütün albümleri hit olup satış rekorları kırmamıştır ama gerçekten haklı bir ünü ve yeteneği olduğu için hep aynı satış grafiğini sürdürmüştür Bassima.

Sesini ben çok seviyorum, yeni sanatçılar içinde Mısır dan Sheeren (ki, inanılmaz bir ses ve yorum vardır, Sheeren Mısır da yeni sanatçılar içinde en parlak gelecek vaad edenidir, dinlemeyen varsa kalmasın) den sonra bence Lübnan dan Bassima gerçekten güzel ses müzik dinlemek isteyenleri mahcup etmeyeceklerdir. Sesi tipi ile çok alakalıdır. Tip olarak uzun boylu, zayıf, narin ve asil duruşu ve güzelliği ile Bassima nın ses rengi çok örtüşür. Ne gereksiz incelikler vardır sesinde, ne detone olmalar vardır. Narin ve uzun soluklu ama kendi rengi olan, başkasına benzemeyen, notaların hakkını veren bir sesi var. Hafif boğaz veya gırtlaktan perdelenmiş gibi br ses... Fakat bence hem şarkılarına hem kendisine uyum sağlamıştır.

Eski şarkıları daha bir güzeldi. O zamanlar Music-Box firmasındaydı, şimdilerde Rotana’ya geçmiş bulunuyor. Firma değişikliği şarkılarına ne tür etki yaptı bilmiyorum ama eskiden daha Lübnan a özgü ritm ve melodileri olan, ses olarak daha zor şarkılar söylerdi. Bugün biraz daha işin kolayına kaçmıştır denebilir. Bassima yı tavsiye ediyorum.

25-Cheb Jılany: Cheb Jilany aslen Cezayir asıllıdır. Yaşı 30 larında olan bu sanatçıyı oldukça beğeniyorum. Tip olarak Bruce Lee 'yi o kadar andırıyor ki her ne kadar Berberi kökenli ve dilinin de öyle olması beklense de, Mısır ve Lübnan Arapçasını gerçekten kibar ve harika yorumlar. Sesi çok yumuşaktır, vurguları çok yerinde, güçlü ve gırtlağı bence çok iyi olan bir şarkıcıdır Cheb Jilany. Albüm şarkılarının çoğunu Mısır ve Lübnan ezgileri üzerine kurar. Bundan 3 yıl önce ''wa ayouni sahara'' isimli şarkısıyla meşhur olmuştu müzik piyasasında. Bu şarkıda gerçekten iyidir, çok sık melodi tekrarı olsa bile Cheb Jilnay haklı bir üne kavuşmuştur.

Genel olarak sakin görünümlü bir insana benzemektedir. Sesinin yumuşaklığı ve duruluğu yüzüne de yansımış diye tahmin ediyorum. Güzel ses dinlemek isteyenlere..

26-Claudıa Al Shemali: Claudia Al Shemali, özellikle 2000 yılına kadar Nagwa Karam ile birlikte geleneksel Lübnan dabke tarzının en önde gelen sanatçılarından birisi idi. Son yıllarda albümlerine de pek rastlamıyoruz ki her sene mutlaka bir albümü piyasa çıkardı. Sesini pek fazla takdir etmemekle beraber asıl başarısının asıl çizgisinden kopmadan, gerçekten geleneksel müziklerin hakkını vererek okumasına ve parça seçimlerindeki başarısına bağlıyorum. 1998 yılında ki ‘’Habib El Rouh’’ albümü bence çok başarılıydı. 2001 deki albümünde ise bizim ''fidayda'' nın nakarat kısımları şarkısında aynen alınmış ve sazla ve orkestra eşliğinde kıta arası ara nağme olarak çalınmıştı. İlk dinlediğimde çok şaşırmıştım.

Claudia, Hıristiyan Lübnanlıdır. Yaşı 40 lar civarındadır. Boyu çok fazla uzun olmayan hafifi kilolu, balıketinde birisidir. Ses rengi dediğim gibi çok etkileyici değildir, güçlü ve uzun soluklu değildir. Biraz gerik ve kısık bir ses tonu olmasına hatta yer yer detone olmasına rağmen Lübnanlıların sevdiği -eskinin hatırına da olsa- bir şarkıcıdır. Geleneksel Lübnan müziğini başka seslerden dinlemek isteyenlere tavsiye ediyorum.


Not: Bu makale, etnik müzik forumlarından derlenmiştir.







 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019