Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1682




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler





 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 12 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sevin Okyay
 
 
Yayımlanan Sayı : 883

Bitmeyen caz serüveni - 11.11.2009





Caz seven insanların bu kadar mutlu olduğu dönem azdır. Tabii, festivaller haricinde, çünkü orada daha da büyük bir yoğunluk söz konusu. Ama sadece son iki haftayı ele alırsak, İstanbul’da Branford Marsalis, Dizzy Gillespie All Stars, Yellowjackets, Hank Jones ve Efes Pilsen Blues Festival sanatçılarını dinlemek mümkündü. Hemen öncesinde de Akbank Caz Festivali’nden çıktığımızı düşünürseniz, neden kuş yutmuş kedi gibi dolaştığımız anlaşılır.

Ben şahsen, festivalde iyi bir performans sergiledim sayılır. Marsalis haftasında, belki fuarın da varlığı nedeniyle, form düşüklüğü gösterdim. Bunda biraz, ayın kaçı olduğumdan tamamen habersiz oluşumun da etkisi var. Bu yüzden Marsalis’i kaçırdım. Konser hayli tenhaymış, oysa sanırım geçen yıl aynı grupla İş Sanat’a geldiğinde biletler bir anda bitmişti. Kendime o kadar kızdım ki, o hırsla Blues’u da es geçtim.

Ama Cuma akşamı, türlü eza cefaya rağmen yirmi yıldır performanslarını unutamadığım sevgili Yellowjackets’imi izlemeye İJC’ye gittim. Gerçi bir-iki kişi değişmiş ama, genellikle hatırladığım gibiydiler. Hayatta Yellowjackets sound’u diye bir şey var. Umarım mekânı dolduran insanlar da bunu takdir ederek gelmiştir, çünkü ikinci gece İJC ağzına kadar doluydu. Aytek Şermet’in dediğine göre, ilk gece de öyleymiş. Çok iyiydiler, sadece bu sefer saksofon biraz fazlaca baskındı gibi geldi. Belki de nispeten küçük bir mekânda çaldıkları içindir. Yanlış hatırlamıyorsam, daha önce Spor Sergi Sarayı’ndaydılar. Set arasında Russell Ferrante, 1993 değil, 1989’da geldiklerini doğruladı. Bilsak Caz Festivali mi deyince de, evet dedi. “Büyük bir yerde çalmıştık,” diye ekledi. “Hah, işte orası Spor Sergi’ydi” dedim. Oradaydım ve hatırladım diye de çok sevindi. Unutmak ne mümkün? Günlerce albümlerini aramıştım. Sanırım o grup klavyede Russel Ferrante, basta Jimmy Haslip (ikisi de geçen hafta buradaydı), saksofonda Marc Russo ve davulda William Kennedy’den oluşuyordu. Burada yerlerini, sırasıyla, Bob Mintzer ile Marcus Baylor almıştı. Ferrante söz verdi, bu kadar uzun ara vermeyecekler artık. Ne de olsa, ikimizin yaşı da buna müsait değil.

Ama haftanın olayı, CRR’deki Dizzy Gillespie All Stars’dı, tabii. Tenor saksofon ile flütte James Moody, trompette Greg Gisbert, basta (the one and only / tek ve yegâne) John Lee, piyanoda Cyrus Chestnut, davulda Vincent Ector’dan oluşan grubun vokalisti de, harikulade Roberta Gambarini’ydi. Doğrusu, bu konserin daha kalabalık olmasını beklerdim. Bir de, keşke Hank Jones hafta sonunda çalsaymış da biraraya gelselermiş. Çünkü
dün akşam İş Sanat’ta sahneye çıkan bu mükemmel piyanist, hem son albümü”Our Delight”ta Moody ile çalmış, hem de Monterey’de Gambarini ile sahneye çıkmış.

Eh, ne de olsa kendisi, Başkan John Kennedy’ye doğumgünü şarkısı söyleyen Marilyn Monroe’ya piyanoda eşlik etmiş kişidir.

Dizzy’nin grubu muhteşemdi, kelimeleri biraz ağzında yuvarlayan Moody, onları her parçada teker teker, hatta birkaç kere takdim etti. Bizi alkışlamaya davet etti. Anekdotlar nakletti. Ben doğduktan bir yıl sonra İkinci Dünya Savaşı’nda görev yapmak üzere Hava Kuvvetleri’ne katıldığına inanmak ne kadar zor. Gillespie’nin bebop orkestrasına 1946’da dahil oldu. 1984’te onunla çalışmaya başlayan ve Dizzy’nin konserlerde, “Bruce Lee’nin kuzeni” diye takdim ettiği basçı John Lee ise, tromboncu Slide Hampton ile birlikte, The Dizzy Gillespie All-Star Big Band’in kurucusu. Onları, dört yıl önce Maffy Falay ile birlikte İstanbul Caz Festivali’nde dinlemiştik. Elbette kadroda Moody ve Gambarini de vardı. Zaten Moody, karısı ile birlikte genç vokalisti neredeyse evlat edindiklerini söylüyor. Doğrusu hepsini, ama öncelikle Moody’yi yeniden dinlemek isteriz. Cyrus Chestnut ise keşke başka bir münasebetle de gelse, müthiş bir piyanist.

Nice cazlara, diyorum...

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017