Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1707




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 39 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 913

Dayamişlar matematuğu, ayupturr - 28.12.2009





Abant İzzet Baysal Üniversitesi Müzik Eğitimi Bölümü öğretim üyelerinden sevgili dostum ağabeyim, Sefai Acay, dün bana, ülkemizin eğitim öğretim durumunu çok net tahlil eden hemşehrim Temel tarafından yazılmış bir mektup gönderdi.

Ben de, yıllardır çözümlenemeyen, çözümlenmek bir yana, aksine Arap saçından bile daha karmaşık hale gelen eğitim sistemimize, Temel'in kıvrak zekasıyla getirdiği çözümü, Temel'in çok yakın bir akrabası olarak tebessüm ederek okudum.

Tabii sizlerle paylaşmadan edemedim. Gerçek bir mektuptur Temel fıkrası kesinlikle değildir!

Hadi gelin şimdi hep birlikte bu mektubu okuyalım:

Trabzonlu Temel Ağa'nın sevgili torunu Eda'ya verilen ödev ile başı derttedir. Eskişehir’e göç eden arkadaşı Niyazi'ye başına gelenleri yazar:

Niyazicuğum.

Hani benim küçük torun var ya. Geçen akşam, geturdi ödevini önüme koydi. Bi yandan da ağlay. Zaten dertlerini hep bağa açar.


Dedi ki; 'Habunlari anliyamadum. O yüzden da yapamadum. Yarin öğretmen beni dövecek.'

Dedum ki; 'Ağlama uşağum, bunun içun öğretmen adam dövmez. Şimdi oni çözeruk.'

Ne mümkün Niyazi kardaşum: Bi tirenlan, bi otobos ayni istasyondan kalkmişlar. Tiren otobostan üçte bir daha hizli gidiy. Otobos iki yerde onbeşer dakka istirahat vermiş. Tiren da bi yerde durmiş, 20 dakka su almiş. Otobos saatte 60 kilometro gidiymiş. Tiren 5 saat sonra gideceği yere varmiş. Otobos ise ne vakit sonra oraya varacakmiş.

Oğraştum yapamadum. Uşak ağlay.


Derken bubasi geldi. O da çözemedi. Diyrum oğa ki, ' damat, senun taniduğun tahsilli bi otobos şofori var ise oğa soralim, belki o bilebilur. Yahutta sabah olsun ben uşaği şoforler cemiyetine götüreyum. Onlar arasinda belki tirenle yariş etmiş bi şofor vardur da bize nasihat verur. 'Ha, biz bi yandan da uşağa tireni tarif ediyruk. Tiren görmemiş ki...

Ne anasi görmiş, ne bubasi. Ben da bi tek askerlukte Erzurum'dan Sivas'a gittiydum. Neysa kardaşum, o gece çok kizdum.

Diyeceksun ki niye?

Uşak daha incir ağacindan duti ayiramay; mezgiti gosteriyrum, hamsi diy; efendum, yumurtanun fabrikada yapilduğuni sanay. Biz gelduk araba yariştiriyruk.

Yani efendi, otobos saatinda varsa ne olur, geç varsa ne olur? Gurbetten yolci mi bekliysun? Eğer varacaği saat onemliysa, edersun yazihaneye bi telefon, derler sağa otobosun ineceği zamani...

Bu kadarluk mesele içun sabiyi subyani niye telef edersun?


Uşakcuklarda şarki yok, türki yok, oyun yok; dayamiş matamatiği.

Ayiptur...



Çarşamba günü görüşene değin esen kalın.


Müfit Semih Baylan
Editör
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018