Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1707




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 10 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 927

2010 yılında, memleketimizin güzel şehri İstanbul'un Avrupa Kültür Başkenti olması… - 18.01.2010





Cumartesi günü bir tantana bir kıyamet, Tarkan’a özel muamele derken, akıllarda yapılan havai fişek gösterisi kalacak olan bir açılışla İstanbul, 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkenti olarak ilan edildi.

Bu arada unutmadan söyleyeyim, değerli Başbakanımız Recep Tayip Erdoğan, yeni yapılan Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nden yargıya yüklenerek “bize kan ağlatıyorlar” demeyi de ihmal etmedi.

Şimdi sorabilirsiniz, İstanbul 2010 yılı için Avrupa Kültür Başkenti olunca ne olacak diye?

Ben de hemen yanıtlayayım, kendi bildiklerim ve çeşitli kaynaklardan edindiğim bilgilerle harmanlayarak:

1- İstanbul' un adı, 2006 yılından başlayarak dünya kültür sanat gündeminin merkezine oturacak.

2- Tarihi boyunca farklı kültürleri bir arada yaşatan İstanbul, sahip olduğu dünya kültür mirasını tüm zenginliğiyle Avrupa’yla paylaşacak.

3- İstanbul, kültür varlılarımızın korunacağı ve çağdaş müzecilik anlayışıyla sergileneceği yeni müzeler kazanacak.

4- Katılımcı bir yaklaşımla oluşturulacak kentsel dönüşüm projeleri bir yandan kentin çehresini değiştirecek, öte yandan kentlinin yaşam kalitesini yükseltecek.

5- İstanbul yeni kültür mekânlarına kavuşacak, kentin kültür altyapısı güçlendirilecek.

6- İstanbullular farklı sanat disiplinleriyle kucaklaşacak, İstanbullu gençler sanatsal yaratıcılıkla daha yakın bir ilişki kurma olanağı bulacak.

7- İletişimden organizasyona, eğitimden tasarıma pek çok yeni iş sahaları açılacak, Avrupa’yla kültürel ilişkilerin gelişmesinin yanı sıra ekonomik ilişkiler de gelişecek.

8- İstanbullu sanatçılar, yaratıcılar uluslararası alana açılacak.

9- Uluslararası projeler bir yandan Avrupa ülkelerine Türk kültürünü tanıtacak, öte yandan Avrupalı ve Türk sanatçılar arasında esin paylaşımına olanak sağlayacak.

10- İstanbul, 2006 yılından başlayarak, Avrupa ve dünyanın dört bir yanından pek çok kültür sanat insanının yanı sıra pek çok seçkin medya temsilcisini de misafir edecek; bir dünya kültür başkenti olarak uluslararası alanda ününü perçinleyecek.

11- İstanbul’un Avrupa Kültür Başkentliği’nden en önemli kazanımı, yöneten ve yönetilenlerin İstanbul için birbirlerine dayanarak, güvenerek, bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaşarak ortak refahları için el
ele çalışıp üretecekleri yepyeni bir yönetişim anlayışına kavuşmaları olacak.

12- Kentlilik bilinci gelişecek, İstanbullular kentlerinin sahip olduğu değerleri keşfederken böyle bir kentte yaşama şansına sahip oldukları için gurur duyacaklar.

Evet, buraya kadar her şey güzel de yine benim aklıma başka sorular geliyor ve bunun yanıtını arıyorum:

1- Hala şehir kültürünü oturtamamış, kimilerinin babasının tarlası muamelesi yaptığı bir şehrin, nasıl olup da Avrupa kültür başkenti olacağı muammadır.

2- Türkiye Avrupalı bir ülke sayılıyor mu? Hayır. Türkiye Avrupa birliği'ne alınıyor mu? Hayır. Özellikle Euro 2008’'deki başarımızdan sonra “Türkiye Avrupalı değildir, kupayı da alsalar Avrupa’nın kapıları kapalı, neden Euro 2008'deler, bu bile gereksiz” dendi mi? Dendi. Hem Avrupalı sayılmamak hem de Avrupa kültür başkenti olmak mantıklı mıdır? Hayır.

3- Böyle bir oluşuma girmek için, altyapı çalışmaları yapılmalı mıdır? Evet. Bu çalışmalar düzgün ve sistemli bir şehirleşme planı içerir mi? Evet. Bunun için büyük bir bütçe gerekiyor mu? Evet. Biz de böyle bir bütçe var mı? Hayır. Bundan bütçe yaratmak ayağına belediyeler, milletvekilleri hatta bu devletin başı ve cumhuru nemalanır mı? Nemalanır.

İstanbul gibi güzel ama bir o kadar da şekilsiz ve sistemsiz bir şehri böyle bir olaya hazırlamak için, hakikaten ciddi bir bütçe gerekiyor. 2008 yılı için bu şehir Liverpool’du. Çalışmalar sırasında gitmiş görmüş değilim ama gidip gören arkadaşlarımdan dinlediğim kadarıyla; sadece bir bölgedeki alışveriş merkezi çevresi düzenlemeleri ve yol çalışmaları için yapılan Paradise Project için 50 milyon pound gibi bir para harcandı. Liverpool’un nüfusu metropol olarak 1.110.000, İstanbul’un nüfusu metropol olarak 14.000.000 olduğu biliniyorsa ve bu nedenle şehirlerin arasındaki büyüklük farkını ve projelendirilmesi gereken yerlerin çokluğunu düşünürsek, ciddi bir planlamanın gerekliliğini de anlarız.

Ayrıca, İstanbul’u 2010 yılı için Avrupa’nın Kültür Başkenti ilan ediyorsanız ve benim İstanbul’da yaşayan sevgili arkadaşım Güler Gonca, bana konuyla ilgili yazdığı E-Postasında :” Ben Opera izlemek için üç saat yolculuk yapıyorsam, ATATÜRK KÜLTÜR MERKEZİ hala kapalı duruyorsa ve AKM’nin önüne Taksim Meydanına koca bir sahneyi bir gecede Tarkan'ın şarkı söylemesi için yapabiliyorlarsa İSTANBUL 2010 AVRUPA BAŞKENTİ değildir” diyorsa ortada ciddi bir çelişki var demektir.

Sonuç olarak saçma sapan operasyonlara girene kadar, oturup millete, turizme katkı sağlayacak, ileri götürecek projeleri gündeme getirseler daha mantıklı olur.

Sonuç olarak İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti olamamıştır.

Bu nedenle panikatak krizlerine girmeye de hiç gerek yok.

Çünkü gerçek bu!


Çarşamba günü görüşene değin esen kalın.




Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018