Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1678




2016 yılının müzik olayı sizce hangisidir?

Ozan, besteci ve müzisyen Bob Dylan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması!
Kanserle mücadale eden Fatih Erkoç'un, hastalığının ilerlemiş olmasına rağmen konserlerine devam etmesi!
Fazıl Say'ın Beethoven Akademi Ödülü'nü kazanması
Kanadalı yazar, ozan, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen'in vefat etmesi
Taylor Swift'in Grammy Ödülü'nü kazanması
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın Devlet Çoksesli Korosu'nun provasını İzlemesi
DOB'nin 2016 yılında da sürekli Türk müzikal ve operalarına repertuarında çokça yer vermesi!

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler







 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 38 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sevin Okyay
 
 
Yayımlanan Sayı : 984

Her köşede bir konser... - 07.04.2010





Doğrusu, Uluslararası İstanbul Film Festivali’nin başlayıp tam gaz sürdüğü bir sırada, kendimi konserden konsere atacağım hiç aklıma gelmezdi. Ancak, iki tanesine gittiğim, iki tanesine de nasipse gitmeyi planladığım dört konseri yazmadan duramayacağım.

İlki, festivalin açılışından bir gün önceydi. Özellikle Peter Gabriel ve Sting’in, sonraları da Jan Garbarek ve Ravi Shankar’ın (aslında dudak uçuklatıcı bir listedir) davulcusu olarak tanıdığımız Manu Katche, İş Sanat’ta unutulmaz bir konser verdi. ‘Unutulmaz’ı, sıfat kolaycılığına kaçtığım için kullanmıyorum. Gerçekten orada bulunanların hatırlayacağı bir konserdi. Manu Katche dörtlüsü, ECM’den çıkan dördüncü solo albümü ‘Third Round’un turnesi kapsamında sahneye çıktılar, Katche’nin de belirttiği gibi, hem yenilerden, hem eskilerden çaldılar. Fevkalade anlaşma halinde bir gruptu, keyifle çalıyorlardı, hepsi iyi müzisyendi. Herkesin de memnun ayrıldığı bir konser oldu, bu yönden biraz geçen yıl gene İş Sanat’taki Charles Lloyd New Quartet konserine benzettim. O konserde de böyle bir ‘müzikle mutlu olma’ hali ortaya çıkmıştı: hem çalan, hem dinleyen için.

Paris’te doğsa da ailesinin kökleri Fildişi Sahili’nde olan Emmanuel ‘Manu’ Katche’den iki gün sonra, bu kez de Mali’den gelen ve bize daha önce de dans ettirmiş bir müzisyeni izledik. Müziği meslek edinme hayali uğruna babasının onu reddetmesini bile göze alan Salif Keita, kökeni 1240’ta Mali İmparatorluğu’nu kuran Soundjata Keita’ya kadar uzanan soylu bir kişi. Keita, ülkesinde ve kıtasında bir Küba-Zaire-Mali karışımı icra ettikten sonra Paris’e geldi ve ilk albümü ‘Soro’ (1987) ile adını dosta düşmana duyurdu. Yıllar önce Açık Hava Tiyatrosu’nda herkesi dans ettirmiş, bir kısmını sahneye almıştı. Burada da aynı şeyi yaptı. Vurma çalgıcılarından birinin doğum gününü vesile edip önce bize ‘Happy Birthday’ söyletti, sonra ayağa kaldırıp dans ettirdi. Cemal Reşit Rey’deki mükemmel konseri, ‘kaplan kız’ı andıran dansçısı ve kendisi dahil 11 kişilik grubunun ve en azından otuz kişinin katıldığı dört dörtlük bir Mali Partisi ile sona erdi. Doğrusu, yıllar önce Youssou N’Dour’un gene Açık Hava’daki Senegal Gecesi’nden bile keyifliydi.

Diğer iki konsere gelince, henüz onları kaçırmadınız. Charlie Haden ile Courtney Pine, bu üç gün içinde toplam dört konser veriyorlar. Haden, Salı ve Çarşamba İKSV Salon’da; Pine ise Çarşamba ve Perşembe Babylon’da. Evet, elbette Film Festivali var ama, o filmlerin bir kısmını sonradan da izleyebilirsiniz, ‘live’ olma özelliği taşıyan konserler için ise aynı şey maalesef söz konusu değil.

Sevenlerine ikisini de tanıtmanın âlemi yok, elbette. Daha önce İstanbul’da defalarca ağırladığımız Charlie Haden, kontrbasın en büyük adlarından biri olduğu gibi, Ornette Coleman’la işbirliği yapmış biri olarak, ‘free jazz’in de kurucuları arasındadır. Kendisi pek çok grupta çalışmış, gruplar kurmuştur. Bugün ve yarın Salon’da, çok seçkin bir grupla: kontrabsta kendisi, saksofonda Ernie Watts, piyanoda Alan Broadbent ve davulda Rodney Green’den oluşan Quartet West ile sahne alacak.

Sir Courtney Pine’a gelince, o da İstanbul’un yabancısı değil. Üstadı BBC Radio’nun ‘Jazz Crusade’ programından tanıyan da vardır mutlaka ama, biz kendisini burada bir caz festivalinde birinci elden dinledik, hatta Babylon’daki sound check’inin arkasından söyleşi bile yaptık. Mültienstrümentalist Pine (tenor, soprano ve bariton saksofon, klarnet, flüt ve bir sürü klavyeli çalgı), aynı zamanda genç müzisyenler yetiştirmeyi de sever. Onu bu sefer Garanti Caz Yeşili kapsamında, Çarşamba ve Perşembe Babylon’da dinleyeceğiz. Son zamanlarda drum’n bass ve garage’ı modern cazla birleştiren, geçen yıl sonunda da Sidney Bechet’ye adadığı Transition in Tradition” albümünü çıkaran Courtney Pine, Babylon sahnesine, Sydney Bechet’nin kullandığı gibi gümüş bir saksofonla çıkacak.
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017