Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 67 müzisyen gazete okuyor
 
 
Yusuf Pinhas
 
 
Yayımlanan Sayı : 991

New age sanatçısı Stefanos Korkolis - 16.04.2010





Sahneye ilk kez 5 yaşında çıktı. Sırasıyla rock, klasik ve new age ile ilgilendi, film müzikleri yaptı, birçok albümü platin plak kazandı... Çok yönlü sanatçı Korkolis şimdi new age’in önde gelen sanatçılarından.   

“Müziğimi zaman değerlendirecek”

New age ve klasik müzik sanatçısı olarak tanınıyorsun. Peki rock geçmişine ne demeli?

Klasik müziğin içine doğdum, eğitimim de bu yöndeydi. Ama beş yıl boyunca bir kesiklik oldu: Bir rock grubunda yer aldım. Bu dönemde yedi platin albüm oldu, binlerce insan, büyük konserler, histerik durumlar... Kişiliğim daha fazla kaldırmadı, ben de “basta!” dedim. Bu dönemde öğrendiklerimi klasik ve new age konserlerinde uyguluyorum. Pop müzik harika bir okul; insanların enerji değişimini görebiliyorsun. Ama klasik müzik dinleyicisi bambaşka, sanatçıyla dinleyici arasında bir duvar var. Klasik müziğin snoplara ve zenginlere göre olduğu düşünülüyor ama klasik müzik herkes içindir. Klasik müzik dinlemek için eğitimli olmak gerekmez. Bu yüzden hala Mozart dinleyebiliyoruz.

Seyirciyle arandaki mesafeyi nasıl aşıyorsun?

Büyük bir gülümsemeyle! Böylece her şeyin müzik olduğunu, iletişime açıklığımı gösteriyorum. İnsanlar bunu hemen hissedebiliyor.

Bir konserinde 25 bin kişilik dev bir kalabalık topladın...

Ama o klasik müzik konseri değildi. Rock konseriydi. Rock dönemimde bile klasik müziği hiç bırakmadım ve bu dönemde birkaç saf klasik müzik konseri verdim. Büyük kalabalıklar toplandı, 7 bin kişi gibi... 7 bin genç insan. Bu da çok çok önemli.

Bu ilgide Pavarotti, Andrea Bocelli gibi popüler opera sanatçılarının da etkisi var mı?

Bu tenorlar çok iyi iş çıkararak insanların direncini kırdı. Teknolojik müzikten bıkılan bir dönemdeyiz. Hep aynı ritim. İnsanların yeni melodiler duymaya ihtiyacı var. Ben, menajerim ve grubum bu yeni klasik ama “pop” öğeleri taşıyan dönemin süreceğini düşünüyoruz. Bu düşünce ışığında, Federico Garcia Lorca’nın şiirleri üzerine planladığımız yeni albümüm vokal ve enstrümantal müziğin bileşimi olacak. Vokaller Jose Carreras gibi büyük opera isimleri tarafından üstlenilecek. Projemizin öyküsü, şu anda hayatta olmayan büyük tenor Alfredo Kraus’la başladı. Bu albümde o söyleyecekti. Ölmeden önce yazdığı mektupta projeye gençlerle devam etmemi istedi. Ve göklerden bunu izleyeceğini söyledi.

Mitolojiden esinlenerek müzik yazdığın da oldu.

Tam mitoloji değildi. Her yıl Delphi’de toplantılar olur, bir sanat dalı üzerine. O yıl benden antik bir öykü üzerine müzik yazmamı istediler. Prometheus’un öyküsünü seçtim. Her zaman birilerine ateş ya da ışık vermek isteyen birileri oldu. Çağdaş bir yaklaşımdı, yüzyılımızda her şeyin mitolojiden daha kötü olduğunu düşünürsen...  

İlk kez sahneye çıktığında beş yaşındaydın ve hâlâ sahnedesin. Milyonlarca insanın gözünün üzerinde olduğunu bilmek yorucu değil mi?

Özel yaşamım yok, ama elbette bu sana da bağlıdır. Bir süre öne çıkmamaya çalıştım, olmadı. Şimdi her şey sakinleşti. Aşırı ilgi ve tanıtımdan hoşlanmıyorum. Sadece müziğimi yapmak istiyorum, şu andaki gibi ciddi konuşmalar yapmak istiyorum, ciddi promosyon gösterileri, konserler ve hepsi bu.

Sosyal yaşamını böyle kısıtlamak zor değil mi?

Özellikle Yunanistan’da mümkün değil. Orada aşırı tepkiseller.

Birçok albümün altın ya da platin plak kazandı. Başarında en çok rock döneminin mi, klasik müzik yaptığın dönemin mi, yoksa new age döneminin mi etkisi var?

Müzik tek bir şeydir. Ben bunların karışımıyım. Rachmaninov, Queen ve diğerleri bir düğmeye basıp müzik yapmadı. Eğitimini gördüler, o yüzden şimdi hatırlanıyorlar. Şimdi herkes müzik yapabilir; bir düğmeye basmaları yeterli.

Bu tür müziği dinlemiyor musun?

Dinliyorum, çünkü merak ediyorum. Sting’i, Peter Gabriel’i, Queen’i tercih ediyorum.

Rock ya da klasikte ikonların var mı?

Yok. Grieg’in müziğine aşık olsam da gerçek dehanın Mozart olduğunu düşünüyorum. Rus müzik ekolünden Prokofiev, Stravinsky, Rachmaninov, Tschaikowsky, Shostakovich, Fransız ekolünden Ravel ve Debussy. Rock müziğinde özel bir idole takılmadım.

Peter Gabriel’in yarattığı “world müzik” kavramını nasıl değerlendiriyorsun?

Ülkeler arası iletişimi kaybettiğimiz için yalnızca müzik bizi birleştirebilir. Bu yüzden de özellikle doğu müziğinin batıya açılması önemli. Mesela Dulce Pontes Portekizli ve İstanbul’da. İşte world müziği budur.

Dulce ile nasıl tanıştınız?

Albümümün tanıtımı için gittiğim Portekiz’de onu televizyonda gördüm. Tanıştık, şimdi onu kızkardeşim gibi görüyorum. Onunla Piazzola’nın bir tangosunu çaldık, “Balada por un Loco”.

Hiç fado yazmaya niyetin var mı?

Neden olmasın!.. Bunu Dulce’nin yeni albümü için tartıştık aslında. Fado harika bir müzik ama ben fadist değilim. Üstelik fado gitarla söylenir. Bense piyanistim ama Lorca albümünde kesinlikle Portekiz gitarı kullanacağım.

Özel olimpiyatlar için bir şarkı yaptın.

Bu olimpiyatlar, zihinsel özürlü çocuklar için düzenlendi. Bu çocuklarla beraber yaşadım. Onların zihinsel sorunları olduğunu düşünüyoruz ama aslında bizim sorunlarımız var. Onları bazen kıskanıyorum. Başka kim koşuda düşen rakibini bekler ki? Öbür olimpiyatlarda böyle bir şey göremezsiniz. Gerçek olimpiyat ruhu bu işte.

Vakarellis ile yaptığınız klasik albümde dünyanın farklı yerlerinden bestecilerin eserleri var.

Vakarellis’in projesiydi. Piyano için 20. yy’dan ama farklı ekollerin bestecilerini almaya karar verdik. Fransa’dan Milhaud, Rusya’dan Shostakovich, Amerika’dan Gershwin ve ben.

Lorca albümünden sonra ne yapacaksın?

Dört yıl önce “Limani to Kosmos” (Dünya Limanları) adında synthesizer ve sampler destekli yaptığım albüm istediğim gibi olmamıştı. Lorca albümü bittikten sonra projeyi Almanya’daki ana şirketimle yeniden canlandırmayı düşünüyorum. Dünyadaki önemli limanları gezip her birinde oranın yerel müzisyenleriyle çalmak gerçekten çok heyecanlı olacak.

Film müziği alanında da eğitim gördünüz.

İki film müziği yazdım. Michaeles Kakoiannes ve genç bir Yunanlı yönetmen için. İkinci film gerçekten büyük gişe hasılatı yaptı. Film müzikleri yapmak, senkron zorunluluğu açısından öyle zor ki! Üstelik gerçek enstrümanlar için yazıldığında daha da zorlaşıyor. Bir de ben geleneksel tarzda yani her sahne için ayrı müzik yazarak çalışıyorum.

Sizce bu dalın en iyileri kimler?

Hans Zimmer, Jerry Goldsmith, Nino Rota, Ennio Morricone bu işin ustaları. Eleni Karaindrou’ya da saygı duyuyorum ama Goldsmith benim için bir numara. Bir filmin müziğini o yapıyorsa o film tutar diyorum bazen. Filmin iklimini müzik yoluyla tamamen değiştirmek mümkün.

Özellikle beraber çalışmak istediğiniz bir yönetmen var mı?

Spielberg.

İlk uluslararası senfonik synthesizer orkestrasını kurdunuz.

On yıl önceydi. Senfonik bir beste içindi. 22 synthesizer vardı sahnede, keşke bu fikri sürdürseydim.

Beste sürecin nasıl gelişiyor?

Ben besteleri renkler gibi görüyorum. Nasıl bir his vermesi gerektiğini, ne rengi vermesini istediğimi düşünüyorum. Dulce gibi felsefe yoluyla değil de kulağımla.

Sizce bestelerin renkleri var mı?

Tabii. Albümümde hangi parçanın hangi renk olduğunu söyleyebilirim. Grieg’in konçertosu benim için koyu yeşil. Rachmaninov’un 3. konçertosu ise sarı.

İnternet üzerinden müzik değiş tokuşu hakkında ne düşünüyorsun?

Teknoloji delisi değilim. İnternet ile ilgili değilim. Ama sanatçıya darbe vurmasına rağmen şirketlerin bununla yüzleşip işbirliğine gitmeleri hem şirketleri kurtardı, hem de sanatçıları. Çünkü internet olunca artık dağıtım şirketine gerek yok, sadece tıklıyorsun. Ben internete karşı değilim. İnternet denetimsiz olunca faşist bir kişiliğe bürünüyor. Herkesin istediğini becerdiği bir ortam oluyor. Ben buna karşıyım, teknolojiye değil. Örneğin CD’sinde interaktif bir oyun olan ilk Yunanlı sanatçı bendim. Yeni albümümün Alman sürümünde de video klibi var.



CNBC-e
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019