Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1736




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 64 müzisyen gazete okuyor
 
 
Yankı Enki
 
 
Yayımlanan Sayı : 1011

Mozart’ın Masonluk Serüveni - 17.05.2010





Kitabın ismi içeriğini açıkça sunuyor bize: “Mozart ve Gizli Örgütler”. Biraz zorlamayla “Mozart’ın yaşamı ve yapıtlarında masonluk etkisi” de olabilirdi Helmut Reinalter’in hazırladığı bu kitabın başlığı. Ne var ki bu başlık daha akademik bir dil ve daha kalın bir yapıt beklentisi yaratırdı bizde. Böylece konuyla uzaktan ilgili okur da ıskalayabilirdi bu ilginç incelemeyi. Belki de biraz heyecan katmak için “Mozart’ın Masonluk Serüveni” konulmalıydı kitabın ismi. Ne de olsa Mozart’ın masonluğu, çok kısa sürmüş ama çok da coşkulu ve tutkulu yaşanmış bir serüveni andırıyor. Henüz otuz beş yaşında, şairin dediği gibi “yolun yarısı” dendiği anda çok işler başardığını biliyorduk. Bu kitabın buna eklediği ayrıntı da, o başarıların Mozart’ın masonluğuyla olan bağlantısı.

Kaynaklara göre tam 626 yapıtı varmış Mozart’ın. 1756’da doğan ve masonlarla dolu bir çevrede büyüyen müzik dehası, ilk masonik bestesini henüz delikanlıyken yazmış. 1785’te bir mason olarak kalfalığa yükselen Mozart’ın babası da aynı tarihte masonluğa kabul edilmiş. İlerleyen yıllarda Mozart’ın oğlu da masonlara katılmış. Mozart’ın 1791’de ölümünden sonra dul eşi Constanze, ancak masonların maddi yardımı sayesinde rahat bir yaşam sürebilmiş. En yakın arkadaşları da mason olan Mozart’ın, çevresi tarafından sevilen ve önemli bir insan olduğu sır değil. Zaten bu bilgiler değil Mozart’ın masonluğunu bir serüven haline getiren. Onun yapıtlarının, özellikle de yaşamının son on yılından ürettiklerinin masonluk bağlamında incelenmesi, Mozart’ın yaşamına yeni gizemler ekliyor. Mozart’ın en görkemli yapıtlarını neden kendini masonluğa adadığı dönemde yazdığına ilişkin sorulara aranan yanıtlar, onun kısa yaşam dilimini gizemli serüvene çeviriyor.

Mozart ve masonlar konusu, kitabın içeriğinin görünen yüzü aslında. Bu kitabı daha okunası yapan unsur ise görünmeyen yüzünde saklı. Temelinde karanlıkta kalanlara ve dile getirilemeyen ayrıntılara, bilinmeyenlere karşı gözlerini kapatma eğilimi yatan ve bu yüzden pek çok karabasana ev sahipliği yapmış olan on sekizinci yüzyıl Aydınlanma düşüncesi, ironik bir biçimde bu kitapta anlatılanların görünmeyen yüzünü oluşturuyor. Mozart’ın bazı yapıtlarına, masonluk yaşamına ve dönemin ünlü ama gizli örgütlerine eğilen birkaç makaleden oluşan bu incelemenin satır aralarında, Aydınlanma Çağı’nın felsefeye, ideolojiye ve sanatın ruhuna nasıl işlediği görülebiliyor.

Popüler yazar Dan Brown, son romanında masonların günümüzdeki gelişmelerle nasıl bağ kurduklarını kurgulamıştı. Elbette masonların, on sekizinci yüzyılın ruhuyla da kökten bir alışverişi vardı. Bu dönemin Aydınlanma Çağı olarak nitelendirilmesinin nedeni, çağın ruhunun tüm düşünce, bilim ve inanç alanlarına çeşitli biçimlerde yansımasıyla görünür hale gelmiştir bizim için. Bugün mihenktaşı olarak kabul edilen birçok bilimsel gelişme, felsefi önerme ya da ideoloji, bu dönemin ürünüdür. Bilime verilen liderlik vasfı, kilisenin kaybettiği iktidar, rasyonalist düşünceye dayanılarak çıkılan yollar, getirdikleri ve götürdükleriyle Fransız Devrimi, Aydınlanma dediğimiz çağın resmini çizerler.

Mozart da bu dönemde yaşamış bir müzik adamı, bir yaratıcı olduğundan, onun yapıtlarının da Aydınlanma Çağı bağlamında tartışılması son derece doğaldır.

İşte bu noktada kitabı ilginç hale getiren başka bir ayrıntıya geliyoruz. Masonlar uzaktan bildiğimiz haliyle, bir biçimde gizli bilgilere ulaşmış olan ve bunları kuşaktan kuşağa bir sır olarak geçiren, varlıkları gizli olmayan ama sahip oldukları bilgileri kendi içlerinde belirledikleri amaçlara yönelik olarak saklı tutmayı tercih eden bir topluluk. Peki nasıl oluyor da bu gizemle örülü topluluk, gizemi akılcı düşüncenin ışığında ortadan kaldırmaya girişen Aydınlanma ideolojisiyle bir ilişki kurabiliyor? Masonların hangi özelliği ya da bakış açısı Aydınlanma Çağı’nın o büyük resminde kendine yer bulabiliyor? Yani bilim ve gizem, ilerleme ve köktencilik, bireycilik ve aristokrasi masonlar tarafından nasıl ve hangi noktada bağdaştırılabiliyor? Bilinen ve bilinmeyenin yan yana olmasındaki çelişki nasıl aşılabiliyor?

Hemen yanıt geliyor kitaptan: “Masonik anlayışa göre Aydınlanma ve sır bir çelişki değildi.” Bu durumun bir çelişki yaratmamasının nedeni, masonluğun bireysel gelişmeye ve özgürlüğe olan ihtiyacının Aydınlanma düşüncesi tarafından karşılanmasından kaynaklanıyor. Masonluğun genel anlamda bir politikası yok, fakat devletin iktidarından bağımsız olması gerekiyor varlığını sürdürebilmesi için. Mozart’ın masonlarla paylaştığı en büyük payda da bu: kişisel özgürlük. Ona on sekizinci yüzyılda istediği özgürlüğü, heyecanı ve enerjiyi masonlar sağlıyor.

Tabii ki ilk baştaki çelişki kaybolmuş değil. Masonlar da kendi aralarında bloklaşmış görünüyorlar. Bir tarafta ezoterik yaklaşımları ağır basan gizemciler, diğer yanda ise akılcı düşünceden taviz vermeyen Aydınlanmacılar. Tam da bu yüzden, Fransız Devrimi’ni Viyana’ya ithal etmekle suçlanan masonlar olduğunu öğreniyoruz kitaptan. Bu gelişmeler, Mozart’ın bugün bile anlaşılmaya çalışılan masonik simgelerle örülü “Sihirli Flüt” yapıtının ilk defa sahnelendiği sıralarda oluyor.

Bu kitap Mozart’ı, yaşadığı çağın felsefi ve masonik gelişmelerinin ışığında bir yaratıcı olarak ele alarak, zengin bir içerikle karşımıza çıkıyor. Diğer yandan kitapta derlenen makalelerin aslında araştırdıkları konuların adeta kısa birer özetleri olduğunu da vurgulamakta yarar var. Kitabın son bölümü bu bağlamda daha çok anlam kazanıyor, çünkü Helmut Reinalter burada konuyla daha derinlemesine ilgilenmek isteyenler için bu çerçevedeki kitapların detaylı bir dökümünü yapıyor. Sonuçta, hem Mozart üzerine inceleme yapanlara hem de masonluğun geçmişine dair daha fazla bilgiye kavuşmak isteyenlere bir harita sunulmuş oluyor. Bu derleme, Mozart’ın yaşamına ve yapıtlarına ilgi duyanların dikkatini masonlara yönlendirdiği gibi, masonluk tarihini inceleyenleri de Mozart’ı özel olarak araştırmaya itebilecek bir çalışma.



“Mozart ve Gizli Örgütler”, Helmut Reinalter,182 s., Kırmızı Kedi Yayınevi, 2010


enkiyanki@yahoo.com

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019