Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1678




2016 yılının müzik olayı sizce hangisidir?

Ozan, besteci ve müzisyen Bob Dylan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması!
Kanserle mücadale eden Fatih Erkoç'un, hastalığının ilerlemiş olmasına rağmen konserlerine devam etmesi!
Fazıl Say'ın Beethoven Akademi Ödülü'nü kazanması
Kanadalı yazar, ozan, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen'in vefat etmesi
Taylor Swift'in Grammy Ödülü'nü kazanması
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın Devlet Çoksesli Korosu'nun provasını İzlemesi
DOB'nin 2016 yılında da sürekli Türk müzikal ve operalarına repertuarında çokça yer vermesi!

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler







 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 31 müzisyen gazete okuyor
 
 
Sevin Okyay
 
 
Yayımlanan Sayı : 1017

Boğaz'da caz - 26.05.2010





Hakan Erdoğan’ın bütün caz organizasyonlarına katılmış biri olarak, Balık Ekmek Caz’a gitmekte bu kadar geç kalmamı tamamen yoğun bir gündeme borçluyum. Ankara, filmler, sair konserler derken önceki Cumartesi geldi çattı. Bu sefer de hava bozdu, en azından bizim yakada. Neyse, artık tadını kaçırdığımı anlayınca, bu hafta ne olursa olsun gitmeye karar verdim. Nitekim rahmet altında, bereketli bir akşamda Kuruçeşme’de taksiden inerek Balık Ekmek ve Caz teknesi Bosphorus Princess’e sırılsıklam ulaştım.

Doğrusu, biraz ürkerek gelmiştim ama, bir kez tekneye vardıktan sonrası su gibi akıp gitti. Biraz erken gitmişim ama baktım, Sibel Köse orada. Yahya Dai de oradaymış. Onların çaldığı güne rastladığım için çok memnundum zaten. Belki sizin de henüz siftahınız yoktur diye işleyişi anlatayım. Geliyor, kapıda bilet/davetiye işinizi hallediyor, masanıza oturuyorsunuz. Şarap servisi yapılıyor (ya da bira, alkolsüz içecek), bir süre sonra da kâğıda sarılmış, en hasından, tamamen kılçıksız (bu konuda saplantılı olduğum söylenebilir) balık/ekmeğiniz geliyor. İsteyene soğanlı, istemeyene soğansız. Yani, öyle yemek kelimesinin hatırlattığı çatal-bıçak şıkırtıları falan söz konusu değil.

Tek başıma gittim, bir allahın kulunu da tanımıyordum (ekip hariç), zerrece şikayetim de olmadı. Aynı masada oturduğun kişilerle bir ahbaplık doğuyor zaten. İyi caz dinleyicisiydiler, gereken her yerde grubu alkışla desteklediler. Hatta bazıları ayakta durma pahasına hemen yanlarında durup dinledi. Yağmur kesildiği için dışarı çıkıp Boğaz’ın önce Anadolu, sonra Rumeli yakasını yakından izlemek de mümkün oldu. Caz seven herkese tavsiye ederim. Önceden yer ayırtın, çünkü o havada bile tekne tamamen doluydu.

Balık Ekmek Caz teknesi 19.30’da Kuruçeşme’den kalkıyor, İstinye’nin biraz ötesinden dönüp 22.00’de kalktığı yere yanaşıyor. Müzik nasıl ayarlanır diye şakalaşıyorduk ama hayrettir, Yahya Dai ile genç ekibi, şarkıya noktayı tam yanaşırken koymayı başardı. Çok güzel bir akşamdı. Saksofonda sound’unu çok sevdiğim Dai, piyanoda Kürşat Deniz, basta Kaan Yıldız, davulda Ediz Hafızoğlu’nun müziğinden çok hoşnut kaldık. Sibel Köse’ye ise, ilk yıllarında sırf onu dinlemek için Ankara’ya gittiğimden beri hayranım. Bu arada, cep telefon menümü ayarlayıp tek hamlede “Sessiz”e ulaşmamı sağlayan Yahya’ya da duacıyım.

Şimdiden iki hafta sonraki Aydın Esen gecesi için heveslenmeye başladım ama sanırım o sırada 10. Afyon Caz Festivali’nde olacağım. Hüseyin Başkadem, Don Kişot olmanın çok ötesine geçtiğini, Afyonkarahisar gibi tutucu olarak tanınan bir Orta Anadolu kentinde Caz Festivali’nde 10’uncu, Klasik Müzik Festivali’nde 9’uncu yıllarını idrak ederek kanıtlıyor. Yaptıklarının, çılgınca bir heves olmadığı da ortada. Doğrusu 10’uncu yılını çok daha büyük destekle, çok daha iyi şartlar altında kutlamasını isterdik. Bu yıl gene iyi bir programı, pek çok yerli yabancı misafir grubu var. Yıllardır onu yalnız bırakmayan sanatçı dostları da gene yanında olur, eminim. Okulların, öğrencilerin katılımı, Afyon halkının desteği, onun en büyük silahları.

Cazlı bir hafta sonuydu. Daha Salı gününden caza dalmıştık. John McLaughlin o gün The Fourth Dimension ile İş Sanat’ta iki buçuk saatlik çok tatmin edici bir konser vermişti. Hüseyin’i de orada gördüm ama konuşamadık. (Asansöre binmiş uzaklaşıyordum.) Cumartesi günü Boğaz faslından sonra, Pazar günü de Genç Caz seçmelerine gittik. Seçici Kurul olarak yedinci yılımızmış, ilk kez bir fotoğraf çektirmeyi de becerdik. Üstadem Hülya Tunçağ, Kerem Görsev, Cengiz Baysal, Önder Focan ve elbette Festival Direktörü Pelin Opçin’den oluşan bir kurul. Seda da (Binbaşgil) gelebilseydi, hanımların çoğunlukta olduğu bir jüri olacaktı, nasip değilmiş. Sonuçları açıklamayı Festival’e bırakıyoruz. İyiydi yani, bayağı kendime geldim. Umarım, Temmuz’a kadar ‘live’ caza ara vermek zorunda kalmam.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017