Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 49 müzisyen gazete okuyor
 
 
Cihat Aşkın
 
 
Yayımlanan Sayı : 1056

Fazıl Say için ne düşünüyorum? - 17.08.2010





Fazıl Say ismi etrafında oluşan polemikler ve hassasiyetler herkes gibi beni de ilgilendiriyor. Ancak beni ilgilendiren tarafının özelliği daha çok içsel bir durum. Her şeyden önce onunla olan eski hukukum ve dostluğum bu yazıyı yazmak için yeterli nedendir. Bu yazı diğer yazılarım gibi objektif olmayacaktır, nedeni ise sanatçı gözüyle hissettiklerimi aktarıyor oluşudur.

Biz hiçbir zaman sınıf arkadaşı olmadık, hiçbir zaman aynı sıraları paylaşmadık, hiçbir zaman aynı şehirlerde yaşamadık. Ancak müzisyen duygularla birbirimizin ne dediğini anladık. Bazen gözlerle, bazen duygularla, bazen gülüşlerle, bazen ortak hissedilen anlarla…

Toplumun gözündeki Fazıl ile insan Fazıl tamamen ayrıdır. İnsan olarak yaşanılan duygular ve değerler sizi yarattığınız eserler ile bütünleştirir. Bir sanatçıyı tam anlamıyla tamamlamak için onun ürettiği eserleri, verdiği konserleri, yaşadığı hayatı, davranışlarını, sevdiğiniz ya da sevmediğiniz yönlerini birlikte görmek gerekir. Fazıl sanatçıdır. Sanatçı insan yaşayan insandır ve yaşadıklarını üreten insandır.

Bach Chaconne’u ben Fazıl’dan dinleyince daha fazla zevk alıyorum, çünkü o Bach’ı benim kültürümün bir ürünü olarak çalıyor. Yazdığı balladlar hangimizin içinde romantik duyguları kıpırdatmıyor ki? Onunla defalarca konsere çıkış anını yaşadım, konserde hissettiklerimiz, yaşanan hayatın bir parçası, sahnedeki enerji ve atmosferi herhalde bir sanatçı olarak anlatmam imkansız, anlamak da imkansız zaten. Yaşanması gerekir. Yaşayabilmek için dereceye ulaşmak gerekir. Yazımın başında bu yüzden anlatılmaz, yaşanır, dedim.

Fazıl’ın ne derece üstün bir sanatçı olduğunu bir kere daha tekrarlayacak değilim size. Bunu hepiniz biliyorsunuz. Sadece çok şeyler paylaştığım bir dostumun kendini bu derece yalnız hissetmesi beni duygulandırıyor, üzüyor, ağlatıyor. Halbuki sanatçıların temsil gücü vardır. Temsil güçleri ile yaşadıkları toplumun değerlerini temsil ederek herkeste ortak payda yaratırlar. Ortak paydadan herkes nasibini alır. Fazıl bizim ortak kimliklerimizden biridir. Diğer sanatçılarımızda bizim ortak kimliklerimizin bir parçasıdır. Çünkü sanatçılar bizi temsil ederler, sevelim ya da sevmeyelim. Fazıl’ı yalnız bırakabilirsiniz, ama o temsil ettiği değerleri yani bizi asla yalnız bırakmayacaktır, çünkü kendi içinde bizden parçalar taşımaktadır. Sevin ya da sevmeyin, sizi asla bırakmayacaktır.

Ben keman çaldığım zaman ya da Fazıl’ı çaldığım zaman kendimden bir parçayı da çalıyorum. Beethoven çalarken de aynı şeyi hissediyorum. Ama aynı sahneyi paylaştığım bir piyanisti-besteciyi çalmak çok daha içsel bir duygu, işte bunun için anlatamıyorum duygularımı, sadece çalıyorum. Kendi kendimden nasıl uzaklaşabilirim ki?

Fazıl’ın ne büyük bir sanatçı olduğunu ansiklopediler, gazeteler, başka kaynaklar daha iyi anlatacaktır. Bense duygularımı yazıyorum. Ben Fazıl’a bu gözle bakıyorum ve taraflıyım…

Onun dostluğunu, nasıl bir insan olduğunu, özel olarak yaşadıklarımızı, sevinç ve üzüntülerimizi anlatmaya gerek yok, çünkü bu beni ilgilendirir. Taraflı olduğum bir sevdiğim dostum için objektif olamam. Dün onun keman konçertosunu çalışıyordum, bütün teknik pasajları çözmek, müzikal anlatımı yakalamak, notasyonu deşifre etmek çok heyecan verici. Daha bunun gibi içerisinde olduğum pek çok duygu var. Keman sonatında sahnede ‘Odam Kirç Tutmuyor’daki arpejlerini size ilahi bir nefes gibi göndermesi, ya da Horon’daki ritmik enerjiyi kalp atışları olarak içinize nüksettirmesi…

Kemanımı çalarken kendi parmaklarımın altında olan bir sanatçı benim sanatçımdır. Onu benden kimse çalamaz ve alamaz. Ben aynı zamanda sadece kendim için değil ama temsil ettiğim toplum için de konuşuyorum.

Hiçbirimizin söylemediği doğruları Fazıl söylüyor. Hepimiz aynı şeyleri hissetmiyor muyuz? Ama herkesin söyleme şekli değişik. Ben ise az konuşan ama eylem yapmayı seven bir insanım. Fazıl ise hem konuşmayı hem de eylem yapmayı seven bir insan. Herkes ayrı. Kimse birbirine benzemiyor. Bence burada insanlar Fazıl ile uğraşacaklarına kendileri ile uğraşsınlar. Burada Fazıl’a da, kendime de, size de ve herkese bir dileğim şu olacaktır: Birbirimizi bölmeyelim ve ortak prensiplerde buluşalım. Kavga etmeyelim, birbirimizi sevelim, ülkemiz ve sanatımız için üretelim. Ortak kimliğimize saygı gösterelim.

Fazıl yarattığı besteleriyle, yazılarıyla, müziğiyle benim için özel bir dost… Arkadaş… Kardeş…  Ve Yoldaş...

Bir elimde kemanım ve diğer elimde kitabım ve terazim ile daima Fazıl’ın, yolda yanında, gerektiği zaman dava da arkasında ve gerektiği zaman koruma dada önündeyim…

Bu tartışmaları kapatarak herkesin barış ve sevgi içinde yaşaması ve üretimini yaparak ilahi güzelliğe açılan bahçeye bir çiçek dikmesi en büyük temennimdir.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019