Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1707




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 10 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1082

“Bir ufak rakı, kavun ve beyaz peynir çek!” - 08.10.2010





Yıl 1995 olmalı.

Dönemin Bayburt valisi Ali Haydar Önal’ın davetlisi olarak Kanlı Nigar adlı oyunumuzla Bayburt’ta turnedeyiz. Bayburt’un o tarihlerde henüz inşaatı bitmiş olan öğretmenevinde kalıyoruz. Bayburt valisinin davetlisi olduğumuz için olacak kahvaltı, öğlen ve akşam yemeklerimiz torpilli tarafından hazırlanıyor ve öğretmenevinin geniş restoranında yiyoruz.

Sanırım turnenin ikinci günüydü, gece oyunumuzu oynamış, öğle saatlerine doğru da Trabzon’a hareket etmeye hazırlanıyorduk.

Ben nedense kahvaltı yapmaya geç kalmıştım. Saat 10.30 civarı idi, restoranda kahvaltı süresi bitmiş olmasına rağmen, görevliler kahvaltımı hazırlamışlardı ricam üzerine. Koca salonda tek başımaydım. Ayrıca restoran görevlisi bir iki kişi daha vardı ama onlar mutfak kısmındaydılar.

Ben kahvaltımı yapıyordum. Restoranın giriş kapısı bana biraz çapraz kalmasına rağmen, içeri giren ve çıkanları rahatlıkla görebilecek konumdaydım.

Birden restoranın iki kanatlı geniş kapısının iki kanadı birden açıldı ve içeriye hepsi koyu takım elbiseli sekiz ya da on kişi giriverdi. En önde kısa boylu, saçları dökülmüş, badem bıyıklı, siyah takım elbiseli bir bey vardı ve peşindeki kalabalık bu beye büyük itaat gösteriyordu.

Sekiz, on kişilik gurup içeri girince guruptan bir tanesi restoranın orta kısmında bir yerlerde duran masanın üzerine çevik bir hareketle çıktı, sandalye koydu ve sandalyenin de üzerine çıkarak tavandaki abajurun cam aksamını çıkarıp ampulü söktü ve sonra cebinden çıkardığı ve şimdi piyasada üç ya da beş liraya satılan ve halk arasında az yakan ampuller olarak adlandırılan ampulden taktı.

Gurubun içinden birisi yine o kısa boylu beye itaatte kusur etmeden gidip duvardaki anahtarı çevirdi ve lambayı yaktı.

Evet, bence anlattığım anekdotun kilit noktası burası işte sevgili okurlarım:

Herkesin itaatte kusur etmemeye özen gösterdiği kısa boylu takım elbiseli bey, çevresindekilere dönerek, “işte arkadaşlar gördüğünüz gibi, eskisine oranla ne kadar çok aydınlattı. Teknolojiyi yakalamalıyız, teknolojiyi yakalamanın faydaları bunlardır!”

Sonradan öğreniyorum ki, tavandaki ampulü değiştirmekle teknolojiyi yakalamakla övünen kişi dönemin Bayburt İl Milli Eğitim Müdürü imiş.

***

Ve bu olaydan 15 yıl sonra.

Dün 7 Ekim 2010 Perşembe günü.

Trabzon’un merkez okullarından eski adı karma ortaokulu olan Cudi Bey İlköğretim Okulu’nun önünden geçiyorum.

Şehrin tam merkezinde olduğu için bu okulumuzun önünden hep geçerim.

Ancak okulun teneffüs ziline bu dönem ilk kez tanık oldum.

Yani tam okulun önünden geçiyordum ki, okulun teneffüs zili çaldı.

Yani ders yapan çocukların 15 dakika derse ara verip bahçeye ya da kantine soluk almaya çıktıklarını duyuran zil.

Aman Allahım o ne? Mezdeke desem değil, oryantal desem değil, başka ne olabilir bu, evet buldum, bir taverna müziği bu.

Nejat Alp’in 80’ler boyunca bizi sarhoş ettiği türden ama müzik bilmeyen kötü bir elektronik mühendisinin elinden çıkmış, deforme olmuş, insanın için bir tuhaf eden bir müzik.

Birkaç saniye dinledim.

Ve dayanamadım okula doğru avazım çıktığı kadar bağırdım: “Bir ufak rakı, kavun ve beyaz peynir çek!”

Öyle bağırmışım ki, çevredeki esnafın, “ne bağırıyor bu deli?” dercesine bana baktıklarının farkına ancak otuz saniye sonra varabildim.

Sonradan öğreniyorum ki, her dersin teneffüs zili farklı türden oluşuyormuş.

Herhalde, bir ders mezdeke, sonraki ders mehter marşı, daha sonraki ders roman havası oluyor. 

Bu arada öğretmenler için, “ders başlıyor” anonsu varmış. Hani tiyatroda sessizliği iyice sağlamak, seyirciyi oyuna hazırlamak için “oyunumuz başlıyor” anonsunu biliyorum ama öğretmenleri derse davet eden anonsu böylelikle duymuş oldum.

15 yıl önce ampul ile teknolojiyi yakalayan İl Milli Eğitim Müdürü’nden sonra, teneffüs ziliyle, gayet zevksizce hazırlanmış, eminim müzik bilmeyen bir elektronik mühendisinin elinden çıkmış kötü ürün teknolojik harikayla (?) devrim yaptığını zanneden bir okul müdürüne rastlıyorum.

E tabii bu zevksizliğin parke taşları mesela 15 yıl öncesinden, anlattığım türden Milli Eğitim Müdürleri’nin iş başına gelmesiyle başlamadı mı?

Tabii bir de bunun öncesi var.

Okullarda müzik dersleri talim terbiye kurulu marifetiyle ortadan kaldırılırken, öğrencileri bu kadar kötü seslerle donanmış bir elektronik zille teneffüse çıkarmak yine böyle kafaların ürünü olmalı.

Yazık gerçekten yazık!

Çok yazık hem de!

Pazartesi günü görüşene değin hepinize iyi bir hafta sonu geçirmenizi diliyorum.

Esen kalın


Müfit Semih baylan
Editör






Önemli not: Bu zilin organizasyonunda okulun müzik öğretmenlerinin hiçbir bilgisi olmadığını biliyorum. Çünkü onlara başvurulsaydı bu iş böyle olmazdı.



 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018