Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1734




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 32 müzisyen gazete okuyor
 
 
Barış Yıldırım
 
 
Yayımlanan Sayı : 1082

Yenilikçilik ve tutuculuk - 08.10.2010





Bandista’yı tartışmaya devam ediyoruz. Etmeliyiz de. Son dönemde sol müzik babında bu kadar ilgi gören bir çıkış olmadı. Gerek sanatsal gerek politik olarak enine boyuna didiklenmek Bandista’nın hem şansı hem şanssızlığı olabilir. Bence ilki…

Geçen hafta bu sayfada Erkan Araz ve Devrim Büyükacaroğlu’nun ‘Lütfen bunu da sökün’ başlıklı Bandista röportajı yayımlandı (getir.net/zui). Grubun vurguladığı iki önemli ve temel nokta vardı: hüzne karşı neşe, elitlerin müziğine karşı avamın müziği.

Uzun süredir Avam Sanat adlı bir dergi ve bir ‘küçük sanat üreticileri kooperatifi’ projesini kafasında taşıyanlardan biri olarak, avam vurgusunun bende uyandırdığı kişisel hoş duygular bir yana, sanatı kitlelerin eseri yapmaya çalışan her türlü girişimin desteklenmesi, toplumcu bir sanat anlayışının en önemli toplumsal boyutlarından biri olmalıdır.

Hüzne gelince, “Hüzün ki en çok yakışandır bize” diyordu Hilmi Yavuz. Halaylarımızın, horonlarımızın bile yanıklığı düşünülürse, haksız sayılmaz. “Belki de en çok anladığımız” diye devam ediyor şiir. Bandista buna şerh düşüyor, biz neşeyi de anlarız diyor ve iyi de yapıyor. Dünyayı değiştirme gibi derin bir işin kavgasını tutanların her duyguyu dibine kadar yaşamasından doğalı yok. (Ama her duyguyu… Sol müzik geçmişte hep hüzünlüydü, biz de hep neşeli olacağız derseniz, bir ucun yerine bir başka ucu ikame etmiş olursunuz ki, bu uç sizi devrimci gelenekten çok eğlence endüstrisine bağlar.)

Grubun, tüm sol müzik geleneğimizde, mücadelenin zorlu niteliğinden kaynaklı olarak, egemen duygunun hüzün olduğuna dair hayli şüpheli, temellendirilmesi gereken, en hafif deyimiyle fazla genelleyici bir iddiası var. (Biraz dikkatli bakılırsa, hüznün yanı sıra zafer inancının, öfkenin ve ana tema olmasa da neşenin de var olduğu görülecektir bu gelenekte.) İktidara gelmemiş devrimci hareketlerin neşeden çok hüznü yaşaması, hatta diyelim ki bir zaferin neşesini yaşadığı anda bile o zafer yolunda düşen yoldaşlarının hüznünü taşıması çok doğal ve Bandista da bunu teslim ediyor zaten.

Yazının başında tartışmanın iyi bir şey olduğunu söyledik. Ama grubun tartışmadan kaçtığına dair güçlü işaretler var röportajda: “Birilerinin Bandista’nın gülümseyen marşlarına, direniş şarkılarına burun kıvırması, hatta onları ‘lümpen’ bulması mümkün. Bu duruma karşı Bandista’nın cevabı hazır. Mevcut formları dayatan ve başka türlüsünü kabullenmek istemeyenleri ‘muhafazakar’ olarak niteliyorlar.”

Hazır cevaplık her zaman iyi bir nitelik değildir. Bu cevap belli ki epey önceden hazırlanmış: Bizi eleştiren çıkarsa onlara muhafazakar deriz, olur biter. Çok kötü bir tartışma yöntemidir bu, ya da çok iyi bir tartışmama yöntemidir; ikisi de bir. Bu argümanın ana hattı şöyle: 1) Şarkılarımızı neşeli olduğu için onları lümpen bulanlar var; 2) bunlar mevcut formları dayatıyorlar ve başka türlüsünü kabul etmek istemiyorlar; 3) bunlar muhafazakardır; dolayısıyla 4) hatalıdır...

Argümanın neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Aynı sırayla bakalım: 1) Neşeyle lümpenliği bir tutacak kadar aymaz kimse var mı? Ama mesela grubun vokallerindeki neşeyi değil de yayvan söyleyişi lümpence bulanlar olabilir. Bu durumda grubun, neşenin ancak o vokal tarzıyla mümkün olduğunu ispatlaması gerekir ki hayli zor bir iştir. 2) Karla pekmezin lezzetli bir gıda olmadığını söylemek, sadece tahin pekmez yiyelim, başka şey yemeyelim, demek değildir. Bandista’yı eleştirenler yeni formlara onlardan çok daha açık olabilir, fakat grubun formunu yeterince yeni ve yaratıcı bulmayabilirler. Yine zor bir görev: Grubun yeni olmanın tek yolunun kendi yolları olduğunu ispatlaması gerekir. 3) Form dayatmak muhafazakarlıktır, doğru, ama 4) muhafazakarlar bile doğru eleştiriler getirebilirler. Bandista’nın kendisini eleştirenlerin kişiliği üzerine değil eleştirileri üzerine konuşması gerekir. (Bu son mantık hatasının teknik adı argumentum ad hominem; ilgilisine…)

18 Mayıs Yazılama’sında (getir.net/zuh) gruba getirilen temel sanatsal ve siyasal eleştirilerin hâlâ cevaplanması gerekiyor. Yoksa Bandista, bazı soluksuz yenilikçiler gibi, yeni olmanın tek yolunun kendi yolları olduğunu mu sanıyor, böylece de muhafazakarlıkların en tehlikelisi olan ‘yenilikçilik yobazlığı’na mı meylediyor? Böyle olumlu bir rüzgarı yelkenine doldurmuş bir inisiyatif, tükenmenin en kestirme yoluna böyle kolay sapmaz, diye umut ediyoruz.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019