Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1709




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 30 müzisyen gazete okuyor
 
 
Kemal Yılmaz
 
 
Yayımlanan Sayı : 1120

Müziği boşa alanlar - 10.12.2010





Mansur Forutan ve ekibi ateşteki yemeği kontrol eder gibi ara ara sahneye çıktı

Sahnedeki maskeli adamlar enstrümanlarıyla bir iki ezgi çaldıktan sonra içlerinden biri bilgisayarda birkaç tuşa bastı ve ışıklar saçan ritimlerle izleyiciyi baş başa bırakıp geldikleri yere, kulise döndüler. Ara ara, ateşteki yemeği kontrol eder gibi sahneye gelip bir şeyler tıngırdatıp gitmeleri bazı izleyicilerin hoşuna gitmiş olabilir. Ama benim yanımdaki kır sakallı sinema ve futbol yazarı ‘Bunlar müziği boşa almışlar’ deyip gitti. Ben de onun peşi sıra terk ettim gazeteci/yazar/müzisyen Mansur Forutan ve arkadaşlarının bu umut verici performansını.
Aynı kır sakallı yazarı iki gün sonra Mundo Trasho’nun arka bahçesinde gördüğümde tabii ki hiç şaşırmadım.

Çünkü o bir Radikal’di, partideki herkes gibi... Radikal’in Umma Thurman kılıklı dış haberler editörü Ceyda Karan’ın veda partisi Cuma gecesi yapıldı. Esasen sırtta Hattori Hanzo kılıçlarıyla bir tür Kill Bill partisi de yakışırdı Ceyda’ya. Hüzünlü değil tam tersi gayet neşeli bir veda partisiydi. Bir kere ayrılan kişi, en güzel kıyafetlerini giyip dj kabinine geçmiş, yanında Dr. Watson kabilinden Osman Kaytazoğlu’yla birlikte damardan 80’ler çalıyor, arada hızını alamayıp kendini piste atıyor ve tabii ki Tuğrul Eryılmaz eşliğinde çılgınca dans ediyordu. Ekseriyetle Radikal çalışanlarının katıldığı, sonlara doğru herkesin bol bol dans ettiği partiden özellikle bazıları tatlı bir huzur içinde ayrıldı...

Geçen hafta fuara imza günleri damgasını vurdu. Kuyruklar birbirine dolandı, fuar alanında trafik kilitlendi. Yayınevleri, altta kalmamak için gözde yazarlarını ikişer, üçer gün standa oturtup eline kalemi tutuşturdu. Mesela Yekta Kopan toplam üç gün, Ahmet Ümit altışar saatten iki gün, Can Dündar iki ayrı yayınevinde (Can ve İmge) iki gün imza yaptı. Geçen Cumartesi günü İskender Pala’nın önündeki kuyruk, fuar kapandığında hala bitmemişti. Fuar yöneticileri tepesine dikildiği halde, saatlerdir bekleyen okurlarını terketmeyen İskender Pala fuar alanından çıkan son kişi oldu. Kaçar kitap imzaladılar bilmem, ama sadece Can Dündar’ın Lüsyen kitabından Cumartesi günü 1200 adet satıldığını söylemekle yetineyim.

2010 yılı biterken kültür endüstisi önemli bir dedikodu kapısını, 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı’nı yitireceği için çok mutsuz. Neyse ki Ajans’ta hâlâ ilginç gelişmeler yaşanıyor. Mesela geçen hafta, eski Genel Sekreter Eyüp Özgüç açtığı davayı kazanıp görevine döndü! Evet, Yürütme Kurulu’nun hükümeti istifayla tehdit edip görevden aldırdığı Genel Sekreter yine kurumun başına geçmiş oldu. (Hatırlarsınız, o gerilimli dönemde bir çok isim istifa etmiş ve bir daha 2010’a dönmemişti...) Bir iki gün Yılmaz Kurt’la birlikte iki genel sekreteri olan kurum, Kurt’un başka bir göreve alınmasıyla bu tuhaflığı aşmış. Şimdi, Yürütme Kurulu nefesini tutmuş, hiç anlaşamadığı Genel Sekreter Eyüp Özgüç’ün çekilmeye ikna edilmesini bekliyormuş. Olmazsa ne olur, iş dedikoduyu yani benim sınırlarımı aşar, bizim sanat sayfalarına haber olur!

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018