Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1720




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 60 müzisyen gazete okuyor
 
 
Martin Greve
 
 
Yayımlanan Sayı : 1138

“Masalar, Rüyalar, Fısıltılar” - 05.01.2011





Birsen Ulucan’ın “Masallar, Rüyalar, Fısıltılar”ında, bir tarafta Sergei Prokofiev ve Nikolai Medtner diğer tarafta Fazıl Say, İnci Yakar ve Evrim Demirel’in müzikleri arasında yüz yıllık bir zaman dilimi farkı bulunuyor.  Bu CD’de yer alan eserler, geçen yüzyıla sırtını dayayıp yeni bir bilinmeye doğru ilerleyerek, Medtner’in geç dönem romantizm armonisi, ya da Evrim Demirel ve İnci Yakar’ın halk türkülerinde görüldüğü gibi bir asrın kapandığı ve yeni bir asrın başladığı dönemde bestelendiler.

Bütün eserlerde dönemin belirsizliğine kişisel hayatın tereddütlerinin eklendiğini hissedebiliyoruz. Buradaki tüm besteciler yıllar süren sürgün hayatı veya eğitim döneminden sonra memleketlerine dönen birer gezgindiler. Prokofiev Amerika ve Fransa’ya, Medtner ise Almanya, Fransa ve İngiltere’ye göç etmişti.

İnci Yakar ile Fazıl Say piyano parçalarının ilk şeklini Almanya’da, Evrim Demirel ise Anadolu’dan Dört Halk Türküsü’’nün ilk şeklini Hollanda’da besteledi. Bulgaristan’da doğmuş olan ve uzun dönem İngiltere ve Almanya’da eğitim gören ve bugün İstanbul’da yaşayan Birsen Ulucan da gezgin hayatının yabancısı değil.  O’nu dinlerken bir kökünden sökülmüşlük duyabiliyoruz.

Bu CD’deki her bir eser bir arayışı sergiliyor, oyun oynarcasına, parçalanmış, dalgın bir müzik. Eserlerin bir kısmı halk türkülerinden ve masallardan yola çıkıyor; bunu da  sanki ironi ve  soyutlama ile yapıyor. Aşık Daimi’nin ,, Bu da gelir bu da geçer’’ veya Kütahya yöresinden olan ,,Yağmur Yağar’’ türküleri sanki belirsiz bir zamana ve bilinmeyen bir mekana nakledilmiş.

Birsen Ulucan CD’si hakkında, “Farklı ,şive’lerin sözkonusu olduğu müzik dilinin, aslında tek bir kaynaktan geliyor olması...’’ diyor.  Evet gerçekten öyle: tüm hayal kırıklıklarına ve biyografik farklılıklara rağmen bütün parçalara aynı atmosfer hakim.  Nitekim buradaki bestecilerin başka bir ortak yanı daha var: Hepsi birer piyanist. Rachmaninov’la yakın dost olan Medtner Moskova Konservatuarı’nda piyano hocasıydı, Prokofiev de kendisinden yüzyıl sonra yasayan Fazıl Say gibi piyano virtüozuydu. İnci Yakar İstanbul ve Almanya’da piyano eğitimi aldı ve Evrim Demirel de çok iyi bir caz piyanisti.

Bu CD’deki tüm ,, Masallar, Rüyalar ve Fısıltılar’’ piyanodan yola çıkılarak tasarlandı ve doğrudan piyano başında bestelendi. Dolayısıyla ortaya çıkan müzikte, piyanonun bütün tınısal imkanları biliniyor ve ustaca kullanılıyor.  Besteciler - ki bu açıkça duyulmakta- hissiyat ve hayallerini doğrudan piyano başında geliştirmişler.

Birsen Ulucan’ın olağanüstü renkli çalışı bu parçalanmış hayallere can veriyor, zira kendisi de piyanoyu tanıdığı kadar hayatın parçalanmışğını da tanıyor. Ve ayrıca kendisi de besteciler gibi büyük bir piyano virtüozu. Teknik açıdan oldukça zor olan parçalar bile O’nun çalışıyla, sanki çok doğal ve kendiliğindenmiş gibi duyuluyor.

Bu CD’yi dinlerken insanın içinden, o anda hangi bestenin çalındığını unutası ve sadece müziğe kulak veresi geliyor. Bestecilerle onların zamanları arasındaki sınırlar belirsizleşiyor ve müzik garip bir “piyano masalı” dünyasına karışıyor.  

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019