Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 66 müzisyen gazete okuyor
 
 
Meral Tamer
 
 
Yayımlanan Sayı : 1177

Fazıl Say’la Salzburg’da müzik dolu bir gün - 01.03.2011





SALZBURG

Fazıl Say, Mozart’ın do
ğum yeri ve Müziğin Kâbe’si Salzburg’a damgasını vurmuş ilk ve tek Türk sanatçısı.

Leyla Gencer 1959’da, Güher-Süher Pekinel karde
şler 1984’te Salzburg’da sahneye çıkmışlar, ama sadece bir kereliğine... Fazıl ise 8 yıldır Salzburg’a davet edilen, buradaki klasik müzik severlerin beğeniyle izlediği bir yıldız sanatçı. Salzburg Festivali bu yıl ilaveten kendisine bir beste de sipariş etmişti.

Fazıl’ı ilk kez 1997’de
İstanbul’da Saint Saens’ın 2. piyano konçertosunu çalarken dinlediğimde müthiş heyecanlanmıştım. Daha parmaklarını piyanonun tuşlarına değdirir değdirmez, beni avucunun içine alıvermişti. Konçertoyu baştan sona bulutlarda dolaşarak, soluksuz izlemiştim.

O günden bu yana Fazıl’ın 35-40 konserine gitmi
şimdir. Ve ne çalarsa çalsın her seferinde heyecanım hiç azalmadan, kimi zaman gözyaşlarımı tutamayarak izlerim onu.

Salzburg’da da farklı olmadı. Fazıl’ı pazar günü önce Borusan
İstanbul Filarmoni Orkestrası eşliğinde, festivalin sipariş ettiği yeni bestesi Nirvana Yanıyor’un prömiyerinde, ardından Mozart’ın 12. piyano konçertosunda 2500 kişiyle birlikte dinledim. Öğleden sonra da Fazıl’ın peşinden, Salzburg’un 1000 kişilik konser salonu Mozarteum’daki resitaline gittim. Yine baştan sona müthiş heyecan vericiydi.

Nirvana Yanıyor’u dinlerken...

Nirvana Yanıyor’a tek kelimeyle BA-YIL-DIM. Fazıl’ın açık ara en be
ğendiğim eseri bu. İlk notasından son notasına kadar ne anlatmak istediğini içimde hissettim. Birbirine bağlı 2 bölümden oluşan bu son eserinde Fazıl, sizi-beni-hepimizi, ama en başta da kendi coşkulu ve fevkalade inişli-çıkışlı iç dünyasını anlatıyor.

Ça
ğdaş bestecilerin eserlerini dinlerken, çoğu kez onların dünyasına girmekte, müzik diliyle ifade etmek istediklerini anlamakta zorlanırız. Nirvana Yanıyor’da ise tam tersine Fazıl, sanki her akorda duygularını, düşüncelerini, isyanını, öfkesini ve hatta son dönemde twitter üzerinden sürdürdüğü hararetli tartışmalarını bile sanki bizlerle paylaşıyor.

İçimizdeki gizemli cenneti anlatan 9 dakikalık “Nirvana” adlı ilk bölüm, çok uzun bir piyano soloyla başlıyor. Birbirini izleyen triller ve su gibi akan huzurlu, yer yer çocuksu bir neşeyi yansıtan melodiler... Bir süre sonra orkestra da o yumuşacık akışa yaylı sazlarla katılıyor.

Cennetin tam ortasında Nirvana’ya ermek üzereyken, 6 dakikalık 2. bölüm “Yangın” ba
şlıyor. Piyano sertleşiyor, akortlar hırçınlaşıyor, gerilim perde perde yükseliyor, orkestrada vurmalı çalgılar öne çıkıyor. Huzurun yerini çatışmaların aldığı şiddetli bir ruhsal yolculuk başlıyor. Davulun sert vuruşlarına piyano aynı sertlikte yanıt veriyor. Yarattığımız cenneti kendi ellerimizle yıkıp yangın yerine çeviriyoruz.

Fazıl’la ak
şam sohbeti

İki konserin ardından Fazıl’la akşam Sacher Cafe’de buluşup Nirvana Yanıyor üzerine sohbet ettik. “Kendimin ve belki de hepimizin içindeki ateşi, yangını dışa vurdum. Evde Nirvana bölümünü çalarken kızım, kedilerim ve köpeklerim sessizce piyanonun yanına gelip dinliyorlar; Yangın bölümü başlayınca hepsi kaçıyorlar” dedi.

Twitterda ba
şrolde olduğu tartışmalara biz üzülüyoruz, ama Fazıl çok memnun. ”Söylediklerimin doğru olduğu er-geç anlaşılacak. Şimdi değilse bile çocuklarımız, torunlarımız anlayacak” diyor. Ayrıca twitterda geçirdiği saatler, beste yaparkenki gerilimini de üzerinden alıp onu fevkalade rahatlatıyormuş. Ben tam tersini düşünüyordum. Kendisi bu durumdan çok memnun olduğuna göre, bizim onun için üzülmemize de gerek kalmıyor.

mtamer@milliyet.com.tr
 

milliyet 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019