Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 38 müzisyen gazete okuyor
 
 
Deniz Durukan
 
 
Yayımlanan Sayı :

Kısa Bir Rüyayım Belleğinizde - 05.05.2006





Sene 1970, mevsimlerden yaz. Şerif Yüzbaşıoğlu, Selçuk Başar, Atilla Özdemiroğlu, Uğur Başar ve Asım Ekren'i yanına alarak herkesin imreneceği bir orkestra kurmuş, yaza hareketli bir giriş yapmıştı. Nejat, İhsan Kayral ve Şenay'ın da solist olarak yer aldığı bu orkestra, ilerde on sekiz kişilik kadrosuyla İstanbul Gelişim Orkestrası'na dönüşecektir, ama elbette bizi ilgilendiren isim Şenay. Şerif Yüzbaşıoğlu ile daha o zamanlar evlenmemiş olan Şenay, emin adımlarla müzik piyasasında ilerleyen tazecik bir genç kız. Hem güzel, hem de akıllı. Sesi de oldukça iyi. Ondaki bütün bu özellikler Yüzbaşıoğlu'nun ilgisini daha ilk başlardan çekmişti, dolayısıyla bu ilgi evliliğe kadar uzandı ve o yılın sonuna doğru evlendiler. Tam on küsur yıl sürecek olan bu evlilik büyük bir tutkunun, hiç sönmeyecek bir ateşin alevlenmesinin başlangıcıydı. Daha da ötesi Şenay'ın yok oluşunun ilk adımlarıydı diyebiliriz. Ama önce güzelliklere bakalım. Türkiye'nin en önemli müzik adamlarından olan Şerif Yüzbaşıoğlu, Şenay'ın salt kocası değil, hocası, arkadaşı, sevgilisi, var olmasının en önemli nedeniydi. Şenay onunla huzur buluyor, onun yardımıyla bir anlamda hayattaki dansını yapıyordu. Evde, işte, her yerde beraber olan çift, gece hayatına çok dadanmadan, mütevazı bir yaşam sürerek, müzikle yoğruluyorlardı. Şenay içinse yaşam Şerif Yüzbaşıoğlu ile daha da kolay ve anlaşılır bir şeydi. Çoğunlukla onun yazdığı şarkıları seslendiriyor, festivallere katılıyordu.

İlk olarak 1971 yılında Yunanistan'da düzenlenen 4. Apollonia'ya katılan Şenay ilk yirmiye girememiş, Koreli bir müzisyenle beraber sonuncu olmuştur olmasına ama, bu yarışma Türkiye'de Şenay'ın Türk Popu'nun en popüler kadın şarkıcı olarak karşılanmasına neden olur. Hatta Atina'da yaşanan bu başarısız girişim, Şenay'a uğur getirir. Bu yarışmanın hemen ardından Şenay, ayağının tozuyla "Benim Olursan"ı plak yapar. Plağın arka yüzüne de İsrailli şarkıcı İlanit'in "Veshuv Itchem" adlı şarkısına Türkçe sözler yazarak -Naim Dilmener'in deyimiyle Türk Popu'nun gelmiş geçmiş en popüler şarkılarından biri olacak- "Sev Kardeşim" adlı şarkıyı koyar. Beklenilenin üzerinde ilgi gören bu plak bir anlamda Şenay'ın da ölümsüzleşmesine neden olan en önemli şarkıdır. İlk etapta bu şarkıyı sevmeyen Şenay, daha sonraları kafasında şekillendirerek, bu şarkıya ruh vermiştir. "Sev Kardeşim"in sevilmesindeki en önemli neden de şarkının hem çok basit melodiler içermesi, hem de Şenay'ın daha sonradan yaşayacağı dramın, o hayal dünyasının dışa vurumudur. Sevgi ve kardeşlik üzerine mesajlar içeren "Sev Kardeşim" umut gibi duygulara da yer verir. Tıpkı 1972'de çıkardığı ve nerdeyse "Sev Kardeşim"i gölgede bırakan, temelinde aynı duyguların yattığı diğer plak "Hayat Bayram Olsa"da olduğu gibi. Bu bir anlamda Şenay'ın yaşamı salt bu çerçeve içerisinde görmek isteğinden kaynaklanan bir bakış ya da kendi içinde kurduğu hayal dünyasının sonucu, kaçışın bir başka biçimi. O nedenle çok içten, çok duyumsayarak okur bu iki şarkıyı. Neşeli şarkılar gibi görünür, ama temelinde korku ve hüzün vardır.

Aslında o bütün şarkılarını çok gönülden, büyük bir adanmışlıkla okur, tıpkı kocasına duyduğu büyük tutku gibi. "O çerez türü şarkılara hiç itibar etmedi. ‘Sev Kardeşim' gibi mesaj veren şarkıları seçti. Bir parladı, bir söndü. Ama hep kabuğunu zorladı," diye yorum yapacaktır Gong dergisi onun için.
Evet, o kimi zaman ödüllere boğuldu, 1971- 1973- 1976 yıllarında Tokyo Festivali'nde çeşitli ödüller alırken, 1973 yılında Altın Orfe'de üçüncülüğü hak etti. Kimi zaman miting alanlarında şarkı söyledi, müzikli fikir duyurusunda bulundu. 1980 yılına kadar on beş şarkısı İngilizce'ye çevrilerek çeşitli ülkelerde yayınlandı. Bunların arasında en dikkat çeken "Honky Ponky" adlı şarkısı Midem Festivali'nde tanıtıldı. Bu plağın dünya hakları Hollandalı CNR firması tarafından alındı. Hayat Şenay için böylesine bayram gibi geçerken, kocası Şerif Yüzbaşıoğlu'nun kalp krizi geçirerek hastaneye yatmasıyla sekteye uğrar. "Honky Ponky" adlı plak için yurt dışına davet edilen Şenay, kocasının rahatsızlığından dolayı gitmek istemez. Bir süre sonra, 19 Şubat 1981 yılında Şerif Yüzbaşıoğlu ölür.

Bu ölüm Şenay için yıkım olur. Evet! Her ölüm biraz yıkımdır, her ölüm geride kalan için biraz boşluktur, biraz yalnızlıktır. Şenay içinse sonun başlangıcı. Adım adım deliliğe yakınlaşır, belki de hayattan kendini bu şekilde korur. Şenay eve kapanır, kimseyle konuşmaz, yalnız yaşamaya karar verir. Bu arada yurt dışında "Honky Ponky" adlı plağı satışa çıkar, üstelik listelerin en üst sıralarına yerleşir. Hatta karma kasetlerle Avrupa'nın hemen her tarafına yayılır. İlk başlarda yurt dışından yapılan hiçbir çağrıya cevap vermez, hastadır. Bir çeşit hastalık hastalığına yakalanır. Önce eklem ve baş ağrıları, ardından baş dönmesi, sonra diş ağrısı ve dişlerin sallanması gündeme gelir. Ateşi çıkar, ama ateş 38 derecede durur. Ağlamaktan uzağı görememeye, yakını da buğulu görmeye başlar. Taşikardi, sebepsiz bunalımlar, korkular sarar Şenay'ın her yanını. İnsanlardan, yükseklikten ve kanser olmaktan korkar. Önceleri Lale Belkıs destek olur kendisine, ama yine de Belkıs çaresiz kalır. Gelen bütün sahne çalışmalarını "kendimi şimdilik iyi hissetmiyorum, ama yakında toplayacağım" diyerek erteler. Ancak hiçbir zaman toparlayamaz. Bir ara zoraki Aydın Esen'e ait "Müzikle Yaşam" adlı şarkıyı TRT için seslendirir. Kocasının ölmeden önce kurduğu Karma adlı grubu dağıtır, gittikçe biraz daha içine kapanır. Müzik dünyasından sessizce kendini soyutlar.

Bir zamanlar herkesin peşinden koşturduğu, yurt dışında şarkıları yayınlanan bu güzel, alımlı, ama bakışlarında her zaman ayrıksılığının ve kişiliğinin ip uçlarını taşıyan bir pop kadının yaşam hikayesidir bu. Tanrı diğer pop kadınlarını korusun!



 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019