Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1737




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 67 müzisyen gazete okuyor
 
 
Mario Levi
 
 
Yayımlanan Sayı : 1266

“Nefes” almak için umut var... - 12.07.2011





MÜZİK
Yinon Muallem
Nefes
Kaf Müzik


Farklı müzikleri, sesleri ve ezgileri do
ğuran kültür iklimlerinin birbirleriyle buluşmaları sayesinde ortaya çıkan eserler hakkında hiç kuşku yok ki, bırakınız uzun bir yazıyı çok ciltli birçok hacimli araştırma kitabı bile yazılabilir artık. Gelenek nasıl başladı, nerelere kimlere kadar uzanabilir, söylemem kolay değil. Şüphesiz bilgilerimi aşan birçok deneme yapılmıştır. Ulaşabildiğim en eski örneklerden biri 1968 yapımı bir çalışma. Yehudi Menuhin, Batı’nın dâhi kemancısı Doğu’nun bir başka dâhisi, büyük sitar ustası Ravi Shankar’la bir araya gelmişti. Müthiş bir çalışmaydı. Çünkü işin içine öncelikle kendine yabancı geleni daha yakından tanıma çabası vardı. Dil, ortak dil elbette bir süre sonra yakalanabiliyordu. Şimdi tek tek anamayacağım başka denemelere de ulaşabildim sonra. Neyzen Kutsi Erguner ve sufi grubu bir ‘flamenko’ grubuyla ortak bir çalışmaya girmişti. Filistinli şarkıcı Abed Azrie de o çok etkileyici davudi sesiyle bir başka ‘flamenko’ grubuyla…

Sonra Ömer Faruk Tekbilek, Enver
İbrahim, Burhan Öçal, Stephan Micus, Rose Daly…
Az önce ifade etti
ğim gibi örnekler çoğaltılabilir. Bunlar bu kısa yazıda hatırlayabildiklerim. Kimileri, özellikle gelenekçiler (‘flamenko’cuların neler düşündüğünü çok iyi biliyorum) bu tür çalışmaların bir ‘sulandırma’ olarak görülmesi gerektiğini düşündü. Bu yazıda uzun uzun tartışılması gereken bu meseleye girmem mümkün değil. Tartışmanın dikkate alınmaya değer olduğunu belirtmekle yetinelim. Ancak ortaya çıkan sonucun da en azından benim gibi farklı arayışlara fazlasıyla açık müzik dinleyicilerine çok etkileyici geldiğini söylemekten de çekinmeyelim. 

İmkânları zorlamak
İsrailli Yinon Muallem’in elime geçen son albümü bana öncelikle bunları hatırlattı işte. Aslında böyle bir yere kolaylıkla gelmemin birçok nedeni var. Yinon Muallem Irak doğumlu bir İsrailli. Adındaki ses bunu fazlasıyla ortaya koyuyor zaten. Ancak bizi daha çok ilgilendiren tarafı yıllardır İstanbul’da yaşıyor olması. Bir perküsyon sanatçısı ama başka birçok enstrümanı da çalıyor. Bana en yakın ve sıcak gelen taraflarından biri de bu. Denemek, hep başka imkânları zorlamak… Buralara gelmiş ve aldığı derslerle ud meşk etmede kendisini geliştirmiş. Bir Türkle yapılan evlilik, çocuk derken de bayağı buralı olmuş. Elimdeki ‘Nefes’ adlı albüm ‘buralılığın’ ipuçlarını tüm açıklılığıyla veriyor. Parçalara gelince… İşte bu farklı kültürlerin birlikteliği, demin anlatmaya çalıştıklarımı tüm çıplaklığıyla çıkarıyor karşımıza. Muallem, kökleri ve yaşadıklarıyla ilgili barışıklığını göstermekle kalmıyor, bu bir aradalığı çok etkileyici bir üretkenliğe de dönüştürüyor. Albümü dinleyeceklerin dikkatini öncelikle albüme adını veren ‘Nefes’ adlı şarkının yanı sıra ‘Yalnız’, ‘Ana Behasdeha’, ‘Dağda’, ‘Rast Taksim on Oud’ adlı parçalara çekmek istiyorum. Gerek insan sesinin kullanılmasındaki renklilik ve farklı arayışlar, gerekse ‘buralı’ enstrümanların ‘başka’ enstrümanlarla bir araya gelince nasıl ‘bizden’ sesleri verebileceğinin daha iyi görülmesi için… ‘Küçük Rast’ adlı son parçaysa tam anlamıyla muzipçe bir oyun.

Muallem’in bu çalı
şması bana özellikle mütevazılığı ve sıcaklığı yüzünden çok etkileyici geldi. Müzikalite açısından çok büyük bir sürprizle karşı karşıya değiliz belki. Ama çalışmanın samimiyeti, özeni ve sahiciliği su götürmez. Bu da ‘Nefes’i tekrar tekrar dinlenmeyi hak edilir kılıyor.

Müzik piyasasının sıradanlıklara bu kadar teslim oldu
ğu bir ortamda kendi kıyısından seslenmeyi tercih ediyor Muallem. Bu tavrı bile yanında olmamızı gerektiriyor. ‘Nefes’i başka nefesler için de dinlemek gerek.


Foto
ğraf: Irak doğumlu İsrailli Yinon Muallem artık Türkiye de yaşıyor.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019