Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 50 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nilgün Serimoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1351

Devlet ve Sanat Kurumları - 02.01.2012





Türkiye’nin sanat gündemi bir süredir sıcak gelişmeleri barındırıyor. Bilindiği gibi Cumhuriyet döneminden başlayarak uluslar arası nitelik taşıyan bazı sanat kurumları devlet güvencesinde. Bir başka deyişle devletin bir sanat politikası var… Devlet Opera ve Balesi, Senfoni Orkestraları, Devlet Tiyatroları ve bu kategorideki sanat kurumları aynı okullar gibi kar amacı güdülmeden kültür hizmeti sunmak üzere planlanmış durumda.

Sanat, insan zihninin, insan bilincinin damıtılması ile ula
şılan en üst düzeyli ürün olarak kabul edilir. Bu aynı zamanda sanatın en nitelikli değer ölçüsü olduğu anlamına da gelir. Sanat kurumlarının gerekliliklerinin sorgulanması kültür ve sanatın gerekliliğinin sorgulanması anlamına gelir. Eğer kendimize biçtiğimiz konum buysa belirli bir zaman aralığına kendimizi hapsettiğimiz ve evrensel platformda yer almayı reddettiğimiz anlamına gelir. Kültür ve sanat,  ekmek-su kadar gereklidir.

 Bizden daha ileri geli
şim göstermiş ülkelere baktığımız zaman sanatı bir lüks değil bir gereklilik olarak kabul ettiklerini görürüz. Ekonomideki küresel krizin tüm ülkeleri etkilediği onları birtakım ekonomik önlemler almaya zorladığı bilinen bir gerçek. Avrupa ülkelerinde tüm kısıtlamalara karşın kültür-sanat’a devlet destekleri sürüyor. Bütçeden bu alana ayrılan pay nüfus artışı ve sosyal gelişme ile doğru orantılı olarak artış gösteriyor.

 Ülkemizi ele alırsak bu katkı payı oldukça az. Kültür Bakanlı
ğının bütçesi toplam bütçenin binde beşi iken yeterli bir kültür-sanat politikasından söz etmek çok doğru olmaz. Türkiye’de devletin kişi başı kültür harcaması 10 Euro civarında iken Avrupa’nın önemli ülkelerinde 100 euro’nun üzerinde…

Sanatçılar ve sanatseverler yetersiz olan bu yakla
şım giderek iyileştirilebilir diye umut beslerken daha vahim bir durum ortaya çıktı. Her ne kadar Sayın Kültür ve Turizm Bakanı “Devlet Tiyatroları’nı kapatabiliriz”  söylemini “Bu sözü söylemedim. Yeni yapılanmayla Devlet Tiyatroları’na aktardığımız payı azaltacağız demek istedim” diye değiştirse de, ‘ödenekli kültür sanat kurumları’ bir kez daha güvensiz bir zemine doğru çekildi.

Evrensel sanatlar genelde toplum bilincinin önünde gider. Zaten “Yüksek Sanatlar” olarak sınıflanan sanat dallarının görevi, bulundu
ğu zaman kesitindeki sanat bilincine uyum sağlamak değil onu daha kapsamlı ve ileri bir noktaya taşımaktır. Eğlendirici olmaktan öte bir eğiticilik görevleri vardır. Kazanç kaygısıyla programlarından ödün veremezler ve vermemeliler. Böyle sanat kurumları yaşamlarını sürdürmek için devlet desteğine gereksinim duyarlar. Sanat kurumları yaptıkları ciro ile değerleri belirlenen fabrikalar değildir. Bu kurumların değeri toplum bilincine yaptıkları katkılarla ölçülür ve bu katkı kuşakları içeren zaman aralıklarında kendini gösterir.

Bu gün sanat kurumlarının sa
ğladığı olanaklardan yararlanmış olan birçok sanatçımız dünya sanat platformlarında adlarından övgüyle söz ettiriyorlar. Sanat adına yapılmış olan harcamanın her kuruşu bize başarı ve onur olarak dönüyor. Ülke sınırları dışında içinde olduğundan daha fazla tanınan, saygı gören sanatçılarımız var. Onlar “Türk” adını diplomasinin bile giremediği yerlere taşıyorlar. Eğer sanat kurumları ve devlet desteği olmasaydı bu yıldızların çoğu daha keşfedilemeden sönecekti. Bu konudaki harcamaları yalnızca bugüne değil yarınlara yapılan bir yatırım olarak düşünmek gerekir. Gelecek kuşaklara özgür ve evrensel niteliklere sahip bir sanat anlayışı ve bu anlayışa uygun sanat kurumları bırakmakla yükümlüyüz. Var olanı eksiltmek değil daha ileri götürmek yalnızca devletin değil toplumun her bireyinin görevi. Çağdaş uygarlık adına Cumhuriyetin miraslarına sahip çıkmamız lazım. Bazı konular vardır ki, üzerinde tartışma bile söz konusu olamaz, o konularda hiçbir nedenle geri adım atılamaz. İşte çağdaş sanat ve sanat kurumları bu şekilde düşünülmeli. Çünkü toplumların ve onları temsil eden yönetimlerin sanata bakış açıları sanat kurumlarına olan bakış açılarından ayrı düşünülemez. Dar bir açıdan bakarak eksik sanat politikasıyla hareket eden bir devlet rotasını zayıf temeller üzerine kurmuş olur.


iletisim@nilgunserimoglu.com.tr

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019