Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1730




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 41 müzisyen gazete okuyor
 
 
Aylin Ünal
 
 
Yayımlanan Sayı : 1353

Vladislav Delay’in İstanbul perileri... - 04.01.2012





Avrupa’nın en çok ilham aldığı müzisyenler arasında yer alan Finli müzisyen Vladislav Delay İstanbul’daydı. Etkilendiği kaynaklar arasında İstanbul’un da yer aldığını söyleyen ve Luomo, Sistol, Ulusitalo ve Conoco isimleri altında farklı müzikal çalışmaları ile de bilinen sanatçının asıl adı Sasu Ripatti. Kendisi, Kuzey Avrupa’nın genç, yetenekli ve en çok ilham veren müzisyenlerinden biri. Ripatti nam-ı diğer, Vladislav Delay, Borusan Müzik Evi’nde gösterdiği performansta Aki Karusmaki’nin ‘I Hired A Contract Killer’ isimli filmine canlı bir alternatif müzik çalışması yaptı. Filmin seslerini tamamen kısıp, filme kendi müziğini giydirmek yerine, filmde zaten var olan seslerle uyum içindeki yorumuyla esere eşlik etti. Doğaçlama olarak gerçekleşen performansta sanatçı, filmin ortam seslerini ve konuşma seslerini alıp, onları farklı biçimlere sokarak, kendi müziği içinde harmanladı ve dinleyicilere sundu. Sonuç, açılıştan kapanış jeneriğine kadar an be an, buram buram Vladislay Delay kokan tamamen özgün bir çalışma olarak dinleyicilerin karşısına çıktı.

Müzisyen, çevresinde olup bitenlerle çok ilgili ve ilhamını besleyen ba
şlıca kaynak, hayatın ta kendisi. Eğer müzisyen olmasaymış, siyaset bilimci olmak istermiş. Aslında illa da uzmanlık alanına ya da mesleğe gerek yok, müzik ile insan arasındaki bağlantıyı  anlatmak için. Çok daha basit ve genel geçer olan başka bir şey daha var: Yemek yapmak! Müzik yapmayı yemek pişirmeye benzeten Delay ile İstanbul’a geldiğinin ertesi günü, performansına birkaç saat kala kulisinde söyleşi yaptık.

»Vladislav Delay için müzik, kendisini anlatmanın en öncelikli yolu. Bu yüzden denemelere açık olmak önem ta
şıyor. Kişi nasıl kendi yolculuğu içinde, farklı yerlere varabiliyorsa, müziğinin de ona eşlik etmesine izin verebilmeli. Bunun için tek bir türün içine saplanıp kalmamak önem taşıyor diyebilir miyiz?

Müzi
ğimin elektronik müzik olarak adlandırılmasını çok da sevmiyorum aslında.  Türlerin çok büyük hayranı değilim. Açık olmaya çalışıyorum. İlhamın gelmesini ve sonradan da istediğim yöne doğru bu ilhamı yönlendirebilmek istiyorum.  Benim için farklı şeyler denemek, hep aynı yerde çalışmaktan çok daha önemli. Belki fazla bencilce ama ne yapmak istediğimi biliyorum, hissediyorum ve sadece onu yapıyorum. Başka insanların ne düşüneceği ya da şöhret sahibi olmak, beni pek de ilgilendirmiyor.

»Peki ya do
ğup büyüdüğünüz yere ilişkin kökler... Kendinizi Kuzey Avrupalı bir müzisyen olarak tanımlar mısınız?
Bu soruyla çok sık kar
şılaşıyorum. Yaşadığım yer Finlandiya. Hayatımın büyük bölümünü de burada geçiriyorum. Ancak ben yaşadığım yerin, müziğim üzerinde çok da büyük bir etkisi olduğunu düşünmüyorum. Eğer herhangi bir başka yerde de yaşıyor olsaydım, yapacağım müzik, şu ankinden farklı olmazdı. Müziğimin Avrupa müziği olduğunu düşünmüyorum. Bu, Vladislay Delay müziği. Bence ilhamımın Finalndiya’dan daha çok, örneğin çağdaş İstanbul’dan geliyor.

»Seyahatlerinizden çokça etkilendi
ğinizi söylüyorsunuz. Bu yolculuklar sizi nasıl etkiliyor?
Annemin i
şi nedeniyle çok küçük yaşlarımdan itibaren seyahat etmeye başladım. Müzikal anlamdan çok bu geziler benim kişisel hayatımda değişimlere yol açtı. Çok erken zamanlarımda yaptığım Jamaika gezisi, beni epey heyecanlandırmıştı. Bambaşka hayatlarla karşılaşmama neden olmuştu. Faklı insanlarla tanışmak, bambaşka pencerelerin önümde açılmasını sağlıyor.

 »
İstanbul’a beşinci gelişiniz. Kentle ilgili neler düşünüyorsunuz?
Gerçekten de çok fazla de
ğişen bir şehir. Her ne kadar değişen dinamiklerin paralelinde kapitalizmin varlığı şiddetli olarak hissediliyor olsa da, İstanbul’a ilişkin çok iyi duygular içindeyim. Güçlü bir şehir olduğunu düşünüyorum. Hareket hızı Avrupa’dan çok daha fazla yüksek. Bu, etkileyici bir şey.

 »Kimi zamanlar deli bir hal alabiliyor…
Eminim. Zaten delilik hayatın en güzel yanı..

»Henüz yeni bir albümle dinleyiciyle bulu
şan Vladislav Delay Quatet isimli çalışmanız var. Bu çalışma ile Caz’a olan bağlılığınızın izlerini sürebilir miyiz?
Quartet’teki müzisyenlerin hepsi, caz müzisyenleri. Caz enstrümanları çalınıyor. Ama ondan farklı bir
şey. Ötesinde bir yerde konumlanıyor aslında. Ben Caz’a artık inanmıyorum. Köklerim hâlâ orada ama varmak istediğim yer orası değil şu an. Doğaçlama müzik yapmayı, başka insanlarla birlikte çalışmayı seviyorum, temelde beni Caz’a bağlayan da bu zaten.

»Son olarak, kahramanınız kim diye sorsam?
Miles Davis. Ki
şi olarak kendisini çok da sevmem aslında. Fazlasıyla bencil bir insandı. Ama ne isterse onu yapıyordu. Ünlü olması bile umurunda değildi. Bob Dylan ve Frank Zappa da aynı şekilde. Bu insanlar çok güçlü kimselerdi. Onların kişisel geçmişlerine de saygı duyuyorum çünkü sadece ne yapmak istiyorlarsa onu yaptılar. 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019