Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1737




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 33 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1360

Müzik Gazetesi çıkarmak üzerine... - 13.01.2012





1834 yılında Robert Schumann tarafından çıkartılan müzik üzerine gazeteden bir görüntü. Robert Schumann gazeteye 10 yıl boyunca önderlik ederek, editörlüğünü yapmış ve müzik üzerine yayınlar yayınlamıştı.

Robert Schumann, benim 20 yıldan bu yana Mavi Nota'da yaptı
ğımın bir benzerini gazete çıkartarak yapmış bir dehadır. Neue Zeitschrift für Musik diye bir gazetenin varlığından haberdar olduğum gün "neden böyle bir gazetemiz yok" diye kendikme sorular sorarak çok düşünmüşümdür.

Gazetelerimizin popülarite ve magazinsel boyutlarına olan ilgi, alaka bu dü
şüncelerimi ütopik kılıyor. Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki; insanların gazete alma amacında saçmalıklar var. Mesela sadece bulmaca eki için alınan, ganyan-iddaa eki veren spor gazeteleri, halkın eğitim seviyesindeki geriliğin göstergesi olarak cinsellik içerek sayfalarla dolu yüksek reytingli gazeteler var. Hal böyleyken kalkıp kime hitaben bu gazeteyi çıkartmak için girişimde bulunabiliriz? Bazen sırf bu ülkedeki insanların kendilerini geliştirmekten ürkmesi, hızlı yoldan para kazanmak uğruna git gide kapitalistlerin tuzağına düşmesi beni bu topraklardan soğutuyor. Hayatımın geri kalan kısmını yaşamak için Trabzon'dan bir yerlere gitmeyi düşünürken, sınırlar ötesine, İrlanda'ya gitme isteğim artıyor.

Brahms tüm
şöhretini Schumann'ın gazete yazdığı yazıya borçlu desek yanlış olmaz. Mavi Nota'da yazmaya başladığım süreç içinde geçen 20 yıldan bu yana belki binlerce öneride bulunmuşumdur.

Ve tabii ki Mavi Nota gibi gazeteler sadece konser haberleri, konser ele
ştirileri paylaşmamalı. Müzik üzerine farklı düşünceleri de öne sürmeli, bunu okuyucularıyla paylaşmalı. Fazıl Say'ın Kültür Bakanlığına eleştirileri üzerine düşüncelerini beyan eden kaç tane müzik yazarı var? Dikkat edin. Fazıl Say'ın yorumlarından bahsetmiyorum. Genel olarak müzik eleştirisi üzerine yazılardan bahsediyorum. 

Müzik yazarları, olumlu ve olumsuz ele
ştirilerimizin odağını doğru belirlemezsek dünya üzerinde serdar ortaç ve sinan akçıl (küçük harfle yazdım dikkat ederseniz) gibi gazeteleri süsleyen "müthiş besteci", "beste makinesi" gibi absürd ve gereksiz bir çok isimlerin saçma sapan şeylerine (beste değil 'şey') maruz kalmaya devam edeceğiz. İlk serdar ortaç hayranından "Ne yani, gıy gıy klasik müzik mi dinleyelim?" gibi bir eleştiri bekliyorum.

Yazıda, hedef bir müzik tarzı yok.
İnsanlar gerçek müziği dinlemeli. Gerçekten iyi niyetle müzik yapmaya çalılan insanlara destek olmalı. İnsanların müziği blok flütle Süper Baba çalmanın ötesinde göremeyen daha doğrusu daha ötesini insanlara bunu göstermeyen Müzik Öğretmenlerinden utanmalı. Müzik Öğretmenlerimiz müfredat böyle diyecektir. Müfredat nedir? Müziğe yeteneği olan bir öğrenciye Paganini dinletmemek, caz müzik nedir diye anlatmamak, enstrümanlar hakkında bilgi vermemek, müzik kültürü üzerine iki kelam etmemek midir? Müfredat bizlere sadece notaları göster dediği için yeteneği olan nice öğrencilere bu haksızlığın yapılmasına kimsenin hakkı yok. Sen öğretmen isen, öğreten yüce bir varlık isen müfredatı çiğner, ideolojilerinle birilerinin senden bir parçada olsa ilham almasını sağlarsın.

Yine e
ğitim sistemindeki saçmalığa değinmek istiyorum. Hermann Hesse'nin Gertrud kitabındaki Kuhn karakteri de bir müzisyen. Kuhn gençliğinde tutkulu olduğu kızın uğruna karlarla kaplı bir yokuştan kayarken ayağını ebediyen sakatlayan bir müzisyen. Kitapta sık sık akademik eğitimin kendini nasıl bunalttığını, öğretmenlerinin egolarının iğrençliğini, müzikten soğuttuğunu anlatır. Müzisyen egosu iyidir; ama bir yere kadar. Bir kaç yıl önce, belki de hala Taksim'de, Kadıköy'de bir sürü gitarla gezen genç insan görebilirsiniz. Bazı saçma Müzisyen egosuna sahip insanlar "ayy gitar çalmakta ayağa düştü" gibi kötü düşüncelere sahip olabilir. Müzisyenlik enstrüman çalmak kadar mükemmel bir mentaliteye sahip olmaktır. Mentalitesi zayıf bir insanın saniyede bastığı bin nota değersiz ve anlamsızdır. İşte sırf bu yüzden mental eksikliği olan, ego sahibi akademisyenler ve aksi inkar edilmeyen torpil ile konservatuarlara öğrenci alan kurullar sadece iyi birer enstrümanist yetiştiriyorlar. Akademik eğitim alarak müzik hayatında bir yere gelen müzisyenlerin, alaylı diye tabir ettiğimiz kendi kendinin öğretmeni olan insanlara karşı sergilediği sert tutumda bu mental eksikliğin göstergesidir. 

Uzun süredir üzerinde dü
şündüğüm Müzikal Irkçılık üzerine de kısaca değinmek istiyorum, Batı Müziği, Türk-Halk Müziği, Hint-Müziği gibi tanımların sadece o müziğin temasını ifade etmesiyle alakalıdır. Bunu kalkıp milliyetçilik ile bağdaştırmak yersizdir. Bizim ülkemizin taşralarında, belediyelerin açtığı kurslarda çocuklara sadece Türk-Halk müziği öğreten diktatör eğitmenlere anlam vermek güç. Türk-Halk Müziğini ve bağlamayı kötülemiyorum. Müziğin kendisinin ayrıştırılmasına karşı çıkıyorum. Bu konu üzerinden ilerleyen günlerde daha detaylı bir şeyler yazacağım. 

Konumuza dönersek Robert Schumann'ın yaptı
ğı gibi bir gazete çıkartabilmek için; önce halkın kültür seviyesinde iyileştirmelerin yapılması gerekiyor. Bu iyileştirmelerin ardından belki bir gün bizimde çok sayıda müzikal gazetemiz olur. Belki o zaman gerçekten müzik nedir anlayabiliriz ya da eleştiriler ışığında anlatabiliriz.

Pazartesi günün görü
şene değin esen kalın sevgili dostlar.


Müfit Semih Baylan
Editör
  

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019