Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 51 müzisyen gazete okuyor
 
 
Adnan Tönel
 
 
Yayımlanan Sayı : 1360

Cem Karaca’nın ses kaseti - 13.01.2012





 “Bu koltukta bir şey var, oturur oturmaz böyle bir mutasyona uğradım birden bire, ses tonum değişti. Ama genelde öyle değilim. Sorulara göre değişiyorum. Eğer bana çok politik sorular sorarsanız, politik cevaplar vermek için politik ses tonumu kullanırım.

Yolun ba
şında bol ‘cekli, caklı’ cümlelerle yola bismillah demek, sonra onların hepsini unutup ‘geçmiş geçmiştir’ deyip yepyeni bir rotaya girip vaatleri yenine getirmemek. Ama biz böyle olmamak amacındayız zira politikanın bir ikbal değil, hizmet müessesesi olduğuna inanan bir kuşağın temsilcileri olarak ve de rock müziğin faziletine inanan kişiler olarak çok Rock’n Roll bir politika yürüteceğiz. Rock’n Roll bilindiği gibi sallan yuvarlan demektir ve sanırım ki esasında bugüne kadar kimse bunu söylemeye cesaret edememiştir ama son yarım yüzyıldır Türkiye zaten bu politika ile yürütülmektedir. Dolayısıyla biz de sağlam bir sallan yuvarlanıcılar olarak sallayıp, yuvarlayacağız.
 
Eskiden devr-i Osmanlı’da yedi kandilli selam verilirmi
ş, yedi kere el döndürülerek etekten yukarıya. Şimdi sadece popo istikametinden minimum 45 derece eğilerek iki elle birden sarılıp bir büyüğün elini öpmek gelenek ve göreneklerimizin kaçınılmaz bir parçası olarak sürmekte. Bu açıyı fazlalaştırırsanız o kadar saygı, sevgi ve bağlılığınız meydana çıkar. Tabii insanın devletinin büyüklerine de saygılı, sevgili ve bağımlı olmasında da bir mahsur yoktur herhalde değil mi.

Mesela Bill Clinton kaç yıl saksafon çaldı ama kimse farkında olmadı. Ama Clinton ne zaman ba
şkan oldu o zaman herkes ‘bu adam saksafon da çalıyormuş’ dedi. Şimdi dolayısıyla takdir buyurursunuz ki Türkiye Cumhuriyeti gibi son derece saygın, engin bir kültürel coğrafya üzerinde söz hakkı olabilecek bir ülkenin Başbakanı olarak kendimle eş değer insanlarla müzik yapabilirim. Yoksa aksi halde devletin irtibatı zedelenir.

şe başındaki mahalle kahvesine gideceğim ve özellikle emekliler arasından dört tane Dışişleri Bakanı, üç tane İçişleri, beş tane Maliye Bakanı gibi bu konularda uzman kişiler var. Her mahalle kahvesinde o kadar etkin ve yetkin dışişleri yetkisine sahip insanlar vardır ki işte onların engin düşüncelerinden yararlanmak gerekir.

Bu koltu
ğa oturdum madem, mal varlığımı açıklayayım önce, 1978 yılında Türkiye’den ayrılmadan evvel çıkarttığım son albümüm ‘Safinaz’. Annemden kalmış olan iki adet kat, eşimin üstüne kayıtlı bir adet Citroen araba, iki adet hasır, bir adet tavşan tüyü ve devetüyünden şapka, deriden bir ayakkabı. Devam edeyim mi efendim? Ve şarkı söyleyen bir adam.

Efendim
şahsi kanaatim odur ki, hani millet meclisinde yazıyor ya ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ diye ve bir de Lozan diye bir barış var. Bu iki kavram bence artık o kadar delinmiş ki araya giren bu gözlemcilerin bizi fazla gözlemelerinden. Gelsinler efendim memleketimizde gözleme yesinler, bazlama yesinler. Ama benim içişlerime de bu kadar burunlarını sokmaya hakkı yok, ‘insan hakları bilmem ne’ diyerek. Çünkü kendi memleketlerinde insan hakkı esasında İsmail Hakkı’dır yani. Böyle Alman hastanelerinde çok tanık olduk biz, insanlar elleri arkadan bağlıyken kendi kendilerini asmayı başarmışlardır. Esasında böyle şeylerin olduğu memleketlerdir oralarda yani. Demek istediğim şudur ki o gözlemcilerin zırt pıt gelip gitmesi, Lozan ruhu ve ‘Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesi bundan böyle makarna süzmeye yarayan bir süzgeç haline gelmiştir deline deline.”

(Kayıt tarihi 07 A
ğustos 1994)

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019