Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1707




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 11 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1361

"Erkek - Bayan yan yana oturtmuyoruz!" - 16.01.2012





Sevgili dostlar,

Biz hala Atatürk'ün müzik devrimine, onun ortaya çıkarıp ülkenin gelecekteki müzik yapısını kuracak olan  Adnan Saygun gibi büyük bestecilere yapılan saldırıları tartı
şaduralım, güzel ülkemin başka köşelerinde bakın neler yaşanıyor.

Bu ahval ve
şerait altında biz müzik devrimine yapılan saldırıları tartışaduralım hiç bir şeyi düzeltemeyiz diye düşünüyorum. Çünkü ülkenin sosyal yaşamında da cinsiyet ayrımcılığı almış başını gidiyor.

Bu ortamda müzik bozulmasında ne etsin, lütfen söyleyin bana?

Buraya alaca
ğım ve sizlerle paylaşacağım konu Akşam Gazetesi yazarı Özlem çelik ile ilgili, ve bakın neler olmuş:

Ak
şam yazarının yolculuğu, Ankara AŞTİ'de tuhaf bir şekilde son buldu...

Ak
şam yazarı Özlem Çelik, kendisini ağlatan yolculuğu dünkü  şesinde okurlarıyla paylaştı..

Mizah dergisi 'Bayan Yanı'nın neden çıktı
ğını artık daha iyi anlıyorum...

8 Ocak 2012 tarihinde, saat 17.00'de
İstanbul-Ankara seferini yapan bir otobüse bindim. 18 numaralı koltuktaki yolculuğum Ankara AŞTİ'de, tuhaf bir şekilde son buldu.

Yanımdaki kadın yolcu indi. Ben, bir sonraki durak olan Sö
ğütözü'nde ineceğim için yerimden kalkmadım. Ankara'dan Mersin'e devam edecek olan otobüs, yeni yolcularını almaya başlayınca elinde benimkiyle aynı koltuk numarası olan bir delikanlı geldi yanıma. 'Az sonra ineceğim. Siz cam kenarına geçin, ben de eşyamı toplayayım' diyerek kendisine yol verdim. Geçti, oturdu.

O sırada genç muavinin bize dik dik baktı
ğını gördüm. Koşar adımlarla yanımıza geldi. Bana, en ön sıranın boş olduğunu söyledi. 'Birazdan ineceğim, gerek yok' dedim. Gazetelerim, kitaplarım, bilgisayarım, telefonum, çantam... Daracık alanda eşyamı toplamaya çalışıyordum.

İkna olmayan muavin bu sefer yanımdaki delikanlıya döndü, 'Sen öne geç!' dedi. Kendisinden üç beş yaş büyük muavinin sözlerini emir telakki eden delikanlı ayağa fırladı. 'Lütfen kalkmayın. Burada oturmanızın benim için bir mahsuru yok. Sizin için de sorun değilse... Kucağımda bu kadar eşyayla kalkmam zor olacak...' dedim. Genç çocuk tekrar yerine oturdu.

Muavin hala tepemizde dikiliyordu.

'Erkek-bayan yan yana oturtmuyoruz! Ya biriniz ya di
ğeriniz öne geçecek!' deyince tepemin tası attı!

'Ne demek oturtmuyoruz?'

'Yasak! Erkek-bayan yan yana oturamazsınız!'

'Öncelikle erkek-bayan de
ğil, erkek-kadın demen gerekiyor. Bayan bir hitap şeklidir, cinsiyet değil. İkinci olarak benim nereye oturacağıma ben karar veririm. Kalkmıyorum!'

'
Şirketin kuralı böyle! Yasak! Oturamazsınız!'

Bu buyurgan ses tonunu ve ikna edicilikten uzak, insanlıktan nasibini almamı
ş cümleyi duyunca ayağa fırladım...

'Sen kim oluyorsun da benim namusumu korumaya çalı
şıyorsun? Bu gencecik çocuğa da bana da hakaret edecek cesareti nereden buluyorsun! Biz yan yana 5 dakika seyahat etmekten rahatsız olmuyoruz ama sen bizim yan yana oturmamızdan rahatsız mı oluyorsun? Bu nasıl bir sapıklık yaaa!'

Muavinin yüzündeki ifadeyi görünce güleyim mi a
ğlayayım mı şaşırdım. Ağzı bir karış açıktı. Matematiği 10'a kadar saymakla sınırlı olan birine üç bilinmeyenli denklem sormuştum sanki! Neye karşı çıktığımı anlamaya çalışırken bir yandan da 'erkekliği' elden bırakmıyor, takılmış plak gibi 'oturamazsınız' demeye devam ediyordu.

Herkes yerinden kalkıp bize bakıyor ama kimsenin gıkı çıkmıyordu. Yarı ya
şımdaki bir muavinin bana ahlak dersi vermesi, benim neredeyse çocuğum olacak yaştaki delikanlıyı sapıklıkla itham etmesi kimseyi rahatsız etmişe benzemiyordu.

O manzara kar
şısında iyice canım yanmışken arkamdaki ses ipleri hepten kopardı... 'Hanımefendi, neye karşı çıktığınızı anlamadım. Sizi düşünüyorlar? Niye geçmiyorsunuz öne?'

Yanında annesiyle yolculuk eden orta ya
şlı bir adamın benim tavrımı sorgulayan sözleri cinleri tepeme çıkardı.

'Size sapık muamelesi yapılıyor. Bana ise korunmaya muhtaç aciz mahluk... Ve bundan niye rahatsızlık duydu
ğumu anlamıyorsunuz, öyle mi? Yazıklar olsun! Bana bakınca insan değil bir kadın gördüğünüz için kızıyorum! Bunları içselleştirdiğiniz için kadınlar tecavüze uğruyor, dayak yiyor anlamıyor musunuz? Uçakta kadınlarla yan yana seyahat ederken namuslu, otobüste namussuz mu oluyorsunuz? Siz sapık olmayı kabul edin ama ben bu muameleyi kabul edemem!'

Homurdanmalar duyuyordum... Yanındaki delikanlıyla 5 dakika seyahat etmek için çırpınan orta ya
şlı kadın muamelesi görmeme ramak kalmıştı çünkü kimse ne dediğimi anlamıyordu. 'İndirin beni' diye bağırdım... Kapılar açıldı. Otobüsten kendimi dışarı attım ve eşimi aradım. Ağlıyordum...

'Bu firmaya ayrımcılıktan dava açaca
ğım... İnsan olmak, insan muamelesi görmek bu ülkede neden bu kadar zor?

Evet, olay böyle cereyan etmi
ş.

Şimdi bırakın müziği falan, göbeğini kaşıyan adama Fazıl Say'ın söylediklerini düşünün ve bu yazının tamamı ile özellikle son cümle üzerine kafanızı biraz yorun sevgili dostlar.

Çar
şamba günü görüşene değin esen kalın


Müfit Semih Baylan
Editör
 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018