Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1707




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 41 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1376

Elektrik kaçağıyla çalışan piyanist... Martha Argerich - 06.02.2012





Martha Argerich  ile ilgili bu yazıyı yazmak için anılarımı zorlamama, düşünmeye, araştırmaya, evdeki kayıtları yeniden dinlemeye beni iten şey, yani bu işin sorumlusu yurt dışında yaşayan değerli Ankaralı piyanistimiz Sayın Ufuk Dördüncü'dür. Eğer dün Feysbukta Martha Argerich'e ait o müthiş paylaşımı yapmasaydı bu yazıyı yazmak büyük ihtimalle aklıma gelmeyecekti.

Onun için bu yazımı kendilerine arma
ğan ediyorum!

Martha Argerich ...

Bir zamanlar kendisinin de birinci oldu
ğu Chopin Yarışması'nda jüri üyesiyken yarışmacılardan İvo Pogorelich'in elenmesi üzerine kalkıp jüriyi terk edip giderek bir sansasyona imza atmış eşsiz benzersiz sanatçıdır kendileri.

Yıllarca bir türlü ho
şlanamadığım piyanistler arasında saydım kendisini, sadece teknikten ibaret ve brutal olduğunu, her şeyi gereksiz hızlı çaldığını, müzikteki Yahudi lobisi nedeniyle bu kadar star haline getirildiğini düşündüm, fakat sanırım 2007 yılıydı, Viyana Konzerthaus'ta bir konserine gittim, o günden itibaren gittikçe daha çok sevmeye, daha çok hayran olmaya başladım. Sadece onda olan bir rahatlığı, sahnede karakter olarak mevcutluğu vardı bu kadının, dağınık ve mısır koçanı gibi saçlarla, çiçekli böcekli abuk eteklerle de sahneye çıksa (o sahnedeki haliyle eve temizliğe gelse gel bacım der alırsın içeri, o derece yadırgamazsın yani), her şeyi hızlı hızlı hatta biraz özensiz bile çalsa, hatta bazı çaldıklarını beğenmesem bile o kadar güzel bir karakter ve neyi nasıl çalarsa çalsın öyle bir dinletiyor ki kendisini hafife almak mümkün değil.

O konserin ardından kulise yanına gittim, yasak olmasına ra
ğmen fosur fosur sigarasını içmekte ve etrafındaki gençlere emirler yağdırmaktaydı, bir yandan da etrafını çevrelemiş insanların tebriklerini beş-altı farklı dilde kabul ediyor ve onlarla sohbet ediyordu. "wieviele sprachen können sie denn?" diye sordum, önce bir şöyle baktı (ruhumu okudu gibi hissettim o an), sonra dudaklarını büzüp mütevazi fakat cilveli şekilde "mmm nicht so viele..." dedi. benim duyduklarım arasında İspanyolca, Portekizce, Fransızca, Almanca ve İngilizce vardı ve buna "çok değil" diyordu.

Öyle bir ya
şanmışlık kuyusu ki bu kadın, biliyoruz her şeyi denemiş, her deliliği yapmış ve çıkmış elini kolunu sallaya sallaya sahneye, "hızlı da çalarım, çirkin de çalarım, dan diye yanlış akor da basarım, beğenen dinler, beğenmeyen dinlemez çok da umurumda" der gibi çalıyor ve çaldığı her şeyde muhakkak en iyi yorum kategorisinde oynuyor. Çaldığı şey hangi stilde olursa olsun teknik mükemmelliği apayrı bir konu. Hocalarından Friedrich Gulda'nın "ben hayatımda böyle teknik görmedim" dediğini biliyorum. Ayrıca ne kadarı abartı bilmiyorum fakat anlatılana göre Japonya'da fingerboard diye bir zımbırtı yapıyorlar parmakların hareket kabiliyetlerini falan ölçen, bir sürü piyaniste denetiyorlar, sonra Argerich'e denetiyorlar ve beklenen oluyor, bütün kriterlerde kimsenin ulaşamadığı derecede yüksek puanlara ulaşıyor. Yani özetle; kendisindeki teknik cidden dünyaca ünlü birçok piyanistte yok.

Kendisini bazen mükemmel tekni
ğine bırakmıyor değil. Bazı konserlerinde ve kayıtlarında cidden sadece hızlı fakat anlamsız ve keyifsiz çalıyor, ki bu da sanırım kendisi gibi emosyonellik üzerine kurulu karakter sahibi biri için normal. Örneğin Japonya'daki bir Çaykovski konçerto performansında sadece hızlı çalıp bitirmek isteyen bir piyanist görüyorum, başka bir konserdeki Chopin konçerto performansında inanılmaz hızlı fakat isteyerek, haz alarak ve karakterli çalan bir efsane var. Bazı konserlerini ise yalnızca canı çalmak istemediği için "hastayım" diyerek iptal ediyormuş kendisi, ki bir tanesinde Viyana'da bir arkadaşım elinde biletle kalakalmış.

Ya
şayan bir efsane olduğu su götürmez. Bana kalsa tarihteki en büyük dört-beş piyanist arasında bile sayarım. O Rachmaninof 3 kaydı tek başına yeter, onun yanında inanılmaz iyi müzik ve stil bilgisi sayesinde bir re minör Mozart konçertonun bile şahsi beğenime göre en iyi kaydı da var, Mischa Maisky ile Musikverein'da verdikleri konserde bis olarak çaldıkları Chopin viyolonsel piyano sonatı'nın ikinci bölümünü hayatım boyunca unutamayacağım şekilde dinlemiş olmam da var. O konser öncesi de soğukta tek başına Musikverein'ın önünde sigara içerken görülmüştür kendisi.

Şimdilerde Brüksel'de bir grup genç müzisyenle beraber bir evde yaşıyor, sabahlara kadar şaraplar içiliyor, piyano çalınıyor. Yaşına rağmen halen inanılmaz bir çekiciliğe ve dişiliğe sahip bu kadın kadar yaşamak, hakikaten yaşamak ama, bu kadar her istediğini yapmış olmak, ayrıca da bu kadar büyük ve benzersiz bir müzisyen olmak herkese nasip olmuyor tabi. Bir kadının erkeğin yapamayacağı ne kadar fazla şey yapabileceğinin ve o yaptığı şeylerin ne kadar karakterli ve benzersiz olabileceğinin Jacqueline Du Pre ile birlikte canlı kanıtı Martha Argerich.

En son  oda müzi
ğine verdi kendini, pek solo konser vermiyor ama yine de çok çok uzun yaşasın, çok uzun yıllar daha çalsın, yaşlanana kadar "yeter be kadın" diye diye dinleyelim kendisini.

Çar
şamba günü görüşene değin esen kalın sevgili dostlar.


Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018