Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 33 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nilgün Serimoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1388

Adanmış bir yaşam öyküsü, Cihat Aşkın ve C.A.K.A. - 22.02.2012





Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yapılan çalışmalar dünyaya örnek olmalı.

Sanat Ya
şamlara Sığmayan Bir Misyondur

Sizin sanat dünyasındaki kimli
ğiniz çok boyutlu. Bir yandan keman sanatçısı olarak tüm dünyada Türk adını onurlandırırken, diğer bir yandan Türk Müziği’ni evrensel platforma taşıyorsunuz. Bir diğer kulvarda yetişmekte olan kuşaklara sanat disiplini aşılayıp size ulaşamayanlara siz ulaşıyor, gerçek yeteneklere parlama şansı veriyorsunuz. Özetle sanata, müziğe adanmış bir yaşamınız var. Azminiz ve sınırsız enerjinizle kısa zaman parçalarına düşsel amaçlar sığdırdınız.

- Ben bunları tek ba
şıma yapmadım. Ailemden başlayarak uygun ortamları buldum, en değerli yardımları aldım. İçinde yetiştiğim toplumun kültürel zenginliği yol gösterdi bana.

-Sizinle konu
şmak istediğimiz konuları tek bir söyleşiye sığdırma olanağı yok. Bugün özellikle CAKA projenizi konuşalım.

-CAKA “Cihat Aşkın ve Küçük Arkadaşları” olarak 2001 yılında kurduğum gönüllü çalışma esasına dayanan bir projedir. Benim küçük çocuklarla yaptığım bir arkadaşlık ama diğer yandan mesleki anlamda onlarla yaptığım bir alışveriş. Ben onlara keman çalmayı öğretiyorum onlar da bana keman çalmayı öğretiyorlar. Karşılıklı olarak bilgi paylaşıyor, beraber çalışıyoruz. Onlarla hem söyleşiler, hem dersler yapıyoruz. Bu benim için çok önemli çünkü ben çocuklarla beraber çaldığımda onlardan çokşey öğreniyorum.

-Yani ö
ğretirken öğrenmek oluyor bu.

-Evet, onlara nasıl yakla
şmam, içlerindeki yeteneği nasıl ortaya çıkarabileceğimi öğreniyorum. Topluma müzik eğitimi sunabilmek konusunda nasıl bir yol izlemem gerektiği şekilleniyor kafamda.

-Bireyden bütüne giden bir yol izliyorsunuz.

- Küçük Arkada
şlar felsefesi aslında birlikte çalışarak ortak bir iş yaratma esasına dayanıyor. Bireysel olarak kendilerini geliştirirken bir sistemin oluşmasına katkıda bulunuyorlar. O sistemin parçası olmak onları motive ederken sosyal açıdan da daha olumlu bir kişiliğe doğru yönlendiriyor. Onların içinden geldikleri ortamlarından, öz kaynaklarından kopmadan yeni bir şeyler öğrenmelerini hedefliyorum. Sağlam bir öze dayanan temelin üzerine dünya müziğini uygulamak daha kolay ve bilinçli oluyor. Yerel, ulusal ve evrensel felsefenin ortaya çıkardığı sonuç sıradanlık içermeyen, kişilikli, uluslar arası platformda dünya sanatçıları ile boy ölçüşebilecek sanatçılar yaratıyor. Çocuklar takım halinde düşünmeyi takım halinde davranmayı öğreniyorlar. Kendileri için, aileleri, yakın çevreleri ve ülkeleri için işbirliği yapmayı öğreniyorlar.

-Önceki e
ğitim uygulamalarından oldukça farklı galiba.

-Daha önceki zamanlarda bu konuda bana yanlış gelen şeyler yapıldı. Eğitimlere yanlış noktalardan başlandı.Örneğin yabancı dildeki şarkıların, müziklerin altına Türkçe sözler yazarak yabancı normlar öğretilmeye çalışıldı. Kendi müziğimizin, folklorumuzun zengin kaynakları çoğu kez yok sayıldı.

-Oysa bilinenden bilinmeyene, yakından uza
ğa doğru gitmek daha doğru olurdu sanırım.

-Evet, onları taklitçi olmalarıiçin değil, var olan bilgileri, yöntemleri özümseyerek geliştirmelerini, kendi tarzlarını, dolayısıyla Türk toplumunun tarzını oluşturmalarını istiyoruz.Şimdi baktığımızda bizim aslında batılı ülkelerden örnek almamızı gerektirecek hiçbir şey yok. Çünkü zamanında gerek köy enstitülerinde gerek halkevlerinde bu tür çalışmaların temelleri atılmış. 1920'lerden 1930'lardan kalma fotoğraflarda keman, mandolin, piyano; flüt çalanlar, orkestralar, korolar var. Çok önemli çalışmalar yapılmış zamanında. Köylerde, kentlerde kasabalarda müzik toplulukları kurarak o devrin özelliklerini yansıtan müzikleri icra etmiş ve sanatsal estetik bilincin gelişmesine yardım etmişler. Cumhuriyetimizin ilk yıllarında yapılan bu çalışmalar dünyaya örnek olmalı diye düşünüyorum. Şimdi de kendi zengin kültür mirasımızın değerlendirilmesine dönük çalışmalar yapmak körü körüne batıyı taklit etmekten daha iyi sonuç verir. Kendi değerlerimizi Evrensel ölçeklere uygulayarak daha iyi ilerleyebiliriz. Bir sanatçı kendi kişiliğini, özünü yitirmeden yeni şeyler öğrenmelidir.

- Bu e
ğitimlerden tam olarak ne bekliyorsunuz?

-Bu e
ğitimlere katılanların hepsinin virtüöz olması gerekmez. Üçer aylık kurlar halinde bu çalışmaları genel bir yüzeye yaydığımız takdirde yurtta çok kısa bir zamanda müziği daha iyi tanıyan, seven bir kesim yetişmiş olacak. Bu insanlar toplumda bir aşılama görevi yapacak. Müzik insan doğasındaki yapıcı rolünü daha iyi üstlenip, bireyden başlayarak toplumun daha iyi bir zihinsel düzey yakalanmasına yardım edecek. Müzikle, sanatla, çok seslilikle tanışan insan hangi meslekte olursa olsun daha çok boyutlu düşünebilmeyi öğrenir.

-Birlikte çalı
şacağınız kimseleri nasıl seçiyorsunuz?

-Benim yaptı
ğım şey küçük merkezlere giderek buradaki öğrenciler ve öğretmenleri bulmak ve onları koordine etmek. Her gittiğim şehir de küçük Masterclass çalışmaları, atölye çalışmaları yapıyorum. Ulusal bazda senede iki defa yaz okulu ve kış okulu yapıyorum. Bursa kış okulumuz 29 Ocak- 06 Şubat tarihleri arasında Bursa Uludağ Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nda yapılacak. Orada dört tane keman hocamız var. Devlet Sanatçımız Suna Kan da bize katılıyor. Değerli sanatçı bu sene çocuklarla söyleşiler ve dersler yapacak. Kardeşim, meslektaşım Hakan Şensoy ve Bursa CAKA’ nın kurucusu keman sanatçısı Mesut Çaşka da bizimle beraber. Bizler yerel, ulusal ve uluslararası öğretmenler olarak çocuklarımızın hizmetinde olacağız bu eğitim döneminde.

-Bu ba
ğlamda başka projeleriniz de vardır sanırım.

-Belirlenmi
ş bir diğer proje Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuarı’nın girişimleri ile gerçekleşecek olan bir yaz okulu.

-Yurtdı
şında gerçekleşecek olan projeler var mı?

-Eğitim projelerimizin devamı niteliğinde Ulusal anlamda gala konserleri verirken, bunu yurtdışında da devam ettirmek asıl amacımız. Uluslar arası anlamda çocuklarımız değişik yerlere gidiyorlar ve başarılı oluyorlar. İtalya’da bir masterclass’a gittik ve çok başarılı oldular. Türkiye’nin adı bir kez daha övgüyle anıldı. Yakın zamanda ben bu çalışmaları yurtdışında da yapmak fırsatı buldum. Hırvatistan Dubrovnik’te bir kış okulundan davet aldım. Bosnalı bir sanatçı DoktorŞabanagiç’le beraber keman hocası olarak yer aldım bu projede. keman dışında piyano, flüt ve viyolensel dalında eğitimcilerin yer aldığı bu kış okulu çerçevesinde bir haftalık bir çalışma sürdürdük. Balkan ülkelerinden ve Türkiye’den gelen genç öğrencilerle çalışmalar yaptık.

-CAKA için finans sorununu nasıl çözüyorsunuz? Sponsorlarınız var mı?

-CAKA özveriye dayanan bir e
ğitim programıdır. Ticari bir kuruluş değildir, vakıf değildir. Para işleri ile hiç uğraşmıyoruz, uğraşamıyoruz. Tamamen işin felsefesindeyiz. Benim amacım CAKA’nın bağımsız kalıp, kendi kendini döndürecek bir finans gücüne sahip olmasıdır. Katkıda bulunanların olayın amacını, ruhunu anlayarak, ticari amaç gütmeden yanımızda olmalarını istiyoruz.

-Bu ba
ğlamda destek görebiliyor musunuz?

-2004 yılında Kuzey Kıbrıs kökenli bir Türk Bankası bir senelik konser turnelerimizi finanse etti. Çağdaş Eğitim Vakfı keman alımı ve yol paraları konusunda yardımcı oldu. Değişik eğitim kurumları bizim programımızı gönüllü olarak uygulayarak bu konuda kendi hukuki finansal işleyişlerini sürdürüyorlar. Örneğin İstanbul Teknik Üniversitesi’ndeki sertifika kurslarında böyle bir çalışma var. Küçükçekmece Belediyesi çok güzel bir girişim yaparak çocukları bu eğitimden faydalandırıyor. Onun dışında Mersin’de bir kuruluş, Ankara’da Semra Fayez’in organize etmiş olduğu ve kendi özel dershanesinde gerçekleşen çalışmamız var. Siirt’te Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde Siirt Halk Merkezi’nde verilen resmi kurslar var. Ben bu girişimlere gönüllü olarak destek veriyorum. Her üç ayda bir giderek çalışmaları izliyorum Farklı enstrüman eğitimlerini de başlatarak eğitimin kapsamını genişletmeyi düşünüyoruz. Dileğim CAKA felsefesinin çok kısa zaman içerisinde tüm yurda ve diğer eğitim alanlarına yayılması, kabul görmesi.

iletisim@nilgunserimoglu.com.tr

 

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019