Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1730




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 38 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1401

İstiklal Marşı - 12.03.2012





Bugün İstiklal Marşı'nın kabulünün yıldönümü. Mehmet Akif Ersoy'un şair kimliğinin altına sığınan gerici tayfanın salya sümük coşacağı gün.

Oysa bugünlere durup duruken gelmedik sevgili dostlar. Her
şeyde olduğu gibi bunun da bir süreci var.

Özellikle 1980 ihtilalinden sonra hızlandı bu süreç.

Türk
İslam sentezi adıyla konuldu önümüze.

Şirinler ile büyümüş, okuma kitaplarında ve masallarda sevgi, şefkat, mutlu sonlar görmüş 1980'ler kuşağı çocuklar için korkunç deneyim, travmadır yaşadıkları çocukluk yılları.

Pelu
ş yaratıklarla, Susam Sokağı'yla geçirdikleri çocukluklarının üzerinden aniden ilkokul denen size zorla kötü kokan süt içirdikleri ve kalabalıkta kayboldukları ve bir örnek giydirildikleri bir yere gönderildiler..

Tüm bu kötü ya
şantıları pekiştiren ise çatık kaşlı hilaller, şiddet ve celalli suratsız bayraklar, boğmak için kovalayan tek dişi kalmış uluyan canavarlar, dökülen kanlar, vurulan zincirler, kükreyen seller, topraktan fışkıran şehit kanları, yerden fışkıran naaşlar, cesetler, cerihamdan boşanan yaşlar.. vs, vs...

Korku filmi gibi bir
şeydir bu bir çocuk için

İstiklal yerine hürriyet, çocuk şarkıları yerine marş öğretilen bir eğitim sistemiyle büyümüş 1980'ler çocuklarından çok şey beklenmemeli...

Ne de olsa devrim tarihi de
ğil inkılap tarihi öğretildi bu çocuklara.

Ve medeniyet uluyan tek di
şi kalmış, bu çocukları boğacak olan bir canavardı...

Ve çatık ka
şlı diye tanıtıldı aşkla sevebilecekleri bayrak...

Ezanlar mezanlar...

İstiklalin hürriyet olduğunu hürriyetin ne olduğunu sözlüklerden öğrenmeye çalıştı bu çocuklar.

Özgürlük mü?

Onu aramadılar bile sözlüklerden.

Atam izindeyizi de tatil dönü
şleri astıklarından okul bahçesine tatil dönüşünün izin almak için Ata'ya (o da çatık kaşlıydı ya nazlı hilal gibi) haber verilişi sandılar.

Mezarlarının üstüne, mabedin gö
ğsüne değecek eller, yerden fışkıran naaşlar falan derken...

Hürriyet oldu gazete..

İstiklal Marşı mı?  Herkesin ağzını oynattığı müzikal açıdan öğretmenlerin bile detone olduğu, Atatürk'ten tiksindirtme politikalarının en başarılı uygulama alanı olan sabah soğuğunda bayrak törenlerinin simgesiydi.

İstiklal Marşı ha...

Küçük bir çocu
ğa sorun tek dişi kalmış canavar olan medeniyeti, yerden ceset ve kanların fışkırdığı istiklali anlatsın size..

Hürriyeti, istiklali de
ğil özgürlüğü sorun sonra...

İnleyen ezanlarla, secde eden mezar taşlarıyla alakasını kurabilecek misiniz özgürlüğün?

İşte bu nedenle İstiklal Marşı'nın kabulü törenlerinde, özgürlüğü anlatmalıyız genç kuşaklara, onu değerini, nasıl kazanılacağın, kazandıktan sonra nasıl elde tutulacağını, değerini ve onsuz hiç bir şeyin olamayacağını anlatmalıyız genç kuşaklara.

Ekrem Zeki Üngör'ü de unutmamalıyız.

İstiklal Marşı'nın bestecisini.

Dönemin çok önemli bir müzik adamı  olu
şunu, bir virtüöz olduğunu, hatırlamayız, es geçmemeliyiz.

Çar
şamba günü görüşene değin esen kalın sevgili dostlar.


Müfit Semih Baylan
Editör


  

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019