Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1707




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 17 müzisyen gazete okuyor
 
 
Derya Bengi
 
 
Yayımlanan Sayı : 1416

Şırıl şırıl akan bir ırmak gibi - 02.04.2012





Mick Jagger, Beatles’a ‘dört başlı ejderha’ diyordu. Halbuki görünüşe bakılırsa George Harrison, ejderha şöyle dursun, adeta kuzu gibiydi. Sessiz, sakin, kendi halinde, mülayim bir tip. Vazifeşinas bir gitarist.

Çok geçmeden kilit karakter oldu
ğu anlaşıldı. Grubun akil adamı oydu. John Lennon ve Paul McCartney’nin çarpışan dehaları arasındaki sulh çubuğuydu. Bir rock yıldızı için fazla çalışkan, fazla disiplinliydi, ama yine de, her şeye rağmen ve her şeyden önce, o bir Beatle’dı: ‘Ben düzenli bir adamım. Karmaşadan hiç hoşlanmam. Plaklarımı plak dolabında tutarım. Çayı çay kavanozunda, marihuanayı da marihuana kutusunda.”

Martin Scorsese’nin ‘George Harrison: Fani Dünyaya Kar
şı’ (orijinal adıyla ‘Living in the Material World’) belgeselinde, Harrison’ın hayatına damga vuran ‘ne Beatles’la, ne Beatles’sız’ duygusu yoğun biçimde hissediliyor.

Dylan gerçe
ğine uyandırdı

Ki
şisel meraklarını çaktırmadan diğer üçüne aşılayıp durdu. Grubu Bob Dylan gerçeğiyle tanıştıran da, Hint felsefesine uyandıran da Harrison oldu. Sınıf bilinci ve ‘Imagine’ yolunda Lennon’ın ayakları dibine ilk taşları döşerken, kendini bambaşka âlemlere, içsel yolculuklara, meditasyona vurdu. Dünyayı çoktan yerinden oynatmış, bir eli yağda bir eli balda dört İngiliz delikanlısının, Harrison önderliğinde, eski bir İngiliz sömürgesine sömürgeci üniformasıyla değil, birer hayran, birer öğrenci edasıyla gitmesi kuşakları adına bir kültür devrimiydi.

Beatles repertuarına Hint esintili iki bestenin (‘Within You Without You’, ‘The Inner Light’) ardından pe
şpeşe üç hit (‘Here Comes The Sun’, ‘While My Guitar Gently Weeps’ ve Frank Sinatra’nın bile yorumladığı ‘Something’) armağan etse de, gölgede kalmaktan kurtulamadı. Cahil Sinatra ‘Something’ için ‘gelmiş geçmiş en güzel aşk şarkısı’ diyordu demesine ama, her seferinde adresi şaşırıp Lennon ve McCartney’e şükranlarını sunuyordu!

Yeni bir yuva arayı
şı

Harrison’ın ne kadar dolup ta
şğı, Beatles dağılır dağılmaz üç plaklık bir solo albüm çıkarmasından belliydi. Albümünün adı, bütün dünyayı –başta kendini– Beatles’sızlığa alıştırma egzersizi olarak da okunabilir. ‘All Things Must Pass’. Mealen: ‘Aldırma be kalender/ Bu da geçer/ Geçer ama birader/ Deler de geçer’.

Belgesel, Harrison’ın Beatles sonrası yeni bir yuva arayı
şının altını ısrarla çiziyor. Ravi Shankar’la derin muhabbetini, komedi çetesi Monty Python’la sinema serüvenini, dervişan bandosu Traveling Wilburys’i yoktan var etmesini hep bu gözle görüyor.

Filmde Harrison’lı hatıralarını bizle payla
şanların listesi kabarık: Terry Gilliam, Klaus Voormann, George Martin, Phil Spector, Yoko Ono, Jane Birkin, Tom Petty, Eric Clapton, yaşayan iki Beatle Paul McCartney ile Ringo Starr ve elbette hayatının iki kadını: İlk karısı (Clapton’ın Layla’sı) Pattie Boyd ve Scorsese’ye bütün sandıklarını, çekmecelerini açan ikinci karısı Olivia Harrison… Ortak payda şu: ‘George kadar mütevazı, George kadar nüktedan biri bir daha zor gelir’.

Bugüne kadar The Band’den Rolling Stones’a, delta blues tarihinden Bob Dylan’a müzi
ğin kahramanlarına cesaretle kamera tutan Martin Scorsese, Harrison filminden de yüzünün akıyla çıkıyor. Bitkilerin yavaş yavaş boy atmasına ve Formula 1 yarışlarının hızına aynı derecede tutkun, maddiyat ile maneviyat arasına sıkışş, çift kutuplu, çift kanatlı, öncü bir müzisyenin evrak-ı metrukesi.

Herkesin belgeseli kendine benzer. Ya da herkes kendi belgeseline. ‘George Harrison: Fani Dünyaya Kar
şı’, sakin, gürültüsüz, şırıl şırıl akan bir ırmak gibi 208 dakikanın sonuna vardığında, damakta buruk bir tat bırakıyor. Wish you were here, keşke burada olsaydın… George Harrison gırtlak kanserine yenileli 11, John Lennon vurulalı 32 yıl oldu. ‘Kalan sağlar bizimdir’ demekten başka çare var mı? İsterseniz, İngiliz televizyoncu Victor Lewis-Smith’in insanı sinir eden küstahça şakasındaki haklılık payını da aklımızın bir köşesinde tutalım: ‘Beatles üyeleri yanlış sırayla ölüyor!’

------

‘George Harrison: Fani Dünyaya Kar
şı’, İstanbul Film Festivali’nde 6 Nisan ve 15 Nisan’da City’s’de, 8 Nisan’da Atlas’ta, 21.30 seanslarında gösterilecek…

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2018