Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 34 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nilgün Serimoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1441

Tüm doktrinler ve dinler temelde sosyalisttir... - 09.05.2012





Sosyalizm sözcüğü politik çevreler, militan gruplar tarafından sahiplenilerek kullanıldığı için zamanla sözlük anlamını yitirmiş, belli bir kesimin sloganı haline gelmiştir. Artık o kesime karşı olanlarca bu kavram da karşı olunması gereken bir şeydir. Aynı yıllarca “komünist” sözcüğünün küfürle eş anlamlı kullanıldığı gibi... Oysa yoldan geçen birilerini durdurarak bu söylemleri açıklamalarını isteseniz çok az kişi size komik olmayan yanıtlar verebilir.

Bizim saf kalmı
ş köylerimizde hala “imece” denilen ve sosyalizmin çekirdeği olan bir yöntem uygulanır. Sosyalizm insanın doğasında, hatta daha ileri giderek doğanın doğasında vardır diyebiliriz. Bireysel yaşam aşamasını aşan her canlı örgütlü bir bütünün parçası olmaya yönlenir. Bunun temelinde bütüne hizmet etmek, karşılığında koruma ve güvenlik sağlamak vardır. İçgüdüsel olarak bireyi ve bütünü koruyan kurallar oluşur. Yoksa bir karınca kolonisi, ya da kutuplardaki bir penguen topluluğu yasak kitapları okuyup, militan gruplarca bu konuda eğitilmez. Yaşamı devam ettirme dürtüsü, bir araya gelip iş bölümü ve güç paylaşımı yapma şeklinde her düşünce basamağındaki canlıyı yönlendirir.

Sosyal toplulukların olu
şumu belirli kurallar, ortak amaçlar çerçevesinde iş birliği yapmak esasına dayanır. Bunun için genellikle bazı önderler çıkar ve odak noktası oluşturur. Bu odak başlangıçta saflık derecesi oldukça yüksektir. Kurallar gereksinimlerden doğar ve her parçayı kapsar. Bir önderin söylediklerinin kabul görebilmesi için bir işlerliğe sahip olması, diğerlerince onaylanması gerekir

Tüm dinler ba
şlangıçta katıksız bir şekilde sosyalisttir.

Sonra dinler gelir… Canlılar yalnızca beden de
ğillerdir, soyut hedeflere de gereksinim duyarlar. Somut olarak var olanın ötesinde bir denetleyici güç hem birlikte disipline olmak hem umut demektir. Dinlerin yapısı ne olursa olsun çıkış nedenleri hem birliği, hem bireyi birlikte yapılandırmaktır. Tüm dinler başlangıçta katıksız bir şekilde sosyalisttir. “Komşun açken sen tok olmayacaksın- İki gömleğin varsa diğerini paylaşacaksın-Hak yemeyeceksin-Küçüklerini koruyacak, büyüklerini sayacaksın- Çalmayacak ve öldürmeyeceksin” der. Bunun karşılığında onaylanmayı ve düş gücünü zorlayan soyut ödülleri sunar.

Sonra ne olur? Doktrinler ve dinler bir süre sonra (genellikle ku
şak atladıkça) ortaya çıkış nedenleri unutulur, bir takım klişeler oluşur. Bu klişeler tabu haline geldikleri için sorgulanıp, gerekli zaman, zemin uyarlamaları, güncel yorumları yapılamadığından zaman içerisinde anlamlarını yitirirler. Anlamlarını yitirmekle kalmaz bazı çıkar gruplarınca deforme edilerek çıkış amaçlarının tersine çalışmaya başlarlar. Bütünü koruması gereken kurallar esnetildikçe çoğunluğu korumak yerine kitleleri güç odaklarının elinde köleleştirir, sorgulama hakkını elinden alır.

Bir toplulukta daha üst katlara tırmanmayı amaçlayan güç uzantıları o gücü zorunlu olarak tabandan alır. Tabanı gözetmeden yükselmeye çalı
şan bölüm bütünden hakkı olandan fazlasını çekerek güç dağılımındaki dengeyi bozar. Kısa zaman süreçlerinde bu oluşum göz ardı edilebilir ama uzun vadede haksız gücü elinde tutan kesim kendi altını oyduğunu, dayanağını kaybettiğini görür. Bu durumda bilgisayar deyimiyle tüm oluşuma format atmak gerçek bir iyi niyet ve cesaret istediğinden farklı çıkış noktaları aranır. Kaos denilen bu dönemlerde henüz tok ve güçlü kalabilmiş olan unsurlar bireysel kurtuluşlar aramaya yönelip, çoğunlukla kendi tabanını terk ederek başka şeylerin parçası olmaya doğru itilirler. Bu kalıba uymayan ve başlangıç amacını korumaya çalışan bazı ülke liderlerinin tek tek yok edilişini gördüğümüz bir dönemdeyiz. Bütüne önem vermeyen ülkeler üstü güç odakları artık sosyalizmin her türlüsünü ve ona sadık kalan liderleri hedef alan yöntemlerle çalışmakta. Toplumu oluşturan katmanlar arası iletişim günbegün zayıflamakta. Bu yeni dünyada güç aslında hiç kimsenin değil.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019