Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 65 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nilgün Serimoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1453

Gelişmekte olan ülkelerin gelişmekte olan kurumları - 25.05.2012





İktisadi Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD), ülkelerin gelişmişlik açısından sınıflandırılmasına farklı bir bakış açısı getirmeye hazırlanıyor. "Gelişmekte Olan Ülkeler" kategorisinde 30 yılı aşkın süredir kalmasına karşın halen gelişememiş ülkelerin bundan böyle "Bu Kadar Gelişebilen Ülkeler" olarak adlandırılacağını açıklayan OECD Genel Sekreteri Angel Gurria, "Onların da olup olacakları bu kadarmış demek. Kimseyi boş yere beklentiye sokmanın lüzumu yok..." Dedi. Gelişmekte Olan Ülkeler kategorisinde 30. yılını doldurmaya çok az bir süre kalan ülkelerden biri de Türkiye. Eğer kalan sürede bazı mucizeler gerçekleştiremezsek 2011 itibariyle yeni endüstrileşmiş ülke kabul edilmiş olsak da “Gelişmesinden umut kesilmiş ülkeler” kapsamında anılacağız.

Geli
şebilen, bu yolda ilerleme hızını kabul edebilir düzeyde tutan bir ülkenin nitelikleri nelerdir diye düşünürsek şunlar gündeme geliyor;“Sosyal özgürlükler ve insan hakları ilerlemiş. -Güçlü politik liderleri var -Tarım ekonomisinde endüstri ekonomisine geçiş var (Özellikle imalat sektörü) -Serbest piyasa ekonomisine hızlı bir geçiş var-Diğer ülkelerle serbest ticaret yapılıyor -Farklı ülkelerde faaliyet gösteren büyük firmaları var -Yabancı ülkelerden güçlü yatırım alıyorlar-Bölgelerinde politik olarak güçlüler-Fakirlik sınırı azalmakta. “ olması.

OECD'ye sormadan kendimiz de bu testi uygulayabiliriz. E
ğer bulunduğumuz noktayı doğru saptayabilirsek bu kez bu basamakta yönetim ve kurumlar konusuna eğilmemiz gerekir. Bir toplum gelişimini geniş bir taban üzerinde yapar. Sosyal, kültürel, ekonomik konular tek başına düşünülemez. Eğer bu ana payandalar dengeli biçimde gelişip, güçlenmezse oluşturulmaya çalışılan yapı çökmeye, ya da yabancı destekler almaya mahkûm olur. Türkiye’nin karma bir ekonomisi olduğu kabul edilirdi ama bazı düşünceler kapitalist kurallara göre işlemeye başladı. Kapitalizmin doruğunda olan ülkelerde bile tam anlamıyla uygulanamayan ve istenilen sonuçları vermeyen özelleştirme ülkemizde her alana uygulanabilir mi diye düşünmek gerekir. Özelleştirme kavram olarak milli ekonomide kamunun rolünün asgariye indirilmesi ya da tümden yok olması anlamına geliyor. Ulusallaştırmanın karşıtı olan bu uygulama serbest piyasa koşullarını da birlikte getiriyor. İlk bakışta ekonomiyi canlandırma, durağan güçleri harekete geçirme amacını vurgulayan bu uygulama, varlığı zorunlu olan alanlarda büyük bir riski de beraberinde getiriyor. Sosyal, kültürel ve eğitim konularında hizmet veren kurumlar kar amacı gütmeden devlet tarafından desteklenir. Onların gelişime olan katkıları kısa vadede ve para bazında değerlendirilmez. Eğitim, kültür, sanat konuları diğer gelişmekte olan toplum kuruluşlarına da devredilemez. Bu bir ailenin bebek yaşındaki çocuğunu diğer kendine bakamayan çocuğuna emanet etmesine benzer. Veya bahçesine diktiği bir fidana o yeterince güçlenmeden salıncak kurmasına benzer. Her durumda bir gözden çıkarma ve umursamama söz konusudur.

Birkaç tane önemli zenginimiz olması onların e
ğitim, kültür, sanat kurumlarını üstlenebilecekleri anlamına gelmiyor. Bugün hiçbir grup bu koordineleri sigorta şirketlerinin uyguladığı “Reasüre Etmek” yani dış kaynaklı garantiler almak, riski paylaşmak dışında gerektiği gibi başaramaz. O zaman bu hizmetleri veren kurumlar ve onların temsil ettikleri değerler gözden mi çıkarıldı diye düşünmek gerekir.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019