Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1734




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 47 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nilgün Serimoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1472

Hüzünlü yürüyüşlerin Türkiye'si... - 21.06.2012





Son günlerde dersem yanlış olur, son yıllarda insanlar sıklıkla yürüyorlar. Trafik yoğunluğu nedeniyle yapılan bireysel yürüyüşlerden değil, belli bir fikir etrafında toplanan insanların bedenleriyle konuşmaları niteliğindeki yürüyüşlerden söz ediyorum. Bu yürüyüşlerin açılımı “Ben de buradayım, varım, aynı şekilde düşünüyorum” diye özetlenebilir. Her beden somut bir imza demektir bu gösterilerde. İşçiler, doktorlar, sanatçılar v.b. değişik meslek grupları büyük kentlerin ana yollarında bir araya geliyorlar. Mağdurlar meydanlarda ortak çığlıklarını duyuruyorlar kamuoyu denen durağan bilince. Sormak lazım “Nereye Türkiye? Nereye yürüyorsun?”

Her yıl oldu
ğu gibi bu yıl da Haziran’ın üçüncü pazarı “Babalar Günü” kutlandı. Aslında babalar gününde Türk insanının her yerdeki Atatürk anıtlarına çelenk koyması, saygı göstermesi gerekirdi. Ulusumuz için saygıyla anılacak ortak baba odur. Fakat bu fikir uygulanabilirliğini yitirdi. Artık Atatürk anıtlarına formalitesiz çelenk falan konulamıyor. Yine de babalara yönelik bazı gösteriler, yürüyüşler yapıldı. Bunların içinde en hüzünlüsü şu anda tutuklu olan aydınların, yazarların, askerlerin çocuklarının bir araya gelerek yaptıkları oldu. Onlarla birlikte Gazeteciler Sendikası, Vardiya Bizde Platformu, Balbay'a Özgürlük Girişimi, Tuncay Özkan Gönüllüleri, CHP ve Türkiye Gençlik Birliği üyesi yüzlerce kişi Galatasaray Lisesi önünde bir araya gelerek "Babamı İstiyorum" yazılı pankart açtı. Beyaz balonlar uçurarak yakınlarına özgürlük istediler. Sloganlar eşliğinde Galatasaray Meydanı'ndan Taksim Meydanı'na yüründü. Açıklamaların ardından beyaz balonlar gökyüzüne bırakıldı. Taksim Meydanı'nda saygı duruşu ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla üzgün bir topluluğun bir paylaşımı daha sona erdi.

Aslında bu yürüyü
şler, gösteriler toplumsal bir dışavurumsa o kadar çok yürümemiz, o kadar çok bildirim yapmamız gerekir ki, buna ömürler yetmez. Çünkü farkında olduklarımız dışında gözlerimizi kapatıp, arkamızı döndüğümüz birçok toplumsal yaramız var. Karanlıktakini ışığa çıkarıp, anlatmak, öğretmek, paylaşmak görevimiz. Hem babaların hem çocukların mağdur olduğu bir toplumda bu tür günler nadiren mutlu kutlamalara sahne oluyor. Cezaevi görüş taleplerinin yanı sıra mezarlık ziyaretleri de artış gösteriyor. Sahip olduğu babayı yitirenlerin acısı daha bir deşilirken, bir de babası sokaklar olan çocukları düşünmek gerekiyor. Onlar için kim yürüyecek? Toplumun kayıp kesiminin ve kayıp çocuklarının, bilinmeyen, göz ardı edilen acılarını kimler dile getirecek? “Çıktık açık alınla, yürüyelim arkadaşlar…” 

iletisim@nilgunserimoglu.com.tr

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019