Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1739




Ülkemizde düzenlenen Müzik Festivalleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Halkın müzik zevkinin kalitesinin yükseltilmesinde bir katkısı yoktur.
Lokal müzik eylemleridir, sınırlı sayıda dinleyici kitlesine hitap etmektedir.
Sayıları çok azdır, bu nedenle artırılmalı, daha geniş halk kitlesine ulaşılmalıdır.
Müzik Festivallerine yapılacak akademik işbirliği ile eğitim-öğretim hüviyeti kazandırılmalıdır.
Ülkemizde yeterli sayıda müzik festivali yapılmakta ve yeterli sayıda dinleyiciye ulaşmaktadır.
Ülkemizin daha önemli sorunları var, şimdi festivalin sırası değil.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 








Şu an 43 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nilgün Serimoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1476

Sanat, ayıran değil birleştirendir... - 27.06.2012





Son zamanlarda Türkiye’nin sanat gündeminde oldukça sıcak konular var. Şehir Tiyatroları’nın özelleştirilme projesiyle başlayan dalga Opera-Bale, Senfoni Orkestraları ve Devlet Tiyatroları’nı da içine alarak büyümeye devam ediyor. Sanatçılar tedirgin, sanatseverler şaşkın, kimse yarının ne getireceğini bilemiyor. Yalnızca ülkemize değil tüm dünyaya yıldız sanatçılar armağan etmiş kurumların işlevlerini kısıtlamak üzere olan yaptırımların hazırlandığı söyleniyor. Şu an her şey belirsizlik çukurunda yuvarlanıyor.

Ödenekli sanat kurumlarının ve sanatçıların millete, devlete yük oldukları iddia ediliyor. Oysa birçok sanatçımız kendilerine tanınan olanakları uluslarına, ülkelerine uluslar arası saygınlık olarak geri ödüyorlar. Bu gün sınırlarımızın ötesinde bizi gururlandıran sanatçılarımız var. Bu gün bizden daha ileri konumda olan ülkelerin çok ciddi paralar ayırarak planladıkları tanıtım programlarını bizim sanatçılarımız yetenekleriyle ba
şarıyorlar. Eğer gereksiz gibi görünen sanat kurumları, bu kurumların yetiştirdiği insanlar olmasaydı bu yetenekler büyük olasılıkla gün ışığına çıkamayacaklardı.

Bu yıldızlarımızdan biri de Fazıl Say. Virtüöz Piyanist ve besteci olarak Türk adını tüm dünyada saygı ve hayranlıkla duyuran bir sanatçı. O
şimdiden küresel bir isim olarak gündeme geliyor ve başarılarının ivmesi her gün biraz daha büyüyor. Fazıl Say, içine kapanmayıp toplumsal olaylar ve politikaya karşı da duyarlı bir sanatçı.Politikada taraf olmaktan çekinmiyor. Zaman zaman haklı, aynı zamanda tepkisel çıkışları var. Son zamanlarda çok yaygın olan, yüzeysel ama anlık iletişim sağlayan Twitter’da bazı paylaşımları oldu. Bu kitlesel iletişim alanındaki paylaşımları kendi kişisel fikrimi belirtecek olursam onun düzeyindeki bir sanatçıya uygun değildi. Ülkemizde de çok izlenen, çok seveni olan bir sanatçı artık belirli bir kesimin sanatçısı değildir. Bugün Fazıl Say toplumun her katmanında tanınan ve gençler tarafından bir bakıma rol-model olarak benimsenebilecek bir sanatçı. Onun sevenleri mutlaka ateist olmak zorunda değil. Bu gün laiklik diye çırpınıyoruz. Laiklik dediğimiz zaman, bu nedenle kimseyi yargılamadan onların inançlarına saygı göstermek akla gelir. Ateizm de bir inançtır. Kimse bu nedenle eleştirilemediği gibi aksi durumlarda da eleştirilemez. Müziğin öyle etkili ve evrensel bir dili var ki, müziğin olduğu yerde zaten fazla söze gerek yok. Sevgili Fazıl Say’ın sanatı,müziği söylenmesi gerekenleri söylüyor. Hem de hiç ayırım yapmadan tüm sevenlerine.

Di
ğer yandan Fazıl Say’a açılan davaları da onaylamıyorum. Tüm dünyanın huzurunda sanatçı ve yönetimin diyalogu bu olmamalı. Onu dünyaya karşı yitirmek bizler için bir yenilgi, bir yanılgı olur. İçimizden çıkan değerleri farklı eş çözümler aramak zorunda bırakmak doğru bir şey değil. Sonunda bizim kaybımız başkalarının kazancı olur.

Artık yönetimle sanatçının uzla
şma zamanı gelmiştir. Bunu kimse göz ardı edemez. Sanat toplumun katmanları arasında kolaylıkla dolaşıp her zerreye ulaşabilen bir olgu. Gerçek sanat hiçbir görüş grubunun, düşünce sisteminin tekelinde değildir. Tüm ruhlara aynı anda seslenir. Onu anlayıp, duyumsayabilenler öfkeyi ve kini değil, sevgiyi, uzlaşmayı deneyimler. Sanat bilinçleri bölmez, ayırmaz; birleştirir, bütünler. Her gün küresel yeni bir sorunla karşılaşğımız, yaşamın herkes için kaçınılmaz bir şekilde zorlaşğı bu günlerde sanatın bir kavga platformu haline gelmesi çok acınacak bir durum. Artık hangi kanattan olursa olsun düşünebilen beyinlerin sanatın kutsallığına uyanmalarını diliyorum. Lütfen düşük düzeyli hesapları, kavgaları bu özel alana taşımayalım.

iletisim@nilgunserimoglu.com.tr

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019