Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1682




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler





 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 20 müzisyen gazete okuyor
 
 
Kadri Gürsel
 
 
Yayımlanan Sayı : 1536

Fazıl Say’ı mahkum ederek kamu barışını bozmak - 22.04.2013





İhtiyaç duyanlar, Twitter’daki Fazıl Say’a iki şekilde tepki gösterebilirdi. Bir yol, onun bir twitine 10 twitle karşılık vermek olabilirdi. İkincisi de onu hiç takip etmemekti. Ne yazarsa yazsın, kendi kendisine konuşur durumuna sokmak...

Fazıl Say’ın bir yıl önce attı
ğı o twitler, hakkında verilen 10 aylık mahkumiyet kararının yasal dayanağında iddia edildiği gibi, “kamu barışını bozmaya elverişli” değildi ki. Öfkeli Fazıl Say, twitter üzerinden İslamcı iktidara karşı ateist ayaklanma mı örgütlüyordu?

Fazıl Say’a ceza kesen mahkemenin o twitlerle kamu barı
şının bozulmaya elverişli hale getirildiğine nasıl hükmettiğini anlamak mümkün değildir.

İsteyen o twitleri saygısız, saldırgan, rahatsızlık uyandırıcı ve hatta şok edici olarak görebilir. Hatta piyanistin twitlerini, maharetli elleri ve müzisyen ruhunun varsayılan inceliğiyle paradoks oluşturur biçimde kaba bulan da çıkabilir.

Ancak, Fazıl Say twitlerinin naho
ş addolunabilecek içeriği nedeniyle, toplumsal barışımızın bozulmaya elverişli hale geldiği iddiasını destekleyecek delil yoktur.

Tersi geçerlidir. Kamu barı
şını bozulmaya elverişli hale getiren, Fazıl Say hakkında verilen mahkumiyet kararıdır.

Bu mahkumiyet kararı siyasidir ve bir korumacılık gayesi içermektedir. Ama korunmak, tahkim edilmek istenen “toplumsal barı
ş” değil, Türkiye’nin yeni tabusudur.

O twitten hareketle izaha çalı
şayım...

Bundan 30 yıl önce falan twitter olsaydı, Fazıl Say gibi isyankar ba
şka bir genç sanatçı şunu yazabilirdi mesela: “Bilmem fark ettiniz mi ama nerede yavşak, adi, magazinci, hırsız, şaklaban varsa hepsi Atatürkçü, bu bir paradoks mu?”

Ve o zamanki Türkiye’de ba
şı yine derde girerdi.

Eski Türkiye’de de zaaflı ki
şiliklerin güç ve menfaat elde etmek ya da yanlışlarını görünmez kılmak için arkasına sığındıkları tabular vardı.

O tabular
şimdi “ayaklar altında”.

Buna kar
şılık yeni tabular inşa ediliyor.

Sünni
İslam dinselliği de bunların başında geliyor.

Elhak do
ğru, dinsellik gösterisi, Fazıl Say twitindeki “münafık” karakterler açısından yeni bir menfaat sağlama alanı haline gelmiş bulunuyor. Vaziyet, laikçi müzisyenin seçici algısını harekete geçirmiş olmalıdır.

140 vuru
şla sabun köpüğü uçurulur ama aynı hacme ciltler dolusu kitabı sığdırmak da mümkündür. Sözcüklerin virtüözü olmayı becerebilen açısından twitter elbette önemli bir enstrüman.

Oysa ne Fazıl Say bir twitter virtüözüydü, ne de mahkumiyetine neden olan twitler öyle ahım
şahım 140’lıklardı.

Mamafih onu bu twitler nedeniyle mahkum etmek ifade özgürlü
ğüne olduğu kadar laikliğe de ağır bir darbe indirmiştir.

Mahkumiyet kararlarıyla çekilen kırmızı çizgiler, yeni Türkiye’de Sünni
İslam dinselliğinin eleştiriden muaf hale getirildiğini gösteriyor. Diğer taraftan azınlıktaki her türden inanç ve eğilimi, çoğunluktan güç alan nefret suçlarına karşı korumakta yargının üzerine düşeni yaptığını kimse iddia edemez.

Laiklik ise de
ğişik inanç gruplarının bir arada barış ve huzur içinde yaşayabilmesini mümkün kılan yegane perspektiftir. İnanç özgürlüğünün yanında laikliği de uygarlığımıza dair değerlerimizden biri haline getiremezsek bir demokrasi inşa edemeyiz ve bunun sonucunda kamu barışını koruyamayız.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017