Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 14
Sayı: 1734




Sizce Tarkan hala Türkiye'nin Megastarı mı?

Evet
Hayır

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler



 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 






Şu an 33 müzisyen gazete okuyor
 
 
Nilgün Serimoğlu
 
 
Yayımlanan Sayı : 1543

Baharlı biberli günler... - 10.06.2013





Bu biber başka biber… Yalnız dilimiz, gözümüz değil, ciğerimiz yandı. Çocukken büyüklere karşı geldiğimizde, ayıp laflar ettiğimizde ağzımıza biber sürmekle tehdit ederlerdi bizi. Galiba tüm Türkiye şimdi ayıp laflar ediyor ki, sokak köpeğimize, kedimize kadar bibere bulandık.


Sıcak günler ya
şıyoruz, gerçekten sıcak… Yükselen bu ısının, tansiyonun sonu ne olur bilinmez ama ”sonumuz hayır olsun” demekten başka çare yok. Yaklaşık bir haftadır hepimizin yaşamı, öncelikleri farklılaştı. Taksim Parkı’nın yok edilmesinin tetiklediği bir direniş başladı. Önce birkaç grubun üstlendiği bir hareket olarak başlayan tepki gösterme olayı bir anda ülke yüzeyine yayılıverdi. Gerçekten şaşırtıcıydı… Böyle bir şey olacağını birileri söylese inanmazdım ama oldu.

Gösteri yürüyü
şlerinde çoğunlukla ergenlik dönemini yeni atlatan çocuklar olur, yine onlara aynı yaş grubundan provokatörler eşlik ederdi.  Bu kez öyle olmadı… Her yaş ve her kesimden insan katıldı bu gösterilere. Üst düzey yöneticiler, profesörler, seçkin sanatçılar, yazarlar vardı tepki verenler arasında. Her yaştan insan katılmayı borç bilmişti bu harekete.


Taksim’e do
ğru yürürken bir aile ile bir hizaya geldik. Beş kişilik bir aileydiler. Orta yaş sınırında anne, baba, iki genç çocukları ve doksanlı yaşlarının saygınlığını yaşayan bir büyükanne.  Büyükanne yürüteçle yürüyordu. Torunlar sık sık “Babaanne sen buralarda bir yerlerde otur, biz seni dönüşte alırız. Yoruldun…” Diye yaşlı hanımefendiyi gruptan ayırmaya çalışıyorlardı.  Büyükkanne onları her seferinde reddediyor, “siz kendinize bakın, ben iyiyiyim” gibi sözlerle ikazları savuşturuyordu.  Derken, çevreden birkaç kişi de onlara katılmaya başladı. Biber gazı ile karşılaşıldığında onun kaçamayacağını, kötü bir şekilde etkileneceğini düşünüyorduk.  Bir süre daha söylenenlere karşın yürümeye devam etti, sonra birden bire durdu. Bizlere dönüp hepimizi önümüze baktıran, kendisinden özür dileten sözlerini söyledi. Aklımda kaldığı kadarı ile aktarıyorum;

Çocuklarım, benim zaten bu ya
şta buralarda kalmış olmam bir mucizedir. Gençler ölüyor… Torunlarımdan bile daha küçük çocuklar ölüyor. Evde oturup yaşlı kemiklerimi korumaya mı alayım? Olmaz… Benim büyükannem Kurtuluş Savaşında sırtında cepheye malzeme taşımış. Annem küçükmüş o zaman komşularına bırakmış. Dayım da karnındaymış o bunları yaparken. Eve çocuğuma dönemem ya da karnımdaki bebem düşer dememiş. Ne icabediyorsa onu yapmış. Ama onlar bize bir miras bıraktı; bu vatanı, Cumhuriyeti miras bıraktı. Şimdi ben torunlarıma bu mirası devredebiliyor muyum? Bana eve git diyenler cevap verin, devredebiliyor muyum? Benim torunlarım özgür bir ülkenin topraklarına doğdu. Ya sizinkiler..? Sizinkiler özgür bir ülkede yaşayabilecekler mi? Yoksa Cumhuriyet Dönemini tarih kitaplarından mı okuyacaklar? Sizler daha başınıza ne geldiğinin farkında değilsiniz. Ağaç için yürüdüğünüzü sanıyorsunuz. Ben yalnızca ağaç için değil, özgür bir ülkenin ağacı için yürüyorum.

Hepimiz huzursuzlukla sa
ğa sola bakındık. Oğlu “Korkma anne, biz de sizlerin çocuklarıyız, mirası koruruz. Benim torunlarım da özgür bir ülkenin topraklarında oynayacak sana söz veriyorum” dedi.

Yürümeye devam ettik. Bir ara o güzel aileyi yine gördüm. O
ğlu, gelini, torunları sonunda onu bir dükkânın önündeki basamaklara oturtmuş, pet şişeden akıttıkları suyla yüzünü, bileklerini ıslatıyorlardı. Dilerim iyidir… O saygıdeğer hanımefendiyi bir daha görür müyüm bilemiyorum ama ne benim, ne de o gün onu duyanların ne onu, ne de söylediklerini unutmayacakları kesin.

Kendime daha yumu
şak bir yürüyüş ayakkabısı almaya gidiyorum. Düşündüm de Kurtuluş Savaşı’nda o hanımın büyükannesi büyük olasılıkla yalınayak yürüyordu.

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2019