Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 12
Sayı: 1677




2016 yılının müzik olayı sizce hangisidir?

Ozan, besteci ve müzisyen Bob Dylan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanması!
Kanserle mücadale eden Fatih Erkoç'un, hastalığının ilerlemiş olmasına rağmen konserlerine devam etmesi!
Fazıl Say'ın Beethoven Akademi Ödülü'nü kazanması
Kanadalı yazar, ozan, söz yazarı ve müzisyen Leonard Cohen'in vefat etmesi
Taylor Swift'in Grammy Ödülü'nü kazanması
Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı'nın Devlet Çoksesli Korosu'nun provasını İzlemesi
DOB'nin 2016 yılında da sürekli Türk müzikal ve operalarına repertuarında çokça yer vermesi!

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler







 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 22 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1576

Festival... - 10.03.2014





Festival, yerel bir topluluk tarafından belirlenmiş, geleneksel olmuş gün ve tarihlerde kutlanan, gerçekleştirildiği yörenin imgesi olmuş etkinlikler bütünüdür.

Festival sözcü
ğü Latince "Festa" sözcüğünden gelir ve tanımlandığı anlamda ilk kez 13. yy.da yapılmış ve daha sonra bu çerçevede olgunlaşştır. Festivaller geleneksel anlamda, en güzel yemeklerin yapılıp sunulduğu, çevrenin daha bir özenle temizlenip konukların kabul edildiği günlerdir.

Ülkemizde çok sayıda festival gerçekle
şmektedir. Yerel anlamda, patlıcan festivalinden tutun da, kiraz, fındık, elma, üzüm ve şarap festivaline kadar yerel değerlerin en üst düzeyde sunulduğu festivaller yapılır.

Bunların yanı sıra bir de sanat eksenli festivaller vardır ki, onlar özellikle
şehirlilik kavramı üzerinden gerçekleştirilen festivallerdir. Yani yukarıdaki tanımı alın, mesela tiyatroya, müziğe, halk oyunlarına uygulayın. Ortaya çıkacak olan şey kesinlikle muhteşem bir şeydir.

Müzik Festivali, Tiyatro Festivali, Opera Festivali gibi
şehirli yüksek sanat değerlerinin festivalidir bunlar ve ülkemizde bu anlamda çok sayıda festival gerçekleşmektedir.

Bilindi
ği üzere mahalli seçimlerin hazırlıklarının yapıldığı günleri yaşıyoruz. Yaklaşık bir ay sonra yeni yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. Yeni yerel yöneticiler bir kan tazeleme, nefes alma, daha genel anlamda bir  "yenilenme - fresh" demek olacak kuşkusuz.

Siyasi partilerin yerel yöneticili
ğe talip olmuş adayları, ürettikleri  projelerini halka sunmakla meşgulken, yerel yönetimlerine talip oldukları kentleri, kasabaları sokak sokak dolaşarak, halka en kılcal noktalara kadar ulaşmaya çalışarak kendilerini anlatıp seçilmek için destek istemektedirler.

İşte bu esnada Trabzon şehri yerel yönetimine talip olmuş adaylar, Trabzon'un bir festivali olmadığını, Antalya'daki Altın Portakal, Adana'daki Altın Koza film festivalleri ayarında uluslararası bir festivali olması gerektiğini vurgulayıp bu konulardaki düşünceleri ve yapmayı arzu ettikleri şeyleri ortaya koyuyorlar. Hatta geçenlerde gazetemizde editörümüz Elif Çavuş imzalı konuyla ilgili bir haber vardı.

İşte ben bu haberleri okudukça kelimenin tam anlamıyla "sinir" olup, içimde oluşan "öfke"den patlıyorum.

Bu laflar en hafifinden deve ku
şu gibi başını kuma gömmektir.

Çünkü söyleyenlerin aksine Trabzon'un yukarıda adı geçen film festivalleri ayarında uluslararası bir festivali var.

2000 yılından beri her yıl, 1 - 15 Mayıs tarihleri arasında Devlet Tiyatroları Genel Müdürlü
ğü'nün gözetiminde, Trabzon Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü'nün organizasyonu ile gerçekleşen Uluslararası Karadeniz Tiyatro Festivali.

Yeni bir festivali dü
şünmek popülizmini yapana kadar, öncelikle bu festivale sahip çıkılmalı.

7. Süleyman Demirel Hükümeti döneminde 25 Haziran 1992 tarihinde,
İstanbul'da düzenlenen zirvede, Karadeniz havzası içinde yer alan ülkelerin siyasi ve ekonomik işbirliği içinde olması çerçevesinde imzalanan protokolle "Karadeniz Ekonomik İşbirliği Örgütü" adını alan anlaşmanın bir getirisi olarak ülkeler arası kültür ve sanat alışverişinin sağlanması amacıyla düzenlenmiş bir festivaldir. Evet, bu tiyatro festivalimiz başlangıcı itibariyle politik bir festivaldir.  "Karadeniz'e Kıyısı olan Ülkelerin Tiyatro Buluşması" adıyla başlayıp hemen akabinde festivale dönüştürülmüş ve ilk etapta, sadece Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin katıldığı festival, ilerleyen süreç içinde değişen politikalar neticesinde bu kimliğinden sıyrılarak daha geniş coğrafyaların katılımına olanak sağlayarak, daha etkin ve daha geniş anlamlı bir festival olmuştur.

Festivalin sezon sonunda, ba
şka bir deyişle mayıs ayında gerçekleşmesi, katılımların daha seçkin guruplardan oluşmasında kuşkusuz etken olmuştur.

Bu çerçevede festivale ilk katılanlar, Rusya'dan Moskova Sanat Tiyatrosu, Bugaristan'dan, Sofya Gölge Tiyatrosu ve Mim Toplulu
ğu, Moldova'dan, Kshinev Akademi Tiyatrosu, Romanya'dan Bucharest Sanat Tiyatrosu, Ukrayna'dan Odessa Dram Tiyatrosu ve Sanat Topluluğu, yine Rusya'dan Voronezh Dram Tiyatrosu ve Saint Petersburg Novoserviyevka Çehov Tiyatrosu gibi tiyatro sanatı adına çok önemli topluluklar şehrimize gelmiş ve burada Avrupa'nın seçkin sahnelerinde ayakta alkışlanan oyunlarını Trabzon'un ve bölgemizin tiyatro seyircisine sunmuşlardır.

Ba
şlangıçta festival süresince üç sahnede aynı anda temsil veren festival, daha sonra ilgisizlikten olsa gerek küçülmüş ve son yıllarda sadece Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun sahnesinde oyunlarını gösterir olmuştur.

Uluslararası Karadeniz'e Kıyısı olan Ülkelerin Tiyatro Festivali, sadece tiyatro gösterileri ile sınırlı olmayıp, temsil için gelen gurupların "workshop"ları; kentimizde ve bölgemizde tiyatroya merak salan, ilgi duyan, bunun tahsilini yapmak isteyenlere kısa süreli e
ğitim imkanları sunan bir yanıyla da hizmet vermiştir.

Bu festivalin bugüne kadar gerçekle
şen 14'nün 13'nde görev almış birisi olarak şunu söylemeden geçemem: Kuşkusuz bu festivalin en önemli eksikliği, dil sorunuydu. Festivale katılan topluluklar, kendi dillerinde oynamayı yeğledikleri için bir tercüme sorunu ister istemez ortaya çıkmaktaydı.  Festivale sağlanan onca ödeneğe rağmen oyunların Türkçe'ye çevrilmesi ancak 7. festivalde mümkün olabilmiştir. O da benim hiç mesleki alanıma girmemesine rağmen Power Point sunumu üzerinden oluşturduğum bir yöntemle kısmen sağlanabilmiş ve o tarihten sonraki festivallerde tüm eksiklere rağmen uygulanmıştır.

Festivalin devam etti
ği süreçte, oyunlar üzerinden yerel basının kimi yazarlarının yazdığı yazılar, attığı manşetler festivali yıpratır nitelikte olmuş, festival yönetimi bu anlamda yalnız bırakılmıştır. Kurum yöneticisinin tipini beğenmeyen kimi kişiler, sahnede seyrettikleri; normalde bırakın seyretmeyi, biletini almayı bile hayal edemeyecekleri oyunların kimi sahneleri hakkında yazdıkları iğrenç yazılarla, tipini beğenmedikleri kurum yöneticisini değil kuşkusuz festivali yıpratmışlardır. Bu, örtülü mikro milliyetçi tavır, söz konusu festivalin dokusuna ve dünyada tanınırlığına ciddi oranda zarar vermiştir.

Örne
ğin Moldova Kshinev Akademi Tiyatrosu'nun bir Boris Faksa rejisi olan Alman yazar Bertolt Brecht'in "Sezuan'ın İyi İnsanı" adlı epik oyununun başına gelenlere kısaca değinirsem ne demek istediğim daha bir net anlaşılır. Oyunun baş kahramanı bir Shen Te  bir"günahkâr"dır. Yani bir fahişedir. Shen Te 'i oynayan aktris oyunun bazı bölümlerinde reji gereği bir fahişe kıyafeti ile (çıplak) sahneye çıkar.

Ertesi gün Trabzon yerel basınında  kimi gazeteler, hemen hepsi sözle
şmiş gibi temelde aynı manşeti atarlar: "Tiyatro sahnesinde porno gösterisi".

Bu da yetmez  yukarıda sözünü etti
ğimiz oyunun ardından, kapitalizmin (ya da feodal güç) kadın üzerinden sömürü ve kölelik düzenini anlatan bir antik oyunla sahneye çıkan Romanya'nın Bucharest Sanat Tiyatrosu'nun oyunundaki aktrislerin tüller içindeki kısmen çıplak kıyafetlerinden dolayı (ki oyunun aslında daha sert olan bu kıyafetleri rejinin onayıyla yumuşatılmıştı), yerel basınımızın duayeni bir köşe yazarı pornografiden girer, halkın örfe ve adetlerinden çıkarak, ince bir "ahlak" döktürmesi yapar.

Ve bu böyle devam eder gider.

Olaya nereden baktı
ğınız, düşünme organınızın vücudunuzun neresinde yer aldığı önemlidir.. Çünkü, yazılarınız düşünme organınızla yazarsınız. Bunun için karaciğerinizi kullanmanız mümkün değildir.  Sahnede anlatılmak istenen, dramaturjik bir alt yapı üzerinde yükselen tiyatral anlatımı sizin hangi organınızla algıladığınız önemlidir!

Politik olarak ba
şlayan ama bölgeye çok faydası olacağı kestirildikten sonra kapsamı genişletilen bir uluslararası tiyatro festivaline davet edilen oyunlar gerçekten önemlidir. Bu oyunlar hakkında köşe yazısı yazan, manşet atan o gazetecilerin, kesinlikle bilemeyeceği, hatta hayal dahi edemeyeceği sahne gösterilerinin bu (kimilerine göre garip) şehre getirilmesi onların mikro milliyetçilik ve buram buram tutuculuk kokan duruşlarına rağmen önemlidir.

Sanırım bundan dolayı Trabzon'dan ba
şka diğer illerde devam eden benzer tiyatro festivalleri, Trabzon'daki festivalden çok sonra başlamasına rağmen her geçen gün, o bölgelerin iş adamlarının, kanaat önderlerinin, fikir adamlarının, seyircilerinin, gazetecilerinin katkılarıyla katlanarak büyümektedir

Örnek mi? Eski
şehir ve Adana Festivalleri.

Di
ğer illeri saymayayım artık.

Buraya kadar anlattıklarımdan anla
şılacağı üzere, Trabzon'a öncelikle, yerleşik tiyatrosu olduğundan dolayı kelimenin tam anlamıyla "bahşedilen" çok önemli ve çok değerli bir uluslararası tiyatro festivali bugün, örtülü mikro milliyetçiliğin ve muhafazakârlığın katkıları, yönetimsel hatalar, sponsor ilgisizliği ve sair olumsuz nedenlerden dolayı küçülmüş ve güdük hale getirilmiştir.

Bu küçülmenin nedeni sakın kültür ve Turizm Bakanlı
ğı'nın bakış açısı ile ilişkilendirilmesin,. Çünkü Adana'da yıllardır, hem de 45 gün olarak planlamış tiyatro festivali, başta Sabancı Vakfı'nın desteği olmak üzere Adanalı iş adamlarının katkıları sonucu her yıl büyüyerek devam etmektedir. Söz konusu bu festival de başlangıçta, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü'nün gözetimi Adana Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü'nün organizasyonu ile yapılmaktaydı. Halen de öyledir. Bizim de iş adamlarımız var kuşkusuz, Sabancı kadar büyük olmasa da var. Anlatabildim mi?

Hal böyleyken yepyeni arayı
şların içine girmek, elde olanı es geçmek, sahip çıkmamak, popülizmin daniskasıdır.

Önce elde olana sahip çıkmak gerekir. E
ğer mesele siyasetse, partizanlık yapmamak gerekir. Bunu yapacağınıza mesela şunu söylemek daha iyi olmaz mı? "Biz, tiyatro festivalimize parasal anlamda destek olacak iş adamlarımızı bekliyoruz. Bunun için üzerimize ne düşüyorsa yapacağız "

Evet, mesela böyle bir söylem daha iyi olmaz mı?

Sonra di
ğerleri gelir nasıl olsa?

Haksız mıyım?



Yeni bir yazıda bulu
şana değin esen kalın sevgili dostlar

Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017