Kullanıcı Adı Şifre
Üye olmak istiyorum!                Şifremi unuttum!
Yıl: 13
Sayı: 1680




Müziğin Yaşamınızdaki Yeri Nedir?

Müzik Dinlemeden Duramam.
Müzik Dinlemem
Yaşamımdaki Yeri Çok Önemlidir!
Olmazsa Olmazım Değildir!
Müzik Dinlemenin Beni Geliştireceğini Düşünürüm!
Müzik Benim İçin Zengiliktir!
Çok Önemlidir.

Sonuçları gör

Geçmişteki Anketler





 
Tavsiye Adresleri
Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.
 
E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz
 
 
Şu an 25 müzisyen gazete okuyor
 
 
Editör'den
 
 
Yayımlanan Sayı : 1582

Cephe... - 21.04.2014





Değerli sanatçı dostum sosyal medyadaki paylaşımında "Cephedeyiz" demiş.

Bu yazının yazıldı
ğı saatlerde henüz sona ermiş olan CNN TÜRK Televizyonundaki Aykırı Sorular programının ardından feysbuktaki sayfasında değinmiş bu konuya.

"Cephedeyiz" demi
ş.

Tamam, kabul ediyorum sanat kurumlarımız adına "cephedeyiz!"

Ancak bu ifade ve bu ifade çerçevesinde bulunulan yeri koruma mücadelesine ba
şlamak için geç değil mi?

Bakın dostlar, ortada, bu de
ğerli sanatçı arkadaşımın söylediği gibi bir cephe varsa (ki var), TÜSAK gündeme geldiği zaman değil, o sıralar Star TV anahaber bültenini sunan Uğur Dündar'ın da katkılarıyla, 2001 Ekim ayının bir günün de, dönemin Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Rahmi Dilligil'in, bir sivil polis memuru tarafından, başı bastırılarak polis otosuna bindirilip gözaltına alındığı zaman açılmıştır.

Amacı sadece Devlet Tiyatrolarının i
şlemeyen, dönmeyen, köşebaşlarını tutmuş kişilere endeksli çarkını döndürmek, işler hale getirmek olan bir genel müdürün, DT'nin bir bölge tiyatrosunda yolsuzluk yapıldığı iddiasıyla gerçekleşen operasyonun başladığı gün "cephe" açılmıştır aslında.

Yolsuzluk var veya yok, o konum de
ğil, onun kararını yargı verdi zaten. Ama asıl demek istediğim, "cephe"yi kavramakta geç kalındığını vurgulamaktır.

Bugün TÜSAK denilen ve sahne sanatları için "tuzak" olarak de
ğerlendiren bu mesele aslında belli tayfanın hep gündeme getirdiği, 657'ye dahil olmamak için dillendirdiği "memur sanatçı"; eski asker, yeni cemaatçi ve edebiyatçı İskender Pala ve onun gibilerin "bankamatik sanatçısı" ve özellikle son on yıldır Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın dillendirdiği "çalışmayan sanatçı"dan feyz alınarak, esinlenilerek ortaya çıkarılmış bir proje değil midir? 

1974 yılında yürürlü
ğe giren, hem Devlet Tiyatrosu'nda, hem Devlet Opera ve Balesi'nde ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü'ne bağlı devlet senfoni orkestralarında iyileşmeye, günü ve çağı yakalamayı amaçlayan, sanatçıyı ve icra edilen sanatı destekleyen yönetmelik hükümleri o günden beri uygulanmazken ve tüm sanatçılar uygulanmamasına ses çıkarmazken, şimdi hangi "cephe"den söz ediliyor, merak içindeyim?

TÜSAK yasala
şğı takdirde, 11 kişiden oluşacağı bilinen kurulun iki dudağı arasına sıkıştırılmış sanatsal yaptırımı asla kabul edemeyiz diyen sanatçılar ve onların idarecileri, devletin verdiği ödeneği "sanatta tasarruf olmaz" ilkesinin arkasından dolaşarak istedikleri gibi, iki dudakları arasında şekillendirirken mesele yoktu da, TÜSAK'la mı bir mesele var şimdi?

Tabii ki bir i
ş kolunu o işi yapan kişiler yönetmelidir. Çağdaş dünyanın gereğidir bu. Ama o iş kolunu yönetmek için seçilen, atanan o meslek erbabı olan kişiler, o iş kolunun ilkelerini oluşturan kuralların arkasından dolanıp, makyavelist ve bir tutumla ellerindeki gücü kendilerine ve çevrelerinde oluşturdukları kolonileri için kullanıyorlarsa o zaman ne olacak?

Kısaca demem o ki, o iki dudak, senden di
ğer tarafa geçtiği zaman mı "cephe" de olunuyor?

Bunun denetlenmesi gerekmez mi?

Yıllarca Devlet Tiyatrosu'nda çalı
şş, bir takım olumsuzlukları bizatihi içinde yaşamış birisi olarak, projeksiyonun her yanına bakmak ve öyle değerlendirme yapmak arzusundayım.

Sanatın ve sanatçının sansür edilmesi söz konusu olamaz.

Yukarıdaki emir verene sorarak sanat yapan bir sanatçının üretece
ği sanat değil "çöp"tür.

Orada sanattan söz edilemez.

Ama TÜSAK meselesinde sanat icra eden yönetici sanatçıların ve onların emri altında sanatlarını icra etmeye çalı
şan çoğunluk sanatçıların ciddi hataları ve bu hatalarda ciddi sorumlulukları vardır.

Enver Aysever'in bir haftasonu e
ğlencesi programından öteye gidemeyen, yer yer TÜSAK'ın konuşulduğu programda, yine en doğru ve en can alıcı, haklı sözleri, Enver Ayvsever'in konuyu başka yere taşımak istemesine rağmen "ben TÜSAK'ı konuşmak istiyorum" diyerek ısrarla gündeme getiren tiyatro sanatçısı Laçin Ceylan söyledi.

Yukarıda da dedi
ğim gibi TÜSAK, memur sanatçı, bankamatik sanatçısı, çalışmayan sanatçıdan yola çıkılarak ortaya çıkarılmış bir projedir.

Ülkeyi ve siyaseti yöneten
şark kurnazlarının TÜSAK gibi bir benzin bidonuyla sanatın üzerine yürüdüğü şu günlerde,  sanat kurumlarını yönetenler tüm personelini çalıştırması, hatta ve hatta tüm personeli azami düzende çalıştırmaya özen göstermesi gerekir.

Şimdi yapıldığı gibi bir avuç kadrolu sanatçıyla, kafelerden toplanmış ve idareye kayıtsız şartsız biat edecek sözleşmeli sanatçıyla, gala konserler, İngiltere'nin bulvar tiyatrolarını aratmayan üslupla bir saatlik oyunlar, distrübisyonlarda birkaç rol yazarak, doğru dürüst ödenek verilmeyen göstermelik festivaller düzenleyerek, yurt içi ve yurt dışı turnelere hep aynı oyunları ve sanatçıları göndererek TÜSAK ile mücadele ettiklerini sanmasınlar. Beni bu şekilde TÜSAK ile mücadele yapıldığına inandıramazlar.

Sana TÜSAK'ı dayatan
şark kurnazlarına karşı uyanık olacaksın, kurnaz olacaksın, yoksa birde bakarsın ki enselenmişsin sanatçı dostum.

Bu
şark kurnazlarının kurnazlığına en daniskasından yanıt vermezsen, bu kurnazlığı ispatlayamazsan, bu memleket bunu yapamayanı dövmekle meşguldür unutma bunu sanatçı dostum.

Müfit Semih Baylan
Editör

 

 

0 adet yorum yazılmıştır. Yorumları okumak yada yorum yazmak için sisteme giriniz.



Yazıyı Tavsiye Et
 
Tavsiye Adresleri


Birden fazla adresi enter tuşunu kullanarak alt alta ekleyebilirsiniz.

E-Posta Adresiniz
Adınız Soyadınız
Notunuz

Tüm Hakları Saklıdır © 2005-2017